Kur’an-ı Kerim’de iman sahibi kimselerin kalpleri için de farklı tabirler kullanılmıştır. Bunlardan ikisi “günahla örtülme” ve “paslanma”dır.
Günahla örtülü kalp: Meşhur sahabi Ebu Hüreyre r.a., Hz. Peygamber s.a.v.’in şöyle buyurduğunu haber verir:
“Mümin bir günah işlediği vakit kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer kendini günahtan alıkor, istiğfar ve tevbe ederse kalp parlar. Ama tevbe etmez, günaha devam ederse o siyahlık artar ve sonunda kalbi tamamen kaplar. İşte bu, Allah Tealâ’nın: ‘Hayır, öyle değil; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp köreltmiştir.’ (Mutaffifîn, 14) ayetinde anlatılan, kalbin paslanması ve günahla örtülmesidir.” (Tirmizî, İbn Mâce)
Paslanmış kalp: Kalp, ayna gibidir. Yukarıdaki ayette beyan buyurulduğu üzere gaflet, günah ve kötü ahlâk gibi şeylerle paslanır. Onun cilası ise iki şeyle mümkündür: Biri tevbe ve istiğfar, diğeri de zikir. Şunu unutmamak gerekir ki, zikir bir ilaçtır. O da ehil olan bir tabipten, yani bir mürşid-i kâmilden alınır.
Kalp paslanınca, paslı ayna gibi gördüğünü tam yansıtamaz. Hakkı bâtıl, bâtılı hak görebilir. Pas çoğalınca düşünce ve anlayış bozulur. Hakk’ı kabul edemediği gibi, bâtılı da inkâr edemez.
Meşhur alimlerimizden İmam Gazâlî rh.a. hazretleri bu hususta şöyle demiştir:
“Kalp, parlak bir ayna gibidir. Kötü ahlâk ise aynanın parlaklığını gideren leke ve is gibidir. Onu karartır. Bu zulmet sebebiyle Allah Tealâ’nın gösterdiği yolu göremez olur. Önüne perdeler, engeller çıkar. Güzel ahlâk ise kalbe ulaşan nur ve ışık gibidir. Onu günah lekelerinden ve karartılarından temizler.”
Kalbin pas tutması bir çeşit cezadır. Gerçeği algılama yeteneğinin bitme noktasına geldiğini ifade eder. Bu derece paslanan bir kalp artık işlevini göremez hale gelir.
Kalbin pası, Kur’an okumak, Allah’ı zikretmek ve güzel ahlâk sahibi olmakla giderilir. Nitekim Efendimiz s.a.v. şöyle buyurur:
“– Şüphesiz kalpler de demirlerin paslandığı gibi paslanır.
Bunun üzerine;
– Ya Rasulallah, onun cilası nedir, diye sorulur. Allah Rasulü s.a.v. de şöyle cevaplar:
– Kalplerin cilası Kur’an okumak, Allah’ı çokça zikretmek ve ölümü çok hatırlamaktır.” (Beyhakî, Ali el-Müttakî)
linkten alinti.
Günahla örtülü kalp: Meşhur sahabi Ebu Hüreyre r.a., Hz. Peygamber s.a.v.’in şöyle buyurduğunu haber verir:
“Mümin bir günah işlediği vakit kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer kendini günahtan alıkor, istiğfar ve tevbe ederse kalp parlar. Ama tevbe etmez, günaha devam ederse o siyahlık artar ve sonunda kalbi tamamen kaplar. İşte bu, Allah Tealâ’nın: ‘Hayır, öyle değil; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp köreltmiştir.’ (Mutaffifîn, 14) ayetinde anlatılan, kalbin paslanması ve günahla örtülmesidir.” (Tirmizî, İbn Mâce)
Paslanmış kalp: Kalp, ayna gibidir. Yukarıdaki ayette beyan buyurulduğu üzere gaflet, günah ve kötü ahlâk gibi şeylerle paslanır. Onun cilası ise iki şeyle mümkündür: Biri tevbe ve istiğfar, diğeri de zikir. Şunu unutmamak gerekir ki, zikir bir ilaçtır. O da ehil olan bir tabipten, yani bir mürşid-i kâmilden alınır.
Kalp paslanınca, paslı ayna gibi gördüğünü tam yansıtamaz. Hakkı bâtıl, bâtılı hak görebilir. Pas çoğalınca düşünce ve anlayış bozulur. Hakk’ı kabul edemediği gibi, bâtılı da inkâr edemez.
Meşhur alimlerimizden İmam Gazâlî rh.a. hazretleri bu hususta şöyle demiştir:
“Kalp, parlak bir ayna gibidir. Kötü ahlâk ise aynanın parlaklığını gideren leke ve is gibidir. Onu karartır. Bu zulmet sebebiyle Allah Tealâ’nın gösterdiği yolu göremez olur. Önüne perdeler, engeller çıkar. Güzel ahlâk ise kalbe ulaşan nur ve ışık gibidir. Onu günah lekelerinden ve karartılarından temizler.”
Kalbin pas tutması bir çeşit cezadır. Gerçeği algılama yeteneğinin bitme noktasına geldiğini ifade eder. Bu derece paslanan bir kalp artık işlevini göremez hale gelir.
Kalbin pası, Kur’an okumak, Allah’ı zikretmek ve güzel ahlâk sahibi olmakla giderilir. Nitekim Efendimiz s.a.v. şöyle buyurur:
“– Şüphesiz kalpler de demirlerin paslandığı gibi paslanır.
Bunun üzerine;
– Ya Rasulallah, onun cilası nedir, diye sorulur. Allah Rasulü s.a.v. de şöyle cevaplar:
– Kalplerin cilası Kur’an okumak, Allah’ı çokça zikretmek ve ölümü çok hatırlamaktır.” (Beyhakî, Ali el-Müttakî)
linkten alinti.
Son düzenleme: