- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
GÖRGÜSÜZLÜK!
- Hasta ziyaretinde aynı hastalıktan vefat etmiş başkasından bahsetmek.
- Misafirin yanında bir şeyin kaybolduğunu söylemek ve hele de şurayı burayı karıştırıp aramak.
- Öğrencinin “-Hocam..” diye hitap ederken “-Ömer Hocaaam!” diyerek hocanın ismini de anması.
- Akademisyenin kapıya, masaya, arkadaki tabloya, süs halısına ve neredeyse kendi alnına unvanını yazması.
- Telefona arama müziği olarak kıvrak göbek havaları yüklemek ve camide, cenazede, derste, taziyede… sessize almamak.
- Şiir okunurken araya girmek.
- Hesap ödemede: “Yok! Valla olmaz! Ben ödeyecem! Garsooon, sakın alma!” diye kendini paralamak.
- Yüzde yüz doğru da olsa evlada babayı kötülemek.
- Yaşlı büyüğün yanında, aynı yaşlarda rahmetli olmuş birinden bahsederken: “-Zaten yaşlıydı… Allâh, gençleri korusun…” gibi densizce laflar etmek.
- Bir açıklamada bulunurken, “Ya…” ünlemiyle söze başlamak.
- Teşekkür edilince “-Önemli değil…” demek.
(Hele “Sorun değil… ” zaten facia!)
- Kendi paylaşımını herkesten önce kendisi “beğen”mek.
- Taziyelerde başsağlığı, rahmet, fatiha dışında yarenlikler etmek, rahmetlinin nasıl öldüğünü sormak.
- Çok gerekmedikçe sabah 09.00’dan önce ve akşam 22.00’den sonra telefonla aramak.
- Yemek yiyeni, uyuyanı, okuyanı… bön bakışlarla izlemek.
- Veli toplantılarında: “-Binim çucuoom… Binim çucuoom…” diye çığlıklar atarak ne kadar bilinçli olduğunu; temizliğe, hijyene ne denli önem verdiğini tekrar tekrar anlatmaya bayılmak.
- Kendinden büyük birine: “Aferin… Bırroo… Helal olsun…” gibi yılışmalarla takdirlerini sunmak.
- Evde kalmışa yaşını, dar gelirliye maaşını sormak.
…
..................................................
Ömer DEMİRBAĞ
(Y.Y.Ü.)
- Hasta ziyaretinde aynı hastalıktan vefat etmiş başkasından bahsetmek.
- Misafirin yanında bir şeyin kaybolduğunu söylemek ve hele de şurayı burayı karıştırıp aramak.
- Öğrencinin “-Hocam..” diye hitap ederken “-Ömer Hocaaam!” diyerek hocanın ismini de anması.
- Akademisyenin kapıya, masaya, arkadaki tabloya, süs halısına ve neredeyse kendi alnına unvanını yazması.
- Telefona arama müziği olarak kıvrak göbek havaları yüklemek ve camide, cenazede, derste, taziyede… sessize almamak.
- Şiir okunurken araya girmek.
- Hesap ödemede: “Yok! Valla olmaz! Ben ödeyecem! Garsooon, sakın alma!” diye kendini paralamak.
- Yüzde yüz doğru da olsa evlada babayı kötülemek.
- Yaşlı büyüğün yanında, aynı yaşlarda rahmetli olmuş birinden bahsederken: “-Zaten yaşlıydı… Allâh, gençleri korusun…” gibi densizce laflar etmek.
- Bir açıklamada bulunurken, “Ya…” ünlemiyle söze başlamak.
- Teşekkür edilince “-Önemli değil…” demek.
(Hele “Sorun değil… ” zaten facia!)
- Kendi paylaşımını herkesten önce kendisi “beğen”mek.
- Taziyelerde başsağlığı, rahmet, fatiha dışında yarenlikler etmek, rahmetlinin nasıl öldüğünü sormak.
- Çok gerekmedikçe sabah 09.00’dan önce ve akşam 22.00’den sonra telefonla aramak.
- Yemek yiyeni, uyuyanı, okuyanı… bön bakışlarla izlemek.
- Veli toplantılarında: “-Binim çucuoom… Binim çucuoom…” diye çığlıklar atarak ne kadar bilinçli olduğunu; temizliğe, hijyene ne denli önem verdiğini tekrar tekrar anlatmaya bayılmak.
- Kendinden büyük birine: “Aferin… Bırroo… Helal olsun…” gibi yılışmalarla takdirlerini sunmak.
- Evde kalmışa yaşını, dar gelirliye maaşını sormak.
…
..................................................
Ömer DEMİRBAĞ
(Y.Y.Ü.)