Akşamlar, böyle kâbus getirmezdi
Bu şehre can…
Yine çoluk çocuk, kavim kardaş düşmüş yollara.
Medine kapısında müthiş izdiham,
Dört burç arası, dört duvar,
İçimde sana dair bir korku var.
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…
Kırkikindi yağmurlarında ıslandım,
Ama gör ki hala uslanmıyorum,
Arsızca, Arsuz’un kıyılarına adını yazıyorum,
Evvel ve ahir,
Batın ve zahirde Sen,
Bu kıyılara isminle şerh düşmek,
Ne günahtır bir bilsen…
Günahkârca kaçıyorum sonra,
Şehirden,
Kendimden,
Ve Senden…
Akşamlar, böyle uğultu getirmezdi
Bu şehre can…
Buğulu camların ardından,
Uzayan Halep kervanlarına seni soruyorum.
Bir Hıdrellez sabahında uyanarak,
Ümmü Gülsüm’le sana ağlıyorum.
Gördüğüm herkese anlatın diyorum,
Anlatın…
Misal, Büyük Tufanı,
Kays’ın divaneleştiği zamanı,
Cindi önünde katledilen Şahmeranı…
Düşlerimi hayra yoranım yok,
Dönüp, mısraların en kuytularında,
Molla Cami’ye, Hafız Şirazi’ye sığınıyorum…
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…
Ben bir kez ağladım,
Bu şehir büsbütün yandı…
Bu şehir büsbütün yanarken,
Benim gözlerime can,
Benim gözlerime…
Yağmur yağdı,
Yağmur yağdı…
Bu şehre can…
Yine çoluk çocuk, kavim kardaş düşmüş yollara.
Medine kapısında müthiş izdiham,
Dört burç arası, dört duvar,
İçimde sana dair bir korku var.
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…
Kırkikindi yağmurlarında ıslandım,
Ama gör ki hala uslanmıyorum,
Arsızca, Arsuz’un kıyılarına adını yazıyorum,
Evvel ve ahir,
Batın ve zahirde Sen,
Bu kıyılara isminle şerh düşmek,
Ne günahtır bir bilsen…
Günahkârca kaçıyorum sonra,
Şehirden,
Kendimden,
Ve Senden…
Akşamlar, böyle uğultu getirmezdi
Bu şehre can…
Buğulu camların ardından,
Uzayan Halep kervanlarına seni soruyorum.
Bir Hıdrellez sabahında uyanarak,
Ümmü Gülsüm’le sana ağlıyorum.
Gördüğüm herkese anlatın diyorum,
Anlatın…
Misal, Büyük Tufanı,
Kays’ın divaneleştiği zamanı,
Cindi önünde katledilen Şahmeranı…
Düşlerimi hayra yoranım yok,
Dönüp, mısraların en kuytularında,
Molla Cami’ye, Hafız Şirazi’ye sığınıyorum…
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…
Ben bir kez ağladım,
Bu şehir büsbütün yandı…
Bu şehir büsbütün yanarken,
Benim gözlerime can,
Benim gözlerime…
Yağmur yağdı,
Yağmur yağdı…