SIRA SİZE DE GELECEK
İşte, işkence saati yine başladı... İsmi Yasef olan Yahudi komutan, bir taraftan vücuduma elektrik veriyor, diğer taraftan da; Türk terörist, merak etme az kaldı. Irak, İran ve Suriyeden sonra sıra Türkiyeye de gelecek. Kadınlarınız hizmetçilerimiz, erkekleriniz de kölelerimiz olacak. İstanbula geldiğimizde ilk olarak dedeniz Abdülhamidin mezarını ateşe vereceği diyordu.
90 ESİR DELİRDİ
Yaşadıklarını, muhabirimiz Adem Özköseye anlatan İbrahim Şen, Guantanamoda Delirtme odası denilen bir bölüm bulunduğunu ve burada, insanlık dışı işkencelere maruz kalan 90 esirin delirdiğini söyledi.
KAMP, YAHUDİ KAYNIYOR
Guantanamodaki askerlerin yüzde 90ının başında kippa vardı. İsimleri de hep Yahudi isimleriydi. Guantanamoda bizim tesbit ettiğimiz 15 Yahudi haham vardı. Esir âlimlerin sorgularında, en az bir haham bulunuyordu. "SUNUŞ
İbrahim Şen.... Van nüfusuna kayıtlı ve şu an 25 yaşında... Fıkıh ilmine olan yoğun ilgisi sebebiyle Vandan Afganistana giden Şen, Kandaharda eğitim gördüğü medresenin bombalanması üzerine Türkiyeye dönmek için yola çıkarken, Guantanamo üssüne doğru uzanacak günlerin başlangıcında olduğundan habersizdi. 2 yıl 3 ay Guantanamoda tutulan Şenin yaşadıkları, özelde İslâm dünyasının, genelde dünya halklarının nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını en çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Şenin anlattıkları, insanı dehşete düşürüyor. Ya anlatamadıkları!.. 2 gün sürecek olan röportajımızda, başta Guantanamodaki direniş olmak üzere birçoğu ilk defa kamuoyuna yansıyacak olan bilgi ve olaylarla karşılaşacaksınız. İşte, Guantanamo tutuklusu İbrahim Şenin soluk kesen hikâyesi...
Sorgu odasına girer girmez yerlere atılmış Kuran-ı Kerimler dikkatimi çekti. Kadın askerler, üzerimdeki elbiseleri yırtıp, bana fiziksel ve sözlü tacizde bulunmaya başladılar. Bir taraftan İslâma ve Peygamberimize hakaretler ediyor, diğer taraftan da benim çıplak haldeki fotoğraflarımı çekiyorlardı. O an öyle utandım ki, Rabbime canımı alması için dua etmeye başladım.
Hele bir de işkence görürken yaralanırsanız, asıl o zaman azabın büyüğü başlıyordu. Örneğin; işkence esnasında kolunuz bir yerden kırılırsa, kolunuzu kesip atıyorlardı. Bu şekilde 30a yakın tutuklunun kolunu herkesin gözü önünde kestiler. Yaralı tutukluların kollarını kırarken bir amaçları da bizi korkutmaktı.
İşte, işkence saati yine başladı... İsmi Yasef olan Yahudi komutan, bir taraftan vücuduma elektrik veriyor, diğer taraftan da; Türk terörist, merak etme az kaldı. Irak, İran ve Suriyeden sonra sıra Türkiyeye de gelecek. Kadınlarınız hizmetçilerimiz, erkekleriniz de kölelerimiz olacak. İstanbula geldiğimizde ilk olarak dedeniz Abdülhamidin mezarını ateşe vereceği diyordu.
90 ESİR DELİRDİ
Yaşadıklarını, muhabirimiz Adem Özköseye anlatan İbrahim Şen, Guantanamoda Delirtme odası denilen bir bölüm bulunduğunu ve burada, insanlık dışı işkencelere maruz kalan 90 esirin delirdiğini söyledi.
KAMP, YAHUDİ KAYNIYOR
Guantanamodaki askerlerin yüzde 90ının başında kippa vardı. İsimleri de hep Yahudi isimleriydi. Guantanamoda bizim tesbit ettiğimiz 15 Yahudi haham vardı. Esir âlimlerin sorgularında, en az bir haham bulunuyordu. "SUNUŞ
İbrahim Şen.... Van nüfusuna kayıtlı ve şu an 25 yaşında... Fıkıh ilmine olan yoğun ilgisi sebebiyle Vandan Afganistana giden Şen, Kandaharda eğitim gördüğü medresenin bombalanması üzerine Türkiyeye dönmek için yola çıkarken, Guantanamo üssüne doğru uzanacak günlerin başlangıcında olduğundan habersizdi. 2 yıl 3 ay Guantanamoda tutulan Şenin yaşadıkları, özelde İslâm dünyasının, genelde dünya halklarının nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını en çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Şenin anlattıkları, insanı dehşete düşürüyor. Ya anlatamadıkları!.. 2 gün sürecek olan röportajımızda, başta Guantanamodaki direniş olmak üzere birçoğu ilk defa kamuoyuna yansıyacak olan bilgi ve olaylarla karşılaşacaksınız. İşte, Guantanamo tutuklusu İbrahim Şenin soluk kesen hikâyesi...
Sorgu odasına girer girmez yerlere atılmış Kuran-ı Kerimler dikkatimi çekti. Kadın askerler, üzerimdeki elbiseleri yırtıp, bana fiziksel ve sözlü tacizde bulunmaya başladılar. Bir taraftan İslâma ve Peygamberimize hakaretler ediyor, diğer taraftan da benim çıplak haldeki fotoğraflarımı çekiyorlardı. O an öyle utandım ki, Rabbime canımı alması için dua etmeye başladım.
Hele bir de işkence görürken yaralanırsanız, asıl o zaman azabın büyüğü başlıyordu. Örneğin; işkence esnasında kolunuz bir yerden kırılırsa, kolunuzu kesip atıyorlardı. Bu şekilde 30a yakın tutuklunun kolunu herkesin gözü önünde kestiler. Yaralı tutukluların kollarını kırarken bir amaçları da bizi korkutmaktı.