Güçlü iman nedir?
İman ve ibadetle ilgili birbirine yakın üç kavram vardır.
Bunlar, huzur-u daimî, hakkal-yakîn ve ihsandır.
Hakkal-yakîn, kendisinden önce gelen iman mertebelerinden ilme l-yakîn ve aynel-yakînin üçüncüsü ve en üstünüdür.
İhsan, iman ve İslâmdan sonra gelir ve ibâdette en kemal mertebedir.
Huzur-u daimî ise, her an Allahın huzurunda olduğunu hissetme hâlidir ve mârifetullahta pek mühim ve faziletli bir yeri vardır.
Bunların hepsi de, tahkikî imanla ilgilidir. Çok kuvvetli ve sarsılmaz bir imanın ifadesidir.
Hakkal-yakîn, iman hakikatini tam hissetmek, zevketmek ve yaşamaktır. Nasıl ki, mutfaktaki yemeğin varlığı üç yolla bilinir. Birisi onun kokusunu duyunca ne olduğunu anlamaktır ki, buna ilmel-yakîn denir. Diğeri, gidip gözle görmektir ki, aynel-yakîndir. Üçüncüsü ise, bizzat yemek, onun tadına bakmak ve özelliklerini hissetmektir. Nasıl ki, sonuncusu en kuvvetli bilgi ise, hakkal-yakîn de, en kuvvetli iman mertebesidir.
İhsan ise, Allahı görür gibi ibadet etmektir. Peygamberimiz bir hadislerinde bunu anlatırken, İhsan, Allahı görür gibi ibadet etmektir. Her ne kadar sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor buyurmuştur. Bu durumda ihsan, Allahın seni gördüğünü bilme şuurudur bir bakıma.
Bir gün Beyazid-i Bestamî Hazretleri namaz kılarken evine hırsız girmiş ve ne var ne yok her şeyi toplayıp gitmiş. Nasıl olur, sen evde iken her şeyi alır gider. Hiçbir şey duymadın mı? diye sormuşlar.
Ben o anda namaz kılıyordum. Rabbimle beraberdim. Hiçbir şey ne gördüm, ne duydum demiş. İşte ihsan budur. Tıpkı Hz. Ali Efendimizin (r.a.) ayağına batan oku, namaza durduğu zaman çıkarmalarını istemesi gibi. Çünkü o anda kendinden geçiyor ve namaz ona, ameliyat anında kullanılan bir anestezi görevi
İman ve ibadetle ilgili birbirine yakın üç kavram vardır.
Bunlar, huzur-u daimî, hakkal-yakîn ve ihsandır.
Hakkal-yakîn, kendisinden önce gelen iman mertebelerinden ilme l-yakîn ve aynel-yakînin üçüncüsü ve en üstünüdür.
İhsan, iman ve İslâmdan sonra gelir ve ibâdette en kemal mertebedir.
Huzur-u daimî ise, her an Allahın huzurunda olduğunu hissetme hâlidir ve mârifetullahta pek mühim ve faziletli bir yeri vardır.
Bunların hepsi de, tahkikî imanla ilgilidir. Çok kuvvetli ve sarsılmaz bir imanın ifadesidir.
Hakkal-yakîn, iman hakikatini tam hissetmek, zevketmek ve yaşamaktır. Nasıl ki, mutfaktaki yemeğin varlığı üç yolla bilinir. Birisi onun kokusunu duyunca ne olduğunu anlamaktır ki, buna ilmel-yakîn denir. Diğeri, gidip gözle görmektir ki, aynel-yakîndir. Üçüncüsü ise, bizzat yemek, onun tadına bakmak ve özelliklerini hissetmektir. Nasıl ki, sonuncusu en kuvvetli bilgi ise, hakkal-yakîn de, en kuvvetli iman mertebesidir.
İhsan ise, Allahı görür gibi ibadet etmektir. Peygamberimiz bir hadislerinde bunu anlatırken, İhsan, Allahı görür gibi ibadet etmektir. Her ne kadar sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor buyurmuştur. Bu durumda ihsan, Allahın seni gördüğünü bilme şuurudur bir bakıma.
Bir gün Beyazid-i Bestamî Hazretleri namaz kılarken evine hırsız girmiş ve ne var ne yok her şeyi toplayıp gitmiş. Nasıl olur, sen evde iken her şeyi alır gider. Hiçbir şey duymadın mı? diye sormuşlar.
Ben o anda namaz kılıyordum. Rabbimle beraberdim. Hiçbir şey ne gördüm, ne duydum demiş. İşte ihsan budur. Tıpkı Hz. Ali Efendimizin (r.a.) ayağına batan oku, namaza durduğu zaman çıkarmalarını istemesi gibi. Çünkü o anda kendinden geçiyor ve namaz ona, ameliyat anında kullanılan bir anestezi görevi