Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

mihru vefa

talib-i aşk
 
Üyelik Tarihi
3 Nis 2007
Mesajlar
200
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Galatasaray
GÜL AŞKIN MİHRABIDIR



Başkaları gülü bir çiçek diye sever belki de. Ama biz, gülü gül olduğu için severiz. Bizim için gül sevgilidir, gül güzelliktir, gül coşkudur. Gül, esmanın eşyaya tecellisinin esrarıdır. Gül aşktır, gül sevinçtir, gül bahar muştusudur... Gül, ezelle ebed arasındaki bütün zamanların en güzelinden yansımalar taşıdığı için güzeldir. Ve katmer gül; rengini şehit kanından, kokusunu Efendimiz (A.S.) ın mübarek teninden aldığı için çiçekler sultanıdır.
Bu sebeple olsa gerek, gülün kokusuyla kendimizden geçeriz. Başka bir aleme gideriz. Yol buluruz mâverâya... Biz güle, gülistanda açan katmer güllere Peygamberlik Gülzarının Eşsiz Gülü nün remzi olduğu için vurgunuz. Ve gülü her kokladığımızda salâvat getiririz, Onun terinin kokusundan bir zerreyi teneffüs ettiğimizden...
Gülü tarife ne hacet; gül Sevda-yı Muhammedîdir. Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde, ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır. Ve bizler, gönlü gülşen olan insanlara meftun oluruz, Kainatın Solmayan Gülünün aşkıyla... Gün gelir, gözyaşıyla gül sularız. Bir gül için bin dikene su veririz. Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde gül vardır.
O, aşkımızın mihrabındaki gül... O, alemlere rahmet olarak gönderilen bir rasûl... O, çöl sıcağındaki bir kevser şelâlesi... O, teşrifiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şulesi... Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan yıldızlar, Onun sönmeyen ışığının en mütevazi kandilleri... Sera da, süreyya da Onun nuruyla aydınlanır... Onun sîreti bir amaç, Onun sünneti bir hidayet, Onun sureti gönüllere ülfet ve nimet veren bir âb-ı hayat... Ruhumuz Ona aşık... O, gül mushaflı sevdamızın sembolü... O, onsekiz bin alemin emsali olmayan gülü...
Divan şairimiz Fuzûlî Su Kasidesinde:
Suya versün bağban gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek, verse bin gülzâre su.
diye O Gülün dünyaya bir kere geleceğini, bahçıvanın bin gül bahçesini sulasa, sele verse dahi Onun yüzü gibi bir gül açılmayacağını en lâtif bir biçimde ifade ediyor...
Lâkin, O Gülün sevdasını kelimelerle anlatmak, dizelerle vasfeylemek ne mümkün? O, levlâke, levlâk... sırrının muhatabı olan hayat güftesi... O, tebessümünden cennetler yaratılan mutluluk bestesi... O, bütün çağların önünü aydınlatarak ademoğlunu karanlıktan kurtaran yaratılmışların en yücesi... O, Rabbimizin terbiyesiyle yetişmiş bir ahlâk abidesi... O, çaresizlerin çaresi... O, kimsesizlerin kimsesi... O, hurma kütüğünün bile hasretinden inlediği bir ülfet çeşmesi... O, vefanın zirvesi... O, insanların en sabırlısı, en hoşgörülüsü, en azimlisi, en kararlısı... O, yiğitlik ve cömertlik timsali... O, kainatın bir numune-i imtisali... O, efendiler efendisi... O, Allahın müjdesi... O, insanlığın müjdecisi... O; hem Halîl, hem Habîb, hem Sıddîk, hem Emîn... O, sevgi tohumları atıp, kardeşlik duyguları yeşerten; toprağa yağmur, karanlığa nur ve gönlümüze sürur olan sevgililer sevgilisi...
Onda toplanmıştır bütün güzellikler... O, hep ümmetim, ümmetim diyen, nefsim demeyen Hâtemül Enbiyâ tacının sahibi... O, Sidretül Müntehanın misafiri... O, Gâye İnsan... O, Mahşer günündeki tek sığınak... O, kırık gönüllerin mimarı... O, Hakka giden yolun rahmet kapısı... O, İslâmı bütünüyle hayatında billurlaştıran, bizatihi İslâmın kendisi olan Habib-i Kibriya... O, çöle inen nuru bütün cihana yayarak tebliğini tamamlayan nebiler nebisi... O, tek Rehber... Aşıklar Onun için yanar... Sadıklar Onun için ağlar... Rüzgar Onun yadıyla eser... Bülbüller Onun kokusunun olmadığı yerlerde susar... Onun izinden gitmeyen saadet bulamaz. Onun nuruna pervane olmayan mahşerde kurtulamaz...
O, ilâhi nizamın namütenahi güzelliğini bahşetti gönüllerimize... O, ruhlarımıza üflediği sonsuzluk aşkıyla hilkatin esrarını öğretti bize... Onsuz ne farkı vardı gündüzlerin geceden?.. Ona gelen vahiyle aydınlandık, karanlık her düşünceden... O olmasaydı, sonsuzluk iklimine ulaşamazdık... O olmasaydı, dünyadaki bu sarp yokuşları asla aşamazdık... Onunla kalbimize nur olup, ilham doldu... Onunla ışık buldu gece, gündüz ve akşam... Onsuz baharlar kıştı... Onsuz insanlık, öksüz ve yetim kalmıştı...
Kainatta mütecelli olan esma-yı ilâhiyyeyi şahsında en mükemmel biçimde tebarüz ettirip, en mücellâ keyfiyetiyle temsil eden gaye insan Odur. Onun her kelâmı hakla batılı ayıran bir kıstas; Onun her hükmü şaşmaz bir adalettir. Onun hayatı tebliğini temsille geçmiş ve cihana en iyi tebliğin temsil olduğunu göstermiştir.
O, ıztıraptan çatlamış dudaklara merhem, kuraklıktan çoraklaşmış gönüllere zemzem, insanlığını kaybetmiş ruhlara erdem ve alev alev yanan sinelere bir meltem gibi serinlik; bizlere cennet-âsâ baharlar ikram eder...
Onun gelişi, gecelerin ebedi bir gündüze dönüşüdür... Ve Onunla İslâmın nuru tulû etmiştir. O, ümmetini küfrün yakıcı sıcağından imanın serin iklimine kavuşturmuş, karanlıktan nurun aydınlığına çıkarmıştır.
Uykuda bile uyanık kalmanın keyfiyetine vasıl olan gönül erleri, nurani ışıltıların semavi izdüşümlerini Ona teslimiyette bulurlar. Muhakkak ki, sema ile arz arasında meydana gelecek bir kutlu buluşma Gül Devrinden ilham alan bir iklimde gerçekleşir. O Gülün namütenahi güzelliği kalplere yansıdığında, gecesi olmayan bir gündüz tecelli edip, gönüllerde gül tomurcuklarının açılmasına vesile olur.
Unutmayalım ki, en karanlık devirlerde bile dikenler arasında goncaya durmuştur güller... Gülün çevresindeki dikenler, gül kokusuyla hemhâl olunca güle dönüşür birer birer... Bizler, Gül kokusunun ikliminde insanlığımızı yeniden keşfettiğimiz zaman; rahmet, bereket ve hidayet yağmurlarıyla madde ve mana planında dirileceğiz. Mekanın ve zamanın ölü noktalarına Gül Devrinden gelen esintilerle hayat üflemeye muktedir olacağız. Gül yüzlüler göz yaşıyla gül sularken, tomurcuk veren güllerin açılmasını beklemektedir... Gonca güller açıldığı zaman vuslat baharı gelecek, gönlümüz şaduman olacaktır. Kalpler Ona bağlanıp râm olduğunda, yanlışlıklar bütün neticeleriyle ortadan kalkacaktır...

Mehmet Güneş
Semerkand Dergisi


Biraz uzun oldu ama inş. okursunuz... :)
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH razı olsun .çok güzeldi...Artık kendimize gelme zamanı geldi,geçiyor bile...
Bizler, Gül kokusunun ikliminde insanlığımızı yeniden keşfettiğimiz zaman; rahmet, bereket ve hidayet yağmurlarıyla madde ve mana planında dirileceğiz.

MEVLAM bizleri onun sünneti seniye çizgisinde sadik ve sabit kılsın
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
O, ilâhi nizamın namütenahi güzelliğini bahşetti gönüllerimize... O, ruhlarımıza üflediği sonsuzluk aşkıyla hilkatin esrarını öğretti bize... Onsuz ne farkı vardı gündüzlerin geceden?.. Ona gelen vahiyle aydınlandık, karanlık her düşünceden... O olmasaydı, sonsuzluk iklimine ulaşamazdık... O olmasaydı, dünyadaki bu sarp yokuşları asla aşamazdık... Onunla kalbimize nur olup, ilham doldu... Onunla ışık buldu gece, gündüz ve akşam... Onsuz baharlar kıştı... Onsuz insanlık, öksüz ve yetim kalmıştı...


çok güzel bir yazı....yüreğe emeğe sağlık..Allah razı olsun...MEVLAM bizleri onun sünneti seniye çizgisinde sadik ve sabit kılsın...aminnnnn
 

gülennur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Nis 2007
Mesajlar
426
Aldığı Beğeniler
3
Ve gülü her kokladığımızda salâvat getiririz, Onun terinin kokusundan bir zerreyi teneffüs ettiğimizden...
Gülü tarife ne hacet; gül Sevda-yı Muhammedîdir. Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde, ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır. Ve bizler, gönlü gülşen olan insanlara meftun oluruz, Kainatın Solmayan Gülünün aşkıyla... Gün gelir, gözyaşıyla gül sularız. Bir gül için bin dikene su veririz. Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde gül vardır.


Allah razı olsun Duayla...
 
Üst Alt