H
hayrunisa
Guest
Onlar, Rasul'ün goncaları, yavru kuşları.
Açmayı O'ndan ö rendiler.
Uçmayı O'ndan ö rendiler.
O'nun kanatları altında büyüdüler.
Bedevî bir Arap, Efendimiz s.a.v.'e gelerek sorar:
- Ya Rasulallah ! Siz çocuklarınızı sever, öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.
Rasul-i Ekrem s.a.v. bedeviye şöyle der:
- Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmış, ben ne yapabilirim?
Yine bir gün, sahabilerden Akra bin Habis r.a ., Rasulullah s.a.v.'ın torunu Hz Hasan'ı öptü ünü gördü. Ve şöyle dedi:
- Benim on tane çocu um var, hiçbirini öpmedim.
Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:
- Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.
. . .
Allah Rasulü s.a.v.'in huzuruna esirler getirilmişti. Esirlerin içinde emzikli bir kadın da vardı. Lâkin çocu unu kaybetmişti. Sütünü başka çocuklara içiriyordu.
Bu arada çocu unu buldu. Hemen sinesine bastı ve derin bir şefkatle çocu unu emzirmeye başladı. Bu şefkat halini görünce, Rasulullah s.a.v. ashabına sordu:
- Şu kadının çocu unu ateşe ataca ını düşünür müsünüz?
Dediler ki:
- Hayır . Atmamaya gücü yetti i müddetçe atmaz.
Rasulullah s.a.v. buyurdular:
- İşte , Allah Tealâ kullarına bu kadının çocu una şefkatinden daha merhametlidir.
. . .
Bir sahabi Hz. Peygamber s.a.v.'e gelerek sordu:
- Ya Rasulallah , kime iyilik yapayım?
Peygamber s.a.v .:
- Annene ve babana iyilikte bulun, dedi. Sahabi :
- Anne ve babam yok, dedi. Peygamber s.a.v .:
- O halde evladınıza ikram edin. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı oldu u gibi, evladınızın da üzerinizde hakkı vardır. Allah Tealâ o babaya rahmet etsin ki, çocu una iyilik etmesi hususunda yardımcı olur.
. . .
Onlar, Devr -i Saadet çocuklarıdır.
Saadetin küçük tanıklarıdır.
Küçücük gözleriyle Rasul'ü gören, küçük yürekleriyle O'nu sevip da lar kadar büyüyenlerdir.
Babaları olmasa ne gam&
. . .
Ebu Cehil bir yetimin vâsisiydi. Çocu un bütün malı ondaydı, fakat o çocu u bu mala yaklaştırmıyordu.
Bir gün çocuk aç ve çıplak olarak Ebu Cehil'e geldi ve bir şeyler istedi. Ebu Cehil çocu u yanından kovdu. Kureyş'in ileri gelenleri alay ederek, Muhammed'e git de sana yardımcı olsun dediler.
Çocuk saf ve masum bir halde Allah Rasulü s.a.v.'in yanına geldi, halini arz etti. Allah Rasulü çocu u alarak Ebu Cehil'e gitti, yetime hakkını vermesini söyledi. Efendimiz s.a.v.'i karşısında gören Ebu Cehil itiraz etmeden yetimin malını iade etti.
. . .
Güzel bir bayram günü.
Bayramlar bayram.
Sahabiler Allah Rasulü s.a.v.'in ardında bayram namazlarını kılmışlar, neşeyle evlerine da ılıyorlar.
Efendimiz s.a.v. de mescidden çıkıyor. Çocukları görüyor. Neşe, sevinç içinde, rengârenk, yepyeni bayramlıklarıyla oyunlar oynuyor çocuklar.
O en merhametli insan&
O hayatı en ince, en dikkatli yaşayan&
Neşeler, sevinçler, gülücükler içinde, bir bayram gününde O, mahzun bir çocu u fark ediyor.
Çocuk bir duvarın dibine çömelmiş, elbiseleri perişan.
A lamaklı.
Çocu un yanına varıyor. Soruyor:
- Yavrum neyin var, neden böyle üzgünsün? Niçin arkadaşlarınla birlikte oynamıyorsun?
Ve, çocu un Uhud şehidi bir babanın yetimi oldu unu ö reniyor. Gözleri doluyor, gönlü Uhud gününe akıyor&
Çocu un ellerinden tutuyor, başını okşuyor, gönlünü alıyor. Sevindirici bir haber veriyor:
- A lama . Ben baban olayım. Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun. İstemez misin?
Çocuk sevincinden uçacak gibidir.
- Nasıl razı olmam, nasıl istemem?
Efendimiz s.a.v. çocu u alır, evine götürür. Yedirir, içirir, üstünü başını giydirir. Çocu un ismi Buceyr'dir . Efendimiz s.a.v. bu ismi de iştirerek ona Beşir ismini verir. Artık karnı tok, güvende olan Beşir güle oynaya arkadaşlarının yanına gider. Arkadaşları sorar:
- Biraz önce a layıp duruyordun. Şimdi ne oldu?
Beşir cevap verir.
- Açtım , doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Rasulullah babam, Aişe annem oldu.
Bunun üzerine di er çocuklar ona gıpta ederek, Keşke bizim babamız da Uhud'da şehit olaydı da, biz de böyle bir babaya kavuşmuş olsaydık. derler.
Beşir bin Akra r.a. Efendimiz s.a.v.'in vefatına kadar O'nun yanında kaldı. O vefat etti inde asıl yetimli i başlamıştı. Şöyle a lar dururdu:
- İşte şimdi yetim kaldım. İşte şimdi garip oldum.
. . .
Rasulullah s.a.v. şehit eşi Ümmü Seleme ile evlenmeyi dilemişti. Ümmü Seleme'nin yetim kalmış beş evladı vardı. Çocuklarını bahane eden Ümmü Seleme'ye , çocukların çocuklarımdır, demiş, onları öz babalarını aratmayacak şefkatle büyütmü ştür.
Ve Efendimiz s.a.v. kendisine gelerek kalbinin katılı ından şikayet eden birisine şu tavsiyede bulunmu ştur:
- Kalbinin yumuşak olmasını ve ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin? Öyleyse yetime şefkat göster, yetimin başını okşa. Yedi inden ona yedir ki kalbin yumuşasın ve muhtaç oldu un şeylere kavu şasın.
.
Açmayı O'ndan ö rendiler.
Uçmayı O'ndan ö rendiler.
O'nun kanatları altında büyüdüler.
Bedevî bir Arap, Efendimiz s.a.v.'e gelerek sorar:
- Ya Rasulallah ! Siz çocuklarınızı sever, öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.
Rasul-i Ekrem s.a.v. bedeviye şöyle der:
- Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmış, ben ne yapabilirim?
Yine bir gün, sahabilerden Akra bin Habis r.a ., Rasulullah s.a.v.'ın torunu Hz Hasan'ı öptü ünü gördü. Ve şöyle dedi:
- Benim on tane çocu um var, hiçbirini öpmedim.
Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:
- Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.
. . .
Allah Rasulü s.a.v.'in huzuruna esirler getirilmişti. Esirlerin içinde emzikli bir kadın da vardı. Lâkin çocu unu kaybetmişti. Sütünü başka çocuklara içiriyordu.
Bu arada çocu unu buldu. Hemen sinesine bastı ve derin bir şefkatle çocu unu emzirmeye başladı. Bu şefkat halini görünce, Rasulullah s.a.v. ashabına sordu:
- Şu kadının çocu unu ateşe ataca ını düşünür müsünüz?
Dediler ki:
- Hayır . Atmamaya gücü yetti i müddetçe atmaz.
Rasulullah s.a.v. buyurdular:
- İşte , Allah Tealâ kullarına bu kadının çocu una şefkatinden daha merhametlidir.
. . .
Bir sahabi Hz. Peygamber s.a.v.'e gelerek sordu:
- Ya Rasulallah , kime iyilik yapayım?
Peygamber s.a.v .:
- Annene ve babana iyilikte bulun, dedi. Sahabi :
- Anne ve babam yok, dedi. Peygamber s.a.v .:
- O halde evladınıza ikram edin. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı oldu u gibi, evladınızın da üzerinizde hakkı vardır. Allah Tealâ o babaya rahmet etsin ki, çocu una iyilik etmesi hususunda yardımcı olur.
. . .
Onlar, Devr -i Saadet çocuklarıdır.
Saadetin küçük tanıklarıdır.
Küçücük gözleriyle Rasul'ü gören, küçük yürekleriyle O'nu sevip da lar kadar büyüyenlerdir.
Babaları olmasa ne gam&
. . .
Ebu Cehil bir yetimin vâsisiydi. Çocu un bütün malı ondaydı, fakat o çocu u bu mala yaklaştırmıyordu.
Bir gün çocuk aç ve çıplak olarak Ebu Cehil'e geldi ve bir şeyler istedi. Ebu Cehil çocu u yanından kovdu. Kureyş'in ileri gelenleri alay ederek, Muhammed'e git de sana yardımcı olsun dediler.
Çocuk saf ve masum bir halde Allah Rasulü s.a.v.'in yanına geldi, halini arz etti. Allah Rasulü çocu u alarak Ebu Cehil'e gitti, yetime hakkını vermesini söyledi. Efendimiz s.a.v.'i karşısında gören Ebu Cehil itiraz etmeden yetimin malını iade etti.
. . .
Güzel bir bayram günü.
Bayramlar bayram.
Sahabiler Allah Rasulü s.a.v.'in ardında bayram namazlarını kılmışlar, neşeyle evlerine da ılıyorlar.
Efendimiz s.a.v. de mescidden çıkıyor. Çocukları görüyor. Neşe, sevinç içinde, rengârenk, yepyeni bayramlıklarıyla oyunlar oynuyor çocuklar.
O en merhametli insan&
O hayatı en ince, en dikkatli yaşayan&
Neşeler, sevinçler, gülücükler içinde, bir bayram gününde O, mahzun bir çocu u fark ediyor.
Çocuk bir duvarın dibine çömelmiş, elbiseleri perişan.
A lamaklı.
Çocu un yanına varıyor. Soruyor:
- Yavrum neyin var, neden böyle üzgünsün? Niçin arkadaşlarınla birlikte oynamıyorsun?
Ve, çocu un Uhud şehidi bir babanın yetimi oldu unu ö reniyor. Gözleri doluyor, gönlü Uhud gününe akıyor&
Çocu un ellerinden tutuyor, başını okşuyor, gönlünü alıyor. Sevindirici bir haber veriyor:
- A lama . Ben baban olayım. Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun. İstemez misin?
Çocuk sevincinden uçacak gibidir.
- Nasıl razı olmam, nasıl istemem?
Efendimiz s.a.v. çocu u alır, evine götürür. Yedirir, içirir, üstünü başını giydirir. Çocu un ismi Buceyr'dir . Efendimiz s.a.v. bu ismi de iştirerek ona Beşir ismini verir. Artık karnı tok, güvende olan Beşir güle oynaya arkadaşlarının yanına gider. Arkadaşları sorar:
- Biraz önce a layıp duruyordun. Şimdi ne oldu?
Beşir cevap verir.
- Açtım , doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Rasulullah babam, Aişe annem oldu.
Bunun üzerine di er çocuklar ona gıpta ederek, Keşke bizim babamız da Uhud'da şehit olaydı da, biz de böyle bir babaya kavuşmuş olsaydık. derler.
Beşir bin Akra r.a. Efendimiz s.a.v.'in vefatına kadar O'nun yanında kaldı. O vefat etti inde asıl yetimli i başlamıştı. Şöyle a lar dururdu:
- İşte şimdi yetim kaldım. İşte şimdi garip oldum.
. . .
Rasulullah s.a.v. şehit eşi Ümmü Seleme ile evlenmeyi dilemişti. Ümmü Seleme'nin yetim kalmış beş evladı vardı. Çocuklarını bahane eden Ümmü Seleme'ye , çocukların çocuklarımdır, demiş, onları öz babalarını aratmayacak şefkatle büyütmü ştür.
Ve Efendimiz s.a.v. kendisine gelerek kalbinin katılı ından şikayet eden birisine şu tavsiyede bulunmu ştur:
- Kalbinin yumuşak olmasını ve ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin? Öyleyse yetime şefkat göster, yetimin başını okşa. Yedi inden ona yedir ki kalbin yumuşasın ve muhtaç oldu un şeylere kavu şasın.
.