Kıp kızıl kesilmiş gözyaşlarım elmas gibi
Nasılda çiziyor çehremi yıllar gibi
Kıp kızıl kalmış ateşler gibi
Nasılda bağrımda derinleşiyor her bir harfin serzenişi
Gül diyorlar ağlıyorum güle
Ağlayan her bir elde kalmış akşam pazarlarının güneşe yüz tutmuş kandilleri gibi güller sokaklarda dileniyor gül diye
Ve ben mazinin taht resimlerinde kalmış zihnimle hala oradamısın diye düşünürken yoklarken seni ağlıyorum
Güle gül demek ayıp düşer değil mi ; efganlara ihtiyaç duymayan nazlı kandil
Sen kıpkızıl teninde çiğ tanesine vurgun deli solgun aşık
Gül ağlıyor ve özünden türettiği bir damlaya vurgun ummanlara sarılı sanıyor kendini
Oysa daha bitmeden sayfaların dizini
Habil Kabile elbise biçti kıpkızıl bir yumruk oldu cihana
Ve o elbise kurudu kaldı burada
Gönlüm gönlüne yoldaş kardeş iken
Bir kızıl taş çöktü birden tacımızın uykusunda
Habil ezik kaldı Kabil mücrim
Sevinirmisin şimdi gül soluklara hasret kaldı ciğerlerim
Tek dost kalan biraz efkarım birde ciğerlerime yoksunluktan sızan dumanlı bir nefesim......