- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Gül Yüzlü Sevdam...
Avuclarında tut zamanın nabzını
her anı güllere bulansın
şebnemler düşsün kutlu vaktinden göğsümüze
uzatıp elini,zamanların en güzeline
"gelin,kardeşlerim!"der misin?
biz/i yanına çağırır mısın?
Güllerimiz Ateşe Yenildi,Yüzlerimiz Bencilliğe Yöneldi
Sen doğduğunda ateşe tapanların ateşleri söndü.
Bunu bildik,böyle söyledik,ona buna hikaye ettik.
Üzerimize alınmadık.
Senin doğumunla sönmeyi bekleyen yangınımız yok muydu bizim?
Senin gelişinle sükunet bulacak alevler tutuşturmamış mıydık yüreklerimizde?
Senin varlığına denk gelecek bir devrim sunamaz mıydık göğsümüze?
Ey kalplerin sevinci,ey gönüllerin neşesi.
Sen geldin diye,sen lütfedip bize konuştun diye,habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.
Sen geldin diye,sen bize yüzünü gösterdin diye,habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.
Sen bize konuştuğun halde,sen bize yüzünü gösterdiğin halde,biz kendi ateşlerimizi küllediremedik,söndüremedik,soğutamadık.
**Kovayla kuyudan su çekerken,kardeşinin kovasına senin kovandan su dökülmesi bile iyiliktir" dedin...
Anlayamadık.
Kendi bencilliğimizin alevine pervane olmayı tercih ettik.
İyiliğin,herkesin ve herşeyi bir gül inceliğiyle koklamak olduğunu fark edemedik..
Bu kadar kolaydı Senin yanında olmak ama biz zor bildik,zorlaştırdık.
Bu kadar güzelken Senin ardın sıra yürüdüğümüz yol,bilmeden nefret ettirdik.
Yüzünün rayihası bile ateşgedelerin ateşini söndürmüşken,biz Senin serinliğinden pay alamadık,pay dağıtamadık.
Bağışlar mısın bizi Ey Sevgili? Özrümüzü kabul eder misin?
Nefhanla harlar mısın içimizin korlarını?
Alintidir..
her anı güllere bulansın
şebnemler düşsün kutlu vaktinden göğsümüze
uzatıp elini,zamanların en güzeline
"gelin,kardeşlerim!"der misin?
biz/i yanına çağırır mısın?
Güllerimiz Ateşe Yenildi,Yüzlerimiz Bencilliğe Yöneldi
Sen doğduğunda ateşe tapanların ateşleri söndü.
Bunu bildik,böyle söyledik,ona buna hikaye ettik.
Üzerimize alınmadık.
Senin doğumunla sönmeyi bekleyen yangınımız yok muydu bizim?
Senin gelişinle sükunet bulacak alevler tutuşturmamış mıydık yüreklerimizde?
Senin varlığına denk gelecek bir devrim sunamaz mıydık göğsümüze?
Ey kalplerin sevinci,ey gönüllerin neşesi.
Sen geldin diye,sen lütfedip bize konuştun diye,habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.
Sen geldin diye,sen bize yüzünü gösterdin diye,habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.
Sen bize konuştuğun halde,sen bize yüzünü gösterdiğin halde,biz kendi ateşlerimizi küllediremedik,söndüremedik,soğutamadık.
**Kovayla kuyudan su çekerken,kardeşinin kovasına senin kovandan su dökülmesi bile iyiliktir" dedin...
Anlayamadık.
Kendi bencilliğimizin alevine pervane olmayı tercih ettik.
İyiliğin,herkesin ve herşeyi bir gül inceliğiyle koklamak olduğunu fark edemedik..
Bu kadar kolaydı Senin yanında olmak ama biz zor bildik,zorlaştırdık.
Bu kadar güzelken Senin ardın sıra yürüdüğümüz yol,bilmeden nefret ettirdik.
Yüzünün rayihası bile ateşgedelerin ateşini söndürmüşken,biz Senin serinliğinden pay alamadık,pay dağıtamadık.
Bağışlar mısın bizi Ey Sevgili? Özrümüzü kabul eder misin?
Nefhanla harlar mısın içimizin korlarını?
Alintidir..