- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
GÜLER YÜZLÜ BALCI
Bir zamanlar bir ülkede genç bir adam yaşıyordu. Bu genç adam geçimini bal satarak sağlıyordu. Her sabah erkenden dükkânını açıp besmele ile işine başlıyordu. Dükkânı pırıl pırıldı. Kendisi de dükkânıyla uyum içindeydi. En büyük özelliği de gelen müşterilerine çok iyi davranmasıydı. Onları güler yüzle karşılamak, memnun etmek onun en büyük amacıydı. Her müşteriyi kendisine Allah'ın gönderdiği birer rızk nedeni olarak görüyordu.
Genç adamın davranışları karşısında müşterilerin sayısı da gün geçtikçe artmaktaydı. Öyle ki, genç adam kısa zamanda çok zengin bir tüccar oldu. İşleri onunki gibi iyi gitmeyen tüccarlar, ona özeniyorlar, başarısının sırrını anlamaya çalışıyorlardı. Bu tüccarlardan biri de, genç balcının dükkânının karşısında başka bir işle uğraşan komşusuydu. Bu kişi, genç adamın başarısını onun bal satmasına bağladı. İşini değiştirerek o da bal satmaya başladı.
Adamın ilk günlerde işleri iyi gitmişti. Fakat bu durum uzun sürmedi. Dükkâna bir gelen bir daha gelmiyordu. Sonunda tek kuruşluk alışveriş yapamayacak duruma geldi. Adam şaşkınlık içindeydi. İnsanların niçin balı genç adamın dükkânından almaya devam ettiklerini bir türlü anlayamıyordu. Sonunda durumu bilgin bir kişiye açarak ondan yardım istedi.
Yaşlı bilgin birkaç gün adamı inceledi. Adamın basan sizi iğinin nedenini anlamıştı. Ona şöyle dedi: "Bunda şaşılacak bir şey yok. Gerçi sen de bal satıyorsun, ama yüzün sirke satıyor. Başarılı olmanın sırrı tatlı dil, güler yüzdür. Onlar da sende yok. Ne demiş büyükler: Sıcak ırmaktan sıcak su iç, fakat asık suratlı adamın elinden soğuk bal şerbeti bile içme."
Bir zamanlar bir ülkede genç bir adam yaşıyordu. Bu genç adam geçimini bal satarak sağlıyordu. Her sabah erkenden dükkânını açıp besmele ile işine başlıyordu. Dükkânı pırıl pırıldı. Kendisi de dükkânıyla uyum içindeydi. En büyük özelliği de gelen müşterilerine çok iyi davranmasıydı. Onları güler yüzle karşılamak, memnun etmek onun en büyük amacıydı. Her müşteriyi kendisine Allah'ın gönderdiği birer rızk nedeni olarak görüyordu.
Genç adamın davranışları karşısında müşterilerin sayısı da gün geçtikçe artmaktaydı. Öyle ki, genç adam kısa zamanda çok zengin bir tüccar oldu. İşleri onunki gibi iyi gitmeyen tüccarlar, ona özeniyorlar, başarısının sırrını anlamaya çalışıyorlardı. Bu tüccarlardan biri de, genç balcının dükkânının karşısında başka bir işle uğraşan komşusuydu. Bu kişi, genç adamın başarısını onun bal satmasına bağladı. İşini değiştirerek o da bal satmaya başladı.
Adamın ilk günlerde işleri iyi gitmişti. Fakat bu durum uzun sürmedi. Dükkâna bir gelen bir daha gelmiyordu. Sonunda tek kuruşluk alışveriş yapamayacak duruma geldi. Adam şaşkınlık içindeydi. İnsanların niçin balı genç adamın dükkânından almaya devam ettiklerini bir türlü anlayamıyordu. Sonunda durumu bilgin bir kişiye açarak ondan yardım istedi.
Yaşlı bilgin birkaç gün adamı inceledi. Adamın basan sizi iğinin nedenini anlamıştı. Ona şöyle dedi: "Bunda şaşılacak bir şey yok. Gerçi sen de bal satıyorsun, ama yüzün sirke satıyor. Başarılı olmanın sırrı tatlı dil, güler yüzdür. Onlar da sende yok. Ne demiş büyükler: Sıcak ırmaktan sıcak su iç, fakat asık suratlı adamın elinden soğuk bal şerbeti bile içme."