Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Yer kutlu mekan mina.....
yine bir mekke akşamı....
Müşriklerden Velid b. Muğîre, Ebu Cehl,
Âs b. Hişam, Esved b. Abd-i Yağus, Esved b. Muttalib,
Zem'a b. Esved, Nadr b. Hâris ve daha bir çokları....
toplanarak güllerin efendisine,
"Eğer, sen gerçekten peygambersen,
bize yarısı Ebu Kubeys dağı,
yarısı da Kuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere,
Ay'ı ikiye ayır." dediler.
iki cihanın en güzeli...s.a.v.
"Eğer, bunu yaparsam, iman eder misiniz?"buyurdular.
"Evet iman ederiz" dediler.
Ay'ın, ondördüncü gecesiydi.
istenilen zordu... biliyordu....
fakat Rabbimizin kudretine sınır yoktu ki...
istedikleri şeyin olmasını Yüce Allah'tan diledi sultanımız bir el işareti....
ay ikiye ayrıldı.....
Allah da, o gece ayın yarısını Ebu Kubeys dağı,
yarısını da, Kuaykıan dağı üzerine parçaladı,
gözler hayrette...
kulaklarda temiz bir ses gezmekte....
gül sultan bu....
Şahit olunuz! Şahit olunuz!" diyerek seslenmekte
bir kısım kör gözlü kafir sihir deyiverdi...
İçlerinden Ebu Cehil ise "Gelecek yolcularınızı gözetin.
Muhammed, sizi büyülemeğe güç yetirse bile
bütün halkı,
bütün yeryüzünü de büyüleyebilecek değil ya!
Onlara bir sorun bakalım.
Onlar da sizin gördüğünüz şeyi görmüşler mi?" dedi.
Gelenlerden sordular.
Müşrikler bu mucizeyi inanmak için değil,
İslâm davasına engel olabilecek bir şey gözüyle baktıkları için,
hâdiseyi gördükleri halde inanmadılar,
o ara bir ses duyuldu kalabalıktan....
Rabbide muhammedin her dedigini dinliyor.....
mübarek duyunca bu sözü...
hemen mukabelede bulundu...
ve bu söz bizim ruhumuza kazındı.....
"SİZ Allah'I DİNLERSENİZ ALLAH TA SİZİ DİNLER"
Bugün neredesin Yarabbi diyen bizler...
alabilirsek buradan bir nasihat yeter...
tutarsak mevlanın sözünü....
en olmaz vakitler buluruz yanımızda O'nu
olmazlar olur....
yeter ki biz bırakıp kullara kullugu...
gerçek ilaha yapalım kullugumuzu......
utanıyorum
üç senedir ibadet etmekteydi.
ama islamı bilmemekte....
millet taparken putlara..
o Rabbine dönmekte.....
sabahlara akşamlara kadar düşünmekte...
bir haber aldı birgün...
mekkede biri var peygamberim diyormuş...
yolladı önce kardeşini kimdir nedir bir bak...
ahlakın zirvesi haberi gelince
bir merak düştü yangın yeri yürecigine....
yollara düştü...artık mekkedeydi...
kalabalıgı görünce halktan...
biri peygamberim diyormuş..
kim demeye kalmadı...
linç ediverdiler konuşanı..
sapık sapık diye bagırırlarken..
kemik ve sopalarla dövüyorlardı...
adeta kanlar içinde kırmızı bir nişan taşı gibiydi
kabenin örtsüne sıgındı...
ögrenmişti aranan adam sorulmamalıydı...
peki neden sevilmiyordu ki...
neden tahammülü yoktu milletin...
bir gece iki kadın ziyaret ederken kabeyi...
yine korkarak sordu muhammedini...s.a.v..
sapık sapık diye kaçarlarken tepeden..
anlamıştı degişen birşey yoktu eksiden...
kadınların peşinden tepede bir nur gözüktü....
ışıl ışıl göz kamaştıran bir nurdu....
yanında arkadaşları sokuldular kabeye..
farkedince örtünün altında yabancıyı..
güllerin efendisi ellerini uzatıp başını okşadı...
ve nezaketin sınırlarını zorlarcasına...
kimsiniz....nerelisiniz...nereden geldiniz...
ne zamandır buradasınız...
nedir bu haliniz deyiverdi....
"ben gıfari kabilesindenim....
burada bir peygamber var dediler ...
çıkıp geldim.....
günlerdir açım yaralıyım..
sapık dediler saldırdılar
zemzem olmasaydı açlıktan ölürdüm efendim"
deyiverdi yaralı güvercin.....
tebessüm buyurdu gül sultan s.a.v...
evet zemzemimiz şifadır besleyicidir
deyiverdi...
elinden tutup yabancının...
evlerine götürdüler ebubekrin
taif üzümü filan derken tıka basa doyurdular karnını...
yaralarını sardılar...
iki cihanın güneşi...
yüzüne bakarak cepheden.. ey efendi şimdi git..
yakında medineye gelecegim..
kabilene söyle müslüman olsunlar onları da ziyaret edecegim....
şaşırmıştı gifarili......
ilk defa görmüştü kendisini...
önce hal hatır sormuştu..
sonra yaralarını sarmıştı..
sonra karnını doyurmuştu...
en son bir sır veriyordu hicret ile ilgili..
ve de elçi tayin ediyordu kendisini..
anlaşılan olan olmuştu...
kainata bir aşık daha dogmuştu..
şehadet getirirken Ebu zerr el gifari...
adeta aşk şerbetini içti....
ayet mi dinlemişti Ebuzerr
hadis mi nakledilmişti.......
ders mi verilmişti nasihat mi....
insan yerine konulmuştu sadece...
hali sorulmuş karnı doyurulmuş.
saygı duyulmuştu...
vazife verilmiş
sır verilip güven duyulmuştu....
bugün biz islam davasına adam kazanma dertlileri....
önce unuttuk insana saygı beslemeyi...
hal sormayı..
hatır yapmayı...
güven duymayı......
karşılıksız sevmeyi.....
sıcacık bir el uzatıp baş okşamayı...
sarılıp kardeşce daglar gibi
omuz omuza olmayı..........
O EBU ZERR r.a. ki......
Ahirette bana en yakındır dedirtti.
iki cihanın tek güzeline...
ümmetimin İsasıdır dedirtti zühdde.....
halifelere kafa tuttu israfçısınız diye....
ve yergök ondan daha dürüstünü görmedi...
hitabına mazhar oldu Rasülüllah s.a.v.tarafından hediye....
Aişesi ile sohbet etmekteydi...
"Kim Allah'a kavusmayi severse buyurdu.......
Allah da ona kavusmayi sever.
Kim Allah'a kavusmaktan hoslanmazsa
Allah da ona kavusmaktan hoslanmaz!"
ama Biz olmekten hoslanmayiz dedi.
ümmetin annesi...
gülsultanın birtanesi.....
Aleyhissalatu vesselam:
"Kasdimiz bu degil ey aişe deyiverdi...
Lakin, mu'mine ölüm gelince,
Allah'in rizasi ve ikramiyla mujdelenir.
Onun için ölümden sonra kendisini bekleyenden
daha sevgili birsey yoktur.
Boylece O, Allah'a kavusmayi sever,
Allah da ona kavusmayi sever.
hafif kaşlarını çatıp...
kış ikliminde mübarekyüzleri..
sözlerine devam etti..
iki cihanın en güzeli ...s.a.v...
Kafir ise buyurdu...
ölüm kendisine gelince
Allah'in azabi ve cezasiyla mujdelenir.
Bu sebeple kendini bekleyenlerden
daha menfur bir sey yoktur.
kafir Allah'a kavusmaktan hoslanmaz,
Allah da ona kavusmaktan hoslanmaz."
şimdi bakınca ahiret hazırlıgımıza
acaba sevinsek mi sevinmesek mi ölmeye..
gönül Rabbini çok sevmekte.....
Ona kavuşmayı iple çekmekte...
ama nefsi tam tersini yapmakta...
defter tam tersini yazmakta....
Rabbim sen de sev bizi...
sevdir sevdiklerini
rızana layık ameller işlet...
hoşlanmadıgın işleri bizlere terkettir...
bir an bizi sahipsiz bırakma...
bizi koru HİDAYETİNİ alma...
sen bizi bize bırakma...
bekledigin..
sevdigin kullarının arasına bizi de kat YARAB....!
Cismi nazifanelerindeki zindelik ....
Kararlı ve azimli bakışların ardında....
Örtüsüne bürünmüş bakire bir kız
Edebinden daha büyük edebi var idi....
Bir yahudi alimi bakınca yüzüne....
Bu yüz yalan söylemez demiş
ve müslüman olmuştu.
Bir başka ise bu yüz ancak
bir Peygamberde olabilir demişti....
Ve o nur-i mübarek yüz....
vefatından az sonra Hz.Ebabekrin önünde....
Sıddık-ı Ekber ağlama tufanında
bir buse kondururken alnına sevgilisinin
Ağzından şu kelimeler çıkmakta
Hayatında da güzeldin ölümümde de çok güzelsin
" YA RESULELLAH "
Vech-i mübareğinize meftun.........
Hasret bir aşığınız
çok düşünceliydi....
çok merhametli, hassas...
şefkatli,titiz...
en ufak bir hataya düşmemek için
titrerken Rabbine karşı...
sadece kendini korumakla kalmazdı...
tüm kardeş dediklerine
aynı hassasiyeti gösterirdi.
günlerden bir gün
konuşurken eşiyle yol kenarında...
bir kaç kişi geçti yanlarından...
iki cihanın en güzeli s.a.v.
geçip gidenlere seslendi...
"durur musunuz... bakar mısınız?"
buyurun efendim dediler...
saygının zirvesinde....
"bu konuştuğum benim eşim Safiyyedir.
sakın başkası sanmayınız...."
çok şaşırdılar teaccüble..
cevapladılar güzel hitabı...
"Ya rasülellah s.a.v....
nasıl olurda sana
böyle bir zanla bakarız...
başkasından umsak bile
senden nasıl bunu bekleriz.."
tebessüm buyurdu gül sultan....
çöl gönüllere inen yagmur...
kurak yüreklere hayat kaynagı...
sert iklimlerin cennet rüzgarı..
yaratılmışların medarı iftiharı....
ve yine şefkat çagladı...
muhammedi ikaz duyuldu...
mübarek agızdan...
"UNUTMAYINIZ.
ŞEYTAN İNSANOGLUNUN BEDENİNDE
KANIN DOLAŞTIGI GİBİ DOLAŞMAKTADIR."
EY BENİM GÜLDEN GÜZEL PEYGAMBERİM...
ne kadar ince ve düşüncelisin...
bir kardeşin aldanırda şeytana
günaha girer diye uyarmaktasın...
dün Sen cehennem çukurlarından
çekip alırken kardeşlerini..
bugün biz gayya kuyularına itiyoruz...
nerede günahlara engel olmaya çalışmak...
adeta günah işlesin diye ortamlar hazırlıyoruz..
uyarmaya bile tenezzül etmiyoruz..
hayırda yarışmayı...
hizmete çagırmayı...
günaha engel olmayı...
sabırda yoldaş...
imtihanda kardaş..
davamızda yandaş olmayı...
ve saflarda daglar gibi birbirimize
sırt vermeyi çok çabuk unuttuk.
ben degil biz demeyi..
kardeşi için üzülmeyi...
zati zevklerini terk etmeyi..
kardeşinin dertlerini yüklenmeyi....
ne çabuk unutuk...
EFENDİM....s.a.v....
dua ediyoruz...
bize senin ögrettiğin ümmet kardeşliğini yaşamayı nasip etsin hazreti
..
ve birbirimizi ateşten korumayı...
biz sana layık olamasakta.
sen bizden vazgeçme EFENDİM...s.a.v...
ne olur bizden vazgeçme...!
Havazin kabilesindendiler...
esirlerdiler..
henüz getirilmişlerdi.........
içlerinde bir kadın vardı ki...
gögüsleri sütle dolmuş...
sıkıp sıkıp gögsünü
gördügü her bebege emziriyordu sütünü.
çocugunu kaybetmişti zahir...
şaşkın ,üzüntülü ,meczub....
bir bebek sesi duyuldu arkasından
esirlerin arasından.....
kadın esirler arasına adeta rüzgar gibi esti..
bir çırpıda buldu yavrusunu...
aglıyordu yavrucak.....
hemen atıldı kadın..
aldı sahiplenen erkegin eliden bebegi..
ve dayadı gögsüne şefkat şelalesine..
bebek doya doya içiyordu..
anne ise bebegin saçlarını kokluyordu...
herkez şahiddi bu olaya...
gözler nemliydi....
hissiyatlar dorukta
bir anne ki dayanamamıştı yavrucaga....
dayanamamıştı acı feryada...
güllerin efendisi
YARATILMIŞLARIN EN GÜZELİ....
olaydan duygulanan ashabına..
soruverdi bir anda...s.a.v...
işaret ederek anneyi...
"Ne dersiniz, şimdi bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?"
hayretle cevapladı mübarek arkadaşlar....
"Hayır, vallahi atmaz!" dediler.
ve son sözü söyledi ALEMLERİN SULTANI S.A.V.....
Rabbine en yakın..
Onu en iyi tanıyan....
"Allahın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur."
Girdiginde odaya Ebu Zerr GİFARİ....
hala uyumaktaydı gül sultan....s.a.v..
EbuZerr'in ayak sesleri ile dogruldu
yattıgı yerden..
uyanmıştı..
uykusunda Cibril-i emin...
ona haberler getirmişti En Sevgiliden...
Tebessüm ediyordu iki cihanın en güzeli.....
Ebuzerr mübarek agızdan çıkacak kelama hayran.....
beklemekteydi....
sessizce...
buyurdu çok bekletmeden...
iki cihanın sevgilisi...s.a.v..
Bana Cebrâil aleyhisselam gelerek
"Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi
ortak kılmadan (şirk koşmadan) ölürse cennete girer"
müjdesini verdi" dedi.
Ebu Zerr(hayretle)
"zina ve hırsızlık yapsa da mı?" diye sordu
"Hırsızlık da etse, zina da yapsa" cevabını verdi.
gülllerinefendisi...
tekrar:
"Yani hırsızlık ve zina yapsa da ha!" dedi
"Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!"
tekrar üçüncü kez....
"Yani hırsızlık ve zina yapsa da mı !" dedi
"Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) dördüncü keresinde
baktı ki Ebu zer r.a. inanamıyor ve ısrarla soruyor.
cevabına şu kelimeyi ekledi...
"Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!"
"Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir."
Bir grub arkadaşıyla oturuyordu efendimiz s.a.v.
Arkadaşları bir kişiden bahsediyorlardı..
tam meth ederlerken kişiyi...
giriverdi o zat...
ellerinde nalinleri...
yüzünden abdest suyu akar halde...
alnında simsiyah bir secde izi.....
ilk buldugu yere çöküverdi...
ashab hemen dedi ki...
bakınız sultanım işte o dedigimiz bu kişi...
nazar etti iki cihanın tek güzeli...
kalbine indi adamın bir saniye de....
dedi ki ashabına efendimiz...
ben onun alnında bir ben görüyorum kara...
ama secde izi degil rahmandan...
ancak şeytandan hatıra.........
şaşırmışken henüz ashab...
seslendi adama Rasülüllah s.a.v...
ALLAH A aşkına söyle kardeşim....
demin buaaya geldiginde...
bakıp bütün millete...
dedin mi içinden...
" bunların en iyisi benim..."
ELLERİNİ AÇIP SEMAYA GÜLLERİN EFENDİSİ...
DUA ETİ...
"YARABBİ....! bildiklerim ve bilmediklerimden dolayı beni affeyle" DEMESİ OYDU Kİ...
BAZEN ÖYLE İŞLER YAPARIZ Kİ....
AMACIMIZLA YAPTIKLARIMIZ HİÇ BİRBİRİNİ TUTMAZ..
BİLMEDEN BÜTÜN AMELLERİMİZ SİLİNİR HABERİMİZ OLMAZ..
merakla sordu ashab....
sen de mi korkuyorsun ya Nebi...?
titreyen bir yürekle...
vicdanlarımıza seslendi güzelller güzeli... "KALPLER ALLAH IN ELİNDEDİR....
DİLEDİGİNİ EVİRİP ÇEVİRİR
O HALDE BENİ AZABTAN EMİN KILAN NEDİR? VE son derece müteessir bir edayla..
şu ayeti okudu arkadaşlarına......
" O GÜN HUZUR GÜNÜ ALLAH TARAFINDAN DÜNYADA HESABA KATMADIKLARI ŞEY KENDİLERİNE GÖSTERİLİR"zümer.47
Ey mübarek kardeşlerim....
amellerimize nefsimizi bulaştırmayalım....
Rahmani yoldayız derken..
şeytana hizmet etmeyelim......
huzurda eli boş kalakalmak var....
iflas edip cehenneme atılmak var...
bıralım nifakı..gıybeti iaddiayı...
çalışalım ihlasla bunda fayda var....
Medinede...
ileri gelenlerin bulunduğu bir topluluk....
oturmaktalar......
bir adam geldi.
Cüsseliydi ve kaba elbiseler giymişti.
Sert çehreliydi..
insanların başlarında durup haykırdı aniden:
"Altın ve gümüş biriktirip de
Allahın yolunda harcamayanlara müjde!
O altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılıp
vücutları şöyle dağlanacaktır:
Memelerinin arasından sokulup omuzlarının arasından, omuzlarının arasından sokulup memelerinin üstünden çıkartılacaktır. Kendisi ayakta duramayıp sarsılacaktır."
Onu dinleyen topluluk başlarını eğdiler
ve adama hiç cevap vermediler.
utanmışlardı sözlerinden hallerinden zahir...
uzaklaşınca adam oradan...
içlerinden biri varıp yanına...
"Oradakiler senin sözlerinden hiç hoşlanmadılar.
Çünkü sana hiçbir şey söylemediler." dedi...
"Onların akılları hiçbir şeye ermez.
Dostum Ebûl Kasım sallallahu aleyhi ve sellem
birgün beni çağırdı. Yanına vardım.
Bana dedi ki:
"Uhudu görüyor musun?"
Üstümdeki güneşe baktım,
sandım ki beni bir iş için gönderecek.
"Görüyorum," dedim.
Şöyle buyurdu güllerin efendisi s.a.v...
"işte benim Uhud dağı kadar altınım olsa,
hepsini Allah yolunda harcarım,
kendime sadece üç dinar bırakırım."
Şimdi bunlara bakıyorum da hiçbir şey anlamıyorlar,
habire dünyalık toplayıp duruyorlar,
başka bir şey düşünmüyorlar."
buyurdu...demek ki sinirini sebebi buydu....
ey efendi ellerinden öperim..
şimdi bir de bizi görsen...
sanırım biraz kızmayı..
sopayla döverdin.....
biriktirme ve yarindan korkma hastalıgı..
sarmış bütün benligimizi...
bilmem nasil kurtaririz bu illetten..
doyma bilmez nefsimizi........
kim götürmüş giderken biriktirdiklerini...
zihin ezberler nefis yaşamaz ki bildiklerini.....
Hiçbirşey yolunda gitmiyordu..
adeta tuttugu dallar kuruyor..
gittigi yerde bereket kesiliyordu...
çok sıkılmıştı.....
ugrayıp iki Cihanın güzeline..s.a.v.
şikayet etti başındaki halleri...
"Ey Allahın Rasülü...s.a.v...
dünya sanki bana sırt dönmüş...
elimde avucunda birşey kalmamış....
ne yapayım, nedendir bu hal....
geçinemiyorum...."
EN HALİM VE VAKARLI BİR HAL İLE....
sözlerine başladı güllerin efendisi.....
"Sen meleklerin namazı gibi namaz kılıp,
mahlukatın tesbihi gibi tesbih etmez misin?
melekler ve mahlukat bu sebeplerle rızıklanır zira...
o nedir ki diyebildi yutkunarak misafir....
"Sabah namazının sünneti ile farzı arasında
SUBHANELLAHİ VE BİHAMDİHİ SUBHANELLAHİLAZİM
ESTEGFİRULLAH....
Dersen bu meleklerin namazı ve mahlukatın tesbihidir.
demek istersin ki bu zikirde
bütün eksikliklerden münezzehtir....
bunu kendisine hamd ederek itiraf ediyorum....
Azim olan
her türlü eksikten münezzehtir ki...
ben ondan kabahatlerim için özür diliyorum af istiyorum....
dersen bu zikri....
sabahın sünneti ile farzı arası yüz sefer....
dünya peşinden koşacak.....
ve her kelimesi için bu zikrin bir melek
kıyamete kadar
ı tesbih edecek...
hasıl olan sevab senin defterine yazılacak....
adam duyunca çareyi henüz sevinmişti ki,
daha devam etti müjdeler....
eger sadece bir kere...
SUBHANELLAHİ VE BİHAMDİHİ..
dersen günün herhangi bir vakti....
deniz köpügü kadar olsa kişinin kabahati.
Rabbimiz hemen affeder.....
verilmişti ilaç....
alınmıştı çare.....
sıra duyanın amelinde.....
bilinmeli ki sır kelimede degil...
samimiyettte.....
istenen kelime tekrarı degil.....
Rabbi ta yürekte hissetmekte......
bırakıp dili bir kenara....
ruhu ona teslim etmekte...