- Üyelik Tarihi
- 24 Eki 2009
- Mesajlar
- 2,258
- Aldığı Beğeniler
- 38
- Takım
- Diğer
Günahlar, insanın düşünce ve duygu dünyasına, derunî alemine, aile ve toplum hayat ına olumsuz anlamda derin izler bırakır. Bu izler, zamanında giderilemez ise, insan da yıkılır, toplum da… Çünkü, tevhidin güzelliği ile iç dünyasını düzenleyememiş, kemale erip toplum hayat ına girememiş kişiler, hem aile, hem toplum için tehlikelidirler. İlâhî güzelliğin mekânı olan kalbi kirden-n görünmez hale gelmiş, hatta gözü, kulağı ve kalbi günahlarla mühürlenmiş bu zavallı insanların topluma ihanetleri her zaman mümkündür.
Toplumda yayılmış günahlardan, evlerimizde günah ve kir kusan sanal görüntülerden nasıl korunacağız? Bu sorunun cevabını, Peygamberimiz s.a.v.’in belki de günümüz için söylediği şu hadisinde bulabiliriz: “ Âhir zamanda yürüyen koşandan, oturan yürüyenden, yatan oturandan, uyuyan yatandan hayırlı olacak.”
Bu hadis-i şerif, her türlü günah ve fitnenin ortamı bataklığa döndürdüğü bir devirde sakınmanın, korunmanın gerekliliğine bir işaret olarak anlaşılabilir. Uyku gaflettir ama bazı insanlar için böyle bir zamanda nimet olabiliyor. Bataklıkta kirlenip boğulma ihtimalinin yüksekliğine karşı büyük nimet! Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Mehdi’nin arkadaşları Ashab -ı Kehf’ten olacak.” ifadesi böylece bir anlam kazanabilir. Yani zamanın fitnelerinden, günahından korunmak için kendini saklayabilen, ortalığa dökülüp saçılmayan insanlar…
Cürmüm ile geldim Sana
Bir Allah dostu, kendisinden nasihat isteyen kişiye buyurmuştur ki: “Günah yapacağın zaman Allah Tealânın sana verdiği rızkı yeme ve O’na isyan etmek istersen, bunu O’nun gördüğü yerde yapma. Görmediği yerde yap. O’nun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah yapmak uygun değildir.”
Allah’a gidiyoruz. Nasıl? Hangi halimizle? Hangi amellerimizle?
Cennet, Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarının örgüsüyle çevrilidir. Bu dikenli örgü aşılmadan cennete girilemez. “Gerçek muhacir , Allah’ın yasak ettiği şeylerden hicret eden kimsedir.” ( Buharî , İman, 8 Emirleri yerine getiremedik, yasakları da çiğnedik ise cenneti nasıl isteyeceğiz? Yüzümüzü Allah’a nasıl çevirebileceğiz?
“Eli boş gidilmez gidilen yere, Rabbim boş gelmedim, cürmümle geldim sana!” diyebilecek miyiz? Bir daha işlememek üzere günahlarımızın itirafı, aczimizin farkında olmak anlamına da gelebilir. Bu itiraf, bizleri yaptığımız ibadetlerin gururundan da koruyabilir. Günahını itiraf edeni, haddini bildiği için Allah bağışlayabilir. Acizliğimizi bileceğiz; insan o zaman Allah’ın korumasına girer ve Zekeriyya a.s. gibi şöyle dua eder: “ Zekeriyya’yı da an! Rabbine: Rabbim, beni tek bırakma! Sen, vârislerin en iyisisin (her şeyim sana kalacaktır) diye dua etmişti.” (Enbiya, 89)
Peygamber Efendimiz’in buyurduğu üzere, “Kim, evinden çıkarken: ‘Allah’ın adıyla çıkıyor, Allah’a güveniyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır’ derse, kendisine: ‘Doğruya iletildin, ihtiyaçların karşılandı, düşmanlarından korundun’ diye cevap verilir. Şeytan da kendisinden uzaklaşır.” ( Ebu Davud , Edeb , 103; Tirmizî, Daavât , 34)
Hakk’a kanat açmalı hep ellerimiz… Kaybolmalı kederlerimiz… Gözümüzden yaş olup akmalı günahlarımız! Ruhumuz ancak bu gözyaşlarıyla özgürlüğüne kavuşacaktır. İşte o zaman ruhumuzla bir olarak sonsuzluğun kapısını aralayabiliriz.
Toplumda yayılmış günahlardan, evlerimizde günah ve kir kusan sanal görüntülerden nasıl korunacağız? Bu sorunun cevabını, Peygamberimiz s.a.v.’in belki de günümüz için söylediği şu hadisinde bulabiliriz: “ Âhir zamanda yürüyen koşandan, oturan yürüyenden, yatan oturandan, uyuyan yatandan hayırlı olacak.”
Bu hadis-i şerif, her türlü günah ve fitnenin ortamı bataklığa döndürdüğü bir devirde sakınmanın, korunmanın gerekliliğine bir işaret olarak anlaşılabilir. Uyku gaflettir ama bazı insanlar için böyle bir zamanda nimet olabiliyor. Bataklıkta kirlenip boğulma ihtimalinin yüksekliğine karşı büyük nimet! Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Mehdi’nin arkadaşları Ashab -ı Kehf’ten olacak.” ifadesi böylece bir anlam kazanabilir. Yani zamanın fitnelerinden, günahından korunmak için kendini saklayabilen, ortalığa dökülüp saçılmayan insanlar…
Cürmüm ile geldim Sana
Bir Allah dostu, kendisinden nasihat isteyen kişiye buyurmuştur ki: “Günah yapacağın zaman Allah Tealânın sana verdiği rızkı yeme ve O’na isyan etmek istersen, bunu O’nun gördüğü yerde yapma. Görmediği yerde yap. O’nun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah yapmak uygun değildir.”
Allah’a gidiyoruz. Nasıl? Hangi halimizle? Hangi amellerimizle?
Cennet, Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarının örgüsüyle çevrilidir. Bu dikenli örgü aşılmadan cennete girilemez. “Gerçek muhacir , Allah’ın yasak ettiği şeylerden hicret eden kimsedir.” ( Buharî , İman, 8 Emirleri yerine getiremedik, yasakları da çiğnedik ise cenneti nasıl isteyeceğiz? Yüzümüzü Allah’a nasıl çevirebileceğiz?
“Eli boş gidilmez gidilen yere, Rabbim boş gelmedim, cürmümle geldim sana!” diyebilecek miyiz? Bir daha işlememek üzere günahlarımızın itirafı, aczimizin farkında olmak anlamına da gelebilir. Bu itiraf, bizleri yaptığımız ibadetlerin gururundan da koruyabilir. Günahını itiraf edeni, haddini bildiği için Allah bağışlayabilir. Acizliğimizi bileceğiz; insan o zaman Allah’ın korumasına girer ve Zekeriyya a.s. gibi şöyle dua eder: “ Zekeriyya’yı da an! Rabbine: Rabbim, beni tek bırakma! Sen, vârislerin en iyisisin (her şeyim sana kalacaktır) diye dua etmişti.” (Enbiya, 89)
Peygamber Efendimiz’in buyurduğu üzere, “Kim, evinden çıkarken: ‘Allah’ın adıyla çıkıyor, Allah’a güveniyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır’ derse, kendisine: ‘Doğruya iletildin, ihtiyaçların karşılandı, düşmanlarından korundun’ diye cevap verilir. Şeytan da kendisinden uzaklaşır.” ( Ebu Davud , Edeb , 103; Tirmizî, Daavât , 34)
Hakk’a kanat açmalı hep ellerimiz… Kaybolmalı kederlerimiz… Gözümüzden yaş olup akmalı günahlarımız! Ruhumuz ancak bu gözyaşlarıyla özgürlüğüne kavuşacaktır. İşte o zaman ruhumuzla bir olarak sonsuzluğun kapısını aralayabiliriz.