Günahların çoğu insanın mekanına üç kapıdan girer
1)Bakmak:Bakmak insanın başına gelen belaların büyük çoğunluğunun kaynağıdır. Çünkü bakmak, zihinde hayali doğurur. Hayal düşünceyi, düşünce şehveti, şehvet iradeyi doğurur. Sonra irade güçlenir ve kesin karara dönüşür. Ardından -bir engel çıkmadıkça- hadise mutlaka vuku bulur.
Rasulullah şöyle buyurmuştur: Bakışını, başka bir bakış yaparak ikileme; sana sadece birincisi var, diğeri sana yok.
Bir diğer hadisi şerifte:Bakış iblisin oklarından zehirli bir oktur. Her kim bakışını bir kadının güzelliklerin(e bakmak)dan engellerse Allah onu kalbine, kendisiyle buluşana kadar devam edecek bir tatlılık-hoşluk bırakır.
2)Akla gelen fikirler:Akla gelen vesveseler daha zordur nefsine hakim olabilen kişi bu vesveseleri dizginleyebilmekte nefisini dizginleyemeyen kişi ise bu vesveslerle helaka doğru gitmektedir okadarki sürekli kalbe gelen bu vesveseler boş temennilerden başka birşey oluşturmaz ve insanı oyalar durur.
"(İnkar edenlerin amelleri) düz arazideki serap gibidir. Susayan, onu su sanır, fakat yanına gelince hiçbir şey olmadığım anlar ve yanında Allah'ı bulur; Allah onun hesabını tam görür. O, hesabı çabuk görendir." (Nûr, 39)
3)Konuşmalar:Konuşmalara gelince; onların korunması ağızdan bir tane olsun boş söz çıkarmamakla, o da; sadece dinine bir kâr ve artı getirecek şey konuşmakla olur. Bir şey konuşmak istediğinde onda bir kâr ve fayda var mı yok mu diye bakar. Hiç bir kârı yoksa dilini tutar, konuşmaz. Bir kârı varsa, bu kez de bunu söylediğinizden daha kârlı bir sözü kaçırmış olur mu olmaz mı diye bakar, öyle olacaksa, onu yine konuşmaz.
Eğer kalptekini öğrenmek istiyorsan dilin hareketine bak; çünkü o seni -sahibi istese de istemese de- kalpte olana mutlaka götürür.
Yahya b. Muaz der ki:
"Kalp kazan gibidir, içindekiler kaynar durur. Onun kepçesi de dildir"
Rasûlullah'a, insanları cehenneme en çok neyin soktuğu soruldu,
"Ağız ve ferç!" buyurdu. Tirmizî sahih bir hadistir, demiştir
Enes'in rivayet ettiğine göre Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kulun kalbi düzgün olmadıkça imanı düzgün olmaz, dili düzgün olmadıkça da kalbi düzgün olmaz
1)Bakmak:Bakmak insanın başına gelen belaların büyük çoğunluğunun kaynağıdır. Çünkü bakmak, zihinde hayali doğurur. Hayal düşünceyi, düşünce şehveti, şehvet iradeyi doğurur. Sonra irade güçlenir ve kesin karara dönüşür. Ardından -bir engel çıkmadıkça- hadise mutlaka vuku bulur.
Rasulullah şöyle buyurmuştur: Bakışını, başka bir bakış yaparak ikileme; sana sadece birincisi var, diğeri sana yok.
Bir diğer hadisi şerifte:Bakış iblisin oklarından zehirli bir oktur. Her kim bakışını bir kadının güzelliklerin(e bakmak)dan engellerse Allah onu kalbine, kendisiyle buluşana kadar devam edecek bir tatlılık-hoşluk bırakır.
2)Akla gelen fikirler:Akla gelen vesveseler daha zordur nefsine hakim olabilen kişi bu vesveseleri dizginleyebilmekte nefisini dizginleyemeyen kişi ise bu vesveslerle helaka doğru gitmektedir okadarki sürekli kalbe gelen bu vesveseler boş temennilerden başka birşey oluşturmaz ve insanı oyalar durur.
"(İnkar edenlerin amelleri) düz arazideki serap gibidir. Susayan, onu su sanır, fakat yanına gelince hiçbir şey olmadığım anlar ve yanında Allah'ı bulur; Allah onun hesabını tam görür. O, hesabı çabuk görendir." (Nûr, 39)
3)Konuşmalar:Konuşmalara gelince; onların korunması ağızdan bir tane olsun boş söz çıkarmamakla, o da; sadece dinine bir kâr ve artı getirecek şey konuşmakla olur. Bir şey konuşmak istediğinde onda bir kâr ve fayda var mı yok mu diye bakar. Hiç bir kârı yoksa dilini tutar, konuşmaz. Bir kârı varsa, bu kez de bunu söylediğinizden daha kârlı bir sözü kaçırmış olur mu olmaz mı diye bakar, öyle olacaksa, onu yine konuşmaz.
Eğer kalptekini öğrenmek istiyorsan dilin hareketine bak; çünkü o seni -sahibi istese de istemese de- kalpte olana mutlaka götürür.
Yahya b. Muaz der ki:
"Kalp kazan gibidir, içindekiler kaynar durur. Onun kepçesi de dildir"
Rasûlullah'a, insanları cehenneme en çok neyin soktuğu soruldu,
"Ağız ve ferç!" buyurdu. Tirmizî sahih bir hadistir, demiştir
Enes'in rivayet ettiğine göre Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kulun kalbi düzgün olmadıkça imanı düzgün olmaz, dili düzgün olmadıkça da kalbi düzgün olmaz