Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Affında cömert, lütuf ve kerem sahibi Allah-u Teâlâ’ya hamd; Resullerinin sonuncusuna, onun Ehl-i Beyt’ine ve Sahabelerine harfler adedince salât ve selâm…



Merhaba Dostlar;

Yayınlarımızda, mümkün olduğunca tekrara düşmekten kaçınmaya çalışıyoruz. Fakat bazı konular var ki biz insanoğlu, bazı kötü işlerimizde bile tekrardan kaçınamıyoruz…



Sözü, işlemekte ısrar ettiğimiz günahlara getirmek istiyorum. Eskilerimizin “Zaman ahir zaman oldu…” diye dert yandıkları bataklığın tam orta yerindeyiz.



Allah-u Teâlâ’nın sonsuz şefkat ve merhameti olmasa olduğumuz yerde “çarpılıp” kalacağız gibi geliyor…



Sevgili dostlar, “Yahu hocam, sen de bizi hep can evimizden vuruyorsun!” dediğinizi duyar gibiyim. En büyük darbeyi günahlardan alıyorsak elbette bizlerin vazifesi de yaraya neşter vurmak oluyor. Zira biz, sizlerle farklı evlerde yatıp kalkan, fakat aynı hanenin halkı gibi hissediyoruz kendimizi.



Evet, bütün Müslümanlar ve özellikle de aynı kaderi paylaştığımız bütün bir Anadolu halkı, bizim özbe öz kardeşimiz gibidir. Hatta ondan da ileri...



Bu sebeple, aynı aile içerisinde, birbirinin derdiyle dertlenmek, aynı acıları paylaşmak, kardeşliğin gereği...



Bizim büyük dertlerimiz var dostlar!

Boşuna hasıraltı etmeye, mutlu imişiz gibi rol yapmaya çalışmayalım. Bir insanın hakikaten mutlu olabilmesi, gönlünün feyz-i İlahi ile dolu olmasına bağlıdır. Mutluluğu doğuran, kalbin safası, temizliği ve ruhun sururudur. Başka bir şey değil.



Demek ki biz günahlarla yatıp kalktığımız sürece, huzurlu olmamız mümkün değil. Elbette hiçbir müslümanın gönlü bu durumdan razı olmaz. Bütün dostlarımızın da böyle olduğuna, can u gönülden inanıyorum… Fakat mesele bu kadar basit değil. Bu meseleyi enine boyuna düşünmek ve bazı tedbirler almak zorundayız.



Tarih boyunca, her dönemin kendine has şartları vardır. Bazen savaşılır, bazen ticaret ön plana geçer, bazen de yoklukla imtihan gelir, kıtlık vesaire gelir. Bu zamanda ise refah, lüks ve günahlar ile imtihan halindeyiz…



Kimse demesin ki “Ne lüksümüz var!” Düşünelim ki sevgili dostlar, şu anda, en sıradan hayat yaşayanımızın evindeki konfor, eski zamanlarda padişahın sarayında bile yoktu. Saymaya gerek var mı? Nasıl ısınıyorsunuz? Nasıl giyiniyorsunuz? Neye biniyorsunuz?...



Evet, her şey apaçık ortada… Bizdeki lüks hayat, Karunları bile geçti dostlar. Fakat bizler hep “Daha fazlasını iste!” reklamları ile uyuşturulduğumuzdan, sahip olduğumuz refahı göremiyoruz bile. Mekke’ye, Medine’ye gittiğimiz zaman, oradaki esnaf, “Türkler geldi, para geldi!” diyorlar. Alım gücümüz, diğer müslüman ülkelerden hayli yüksek. Ama bize sorsan, “Geçim darlığı çekiyoruz hocam!”



“Fakirdir diye Ramazan’da evine erzak götürdüğümüz Hanımefendi, siz, şu makyaj malzemelerinden biraz feragat etseniz nasıl olur?” “Beyefendi, siz de hafta sonu eğlencelerinden (mangal partisi, maç, piknik vs.) birinin parasını, ayda bir de olsa bir yetime bağışlasanız olmaz mı?”…



Verecek cevabımız var mı, sevgili dostlar?...



Bunlar, orta hallice olanlarımızın durumu. Zenginlerimiz mevzusuna hiç girmiyorum…



O halde elde var bir: Bizler, bir insanın rehavete, tembelliğe düşebileceği kadar ciddi bir refaha sahibiz. Gözümüzü dünya hırsı bürümüş, sürekli daha fazlasının peşinde koşmaktan şükrü unutmuş… Şükrü unuttuğu için de elindekini görmeyip onunla kanmış, oyalanmış bir haldeyiz.



Eh, böylesine uyuşmuş, gevşemiş bir insanın da günaha düşmemesi, insan fıtratına aykırı… Düşmekle kalmaz, içinde yuvarlanır durur, Allah muhafaza.



Durum tespiti iki: Çoğunluğumuz, hayatta ne için yaşadığının farkında değil. İş güç sahibi olmak, evlenmek, çoluk çocuğa karışmak vs. derken, sanki bütün bunlar için dünyaya gelmiş gibi yaşıyor. Sorsan, müslüman elhamdülillah, ama Allah için değil, bu dünyanın işleri için koşturup duruyor…



Böyle müslüman olur mu sevgili dostlar?

Müslüman dediğin, her an aynı seviyede, kalitede olmasa bile; Rabbi’nin huzurunda olduğunu, asıl amacının O’na ibadet etmek üzere imtihanı kazanmak olduğunu hatırından çıkarmayan insandır. Her yaptığının Allah-u Teâlâ tarafından göründüğünü, bilindiğini, bir gün mutlaka hesabını vereceğini bilen ve bu şuurla yaşayan insan demektir.



“Şu dizilerin başında ne kadar zaman harcıyorum? Yeter artık, kendime çekidüzen vermeliyim. Rabbim bana, boşa geçen zamanlarımın hesabını soracak!” diyebilmelidir mesela. Ve gereğini yapabilmelidir.



Evet, sevgili dostlar, kendini, şu gündelik hayatın zaman öğüten çarklarından kurtaramayan bir insanın, günaha düşmemesi mümkün mü? Doğru dürüst hayatını düzenleyemiyor, şartlar onu esir almış, kapılmış gidiyor. Bu insancağız, nasıl gaflete ve dolayısıyla günahlara düşmesin. Düşer elbet…



Varan üç; İster istemez düştüğümüz günahların getirdiği manevi kirleri üzerimizden söküp atmak üzere, ne gibi çarelere başvuruyoruz? “Aman Allah’ım, sen bizi affet!” deyince olup bitiyor mu her şey. Yani, -hâşâ- mecbur mu bizi affetmeye…



Öyle değil sevgili dostlar. En az, işlediğimiz günahın maneviyatımıza verdiği kadar bir yangınla, Allah-u Teâlâ’ya yalvarmamız gerekiyor:



“Aman ya Rabbi! Ben ne yaptım! Sana verdiğim sözden döndüm, Şeytan’a uydum, nefsimin arzularına yenik düştüm… Af ve mağfiretine sığınıyorum… Yaptığım bütün günahlardan, cidden pişmanım! Ölseydim daha iyi idi… Fakat ümit varım ki Sen suçunu itiraf edenleri bağışlayanların en cömerdisin, beni de affeyle. Senin muhafaza ve yardımına sığınarak, Sana söz veriyorum, inşaallah, bir daha asla yapmayacağım!...”



“Takatim tükendi, sabrım kalmadı… Sürekli Sana tevbe ediyor fakat her defasında, yine Sana isyan ediyorum! Beni bu kısır döngüden kurtaracak, elimden tutacak kulların yok mu?... Hani nerede senin dostların? Ricasını asla geri çevirmeyeceğin salih kulların nerede? Bana da onlarla birlikte tevbe etmeyi nasib etmez misin? Onlarla birlikte tevbe edip Hz. Resulullah’ın maneviyat halkasına dâhil olmayı, bana da lütfetmez misin?”



“Bana öyle salih arkadaşlar ver ki onlarla birlikteyken hep Seni hatırlayayım. Hep Seni zikredeyim… Hataya düştüğümde kolumdan tutup çeksinler, düştüğüm günah çukurundan çıkarsınlar beni.”



“İslam’a hizmetle beni müşerref kıl ki günahlarıma kefaret olsun yaptıklarım. Bana salih ameller nasib et ki adeta, günah ve isyanlarımı Senden satın alayım. Bunlar onlara bedel olsun ya Rabbi!”



İşte böyle, sevgili dostlar. Ancak böyle yaparsak şu derbeder halimiz biraz toparlanır. Hatta toparlanmakla kalmaz, diğer müslüman kardeşlerimizin de yardımına koşacak, düştükleri bataklıktan onları da kurtaracak hale geliriz inşaallah.



İşte ancak o zaman, o zaman mutlu ve huzurlu olabiliriz…

Allah-u Teâlâ hepimize, inayet ve hakiki hidayetini nasib eylesin. (Âmin)



SÜLEYMAN KARAKAŞ​
 
Son düzenleme:

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
insAllah cok faydali bir paylasim Allah razi olsun abi
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Aminnnn,Aminnnn
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah agbi emegine rahmet tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 
Üst Alt