İslam medeniyeti içinde yüzyıllardır var olagelmiş kurumlardır Tarikat ve Cemaatler.
Allâh’ın kitabından ve Resûl’ünden (SAV) geldiği gibi hiçbir şey karıştırılmadan günümüze ulaşabilenleri de var, bin bir hurafeye bulanmış ve tamamen batıla boğulmuş şekilleri de mevcut.
Tarih, bir dönem “Yalancı Peygamber”lerin görüldüğünü haber veriyor.
Peygamberin bile sahtesi türemişse; elbette evliyanın, âlimin, üstadın… çakma olanı daha çok görülecektir.
15 Temmuz’da bunun en görkemli misaliyle yüz yüze gelmedik mi?
…
Günlerdir yazılıp çiziliyor:
-Sahte Şeyh!
-Savcı 50 Sene istedi!
-Yayın Yasağı Kondu!
-İşte Bunlar Hep Böyle!
Olay, henüz açıklığa kavuşmuş değil. Yayın yasağı var. Soruşturma devam ediyor. Olan bitenler gerçek mi, komplo mu, bilmiyoruz.
Böyleyken ortalık, yargıçtan önce karar verenlerden geçilmiyor.
Hele bütün Müslümanları zan altında bırakmaya dünden hazır kimi “insanlık çürükleri” yok mu, onlar neredeyse zil takıp oynayacaklar!
Hepsi, ağzı kulaklarında, alçak imalarına başladılar yine!
“-Siz dindarlar varsınız ya… Sizi sizi…”
…
Bu rezillik süratle aydınlatılmalı ve ilgili şahıs, gerçekten o sapıklığı işlemişse önce teşhir sonra da idam edilmeli!
Ama yapmamışsa…
İftira kurbanı ise…
İnanın, bugünlerdeki o iri iri manşetler neden sonra yavaş yavaş küçülecek ve arka sayfalarda en köşe bucak bir yerde bu hadisenin bir komplo olduğu belirtilecektir.
…
Bu iğrenç olayı kullanarak bütün Müslümanlara ve bütün İslam âlimlerine çamur sıçratmaya uğraşan o “insanlık çürükleri”ne gelince…
Onların derdi ne çocuktur, ne de istismar.
Onlar, türlü sapıklığa, homo’luğa, fuhşiyata sahip çıkarlar da gerçek tecavüz mağdurlarına dönüp bakmazlar bile!
…
Bütün hınçları “insan”a ve “insan”ın en parlak hali olan İslam’adır.
Peki, nedendir bu kin, bu düşmanlık?
En büyük önderleri, gerekçeyi şöyle bildirmişti:
“Beni ateşten, onu topraktan yarattın!”
…
…
Allâh’ın kitabından ve Resûl’ünden (SAV) geldiği gibi hiçbir şey karıştırılmadan günümüze ulaşabilenleri de var, bin bir hurafeye bulanmış ve tamamen batıla boğulmuş şekilleri de mevcut.
Tarih, bir dönem “Yalancı Peygamber”lerin görüldüğünü haber veriyor.
Peygamberin bile sahtesi türemişse; elbette evliyanın, âlimin, üstadın… çakma olanı daha çok görülecektir.
15 Temmuz’da bunun en görkemli misaliyle yüz yüze gelmedik mi?
…
Günlerdir yazılıp çiziliyor:
-Sahte Şeyh!
-Savcı 50 Sene istedi!
-Yayın Yasağı Kondu!
-İşte Bunlar Hep Böyle!
Olay, henüz açıklığa kavuşmuş değil. Yayın yasağı var. Soruşturma devam ediyor. Olan bitenler gerçek mi, komplo mu, bilmiyoruz.
Böyleyken ortalık, yargıçtan önce karar verenlerden geçilmiyor.
Hele bütün Müslümanları zan altında bırakmaya dünden hazır kimi “insanlık çürükleri” yok mu, onlar neredeyse zil takıp oynayacaklar!
Hepsi, ağzı kulaklarında, alçak imalarına başladılar yine!
“-Siz dindarlar varsınız ya… Sizi sizi…”
…
Bu rezillik süratle aydınlatılmalı ve ilgili şahıs, gerçekten o sapıklığı işlemişse önce teşhir sonra da idam edilmeli!
Ama yapmamışsa…
İftira kurbanı ise…
İnanın, bugünlerdeki o iri iri manşetler neden sonra yavaş yavaş küçülecek ve arka sayfalarda en köşe bucak bir yerde bu hadisenin bir komplo olduğu belirtilecektir.
…
Bu iğrenç olayı kullanarak bütün Müslümanlara ve bütün İslam âlimlerine çamur sıçratmaya uğraşan o “insanlık çürükleri”ne gelince…
Onların derdi ne çocuktur, ne de istismar.
Onlar, türlü sapıklığa, homo’luğa, fuhşiyata sahip çıkarlar da gerçek tecavüz mağdurlarına dönüp bakmazlar bile!
…
Bütün hınçları “insan”a ve “insan”ın en parlak hali olan İslam’adır.
Peki, nedendir bu kin, bu düşmanlık?
En büyük önderleri, gerekçeyi şöyle bildirmişti:
“Beni ateşten, onu topraktan yarattın!”
…
…
