Beyazıt Camii önü...
Bir otomobil yaklaşır.
Bagajında çıplak bir tabut vardır.
Dört hamal cenazeyi musallaya bırakır.
Biraz sonra cenazenin Mehmet Akif olduğu anlaşılır.
Sağlığında karnını doyurduğu lokantacı, bir Kâbe örtüsü getirip örter tabutu.
Akın akın gelen Edebiyat Fakültesinden üniversite öğrencileri de bir sancakla tamamlarlar tabutu.
Üniversite idaresi Ankara’dan aldığı talimat üzerine gençleri bu “rejim muhalifi, mürteci” şairin cenazesine katılmamaları için uyarmıştır. Bu zalimce yasağı zerre kadar umursamayan gençlerin omuzlarında cenaze Beyazıt'tan Edirnekapı'ya götürülür..
İstiklal marşı şairinin bu görkemli vedasına devleti temsilen hiç kimse gelmez.. Ona sahip çıkan huzuru ve refahı için bir ömür çalıştığı halkı ve Türk gençliğidir.
Mekanın cennet olsun asil şair..
''Marifet, bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir âlemde.''
| Fennî