Bir gün bir âşık sevgilisinin kapısına gidip kapıyı çalınca sevgilisi içerden seslendi:
Kapıyı kim çalıyor?
Kim O?
Âşık cevap verdi:
;Ey yüce sevgili!
Kapına gelen benim;
ben zavallı kölen.
Sevgili öfkeyle bağırdı:
Çekil git kapımdan.
Sen daha olgunlaşmamışsın.
Bu sofrada hamlara yer yok.
Bu ev küçük iki kişi sığmaz.
Zavallı adam çaresiz ayrıldı.
Tam bir yıl O sevgilinin ayrılığına dayanıp dolaştı durdu kavrulup pişti.
Bir sene sonra sevgilisinin kapısına geldi.
Heyecanla kapıyı çaldı.
Sevgili içerden seslendi:
Kimdir O?
Kim çalıyor kapımı?
Çaresiz âşık perîşan bir halde cevap verdi:
Ey câna cân katan sevgili!
Ey bir bakışıyla binlerce âşığı perişan eden gönül avcısı!
Kapını çalan
SENSİN!
SEN!
Sevgili gönül okşayan bir sesle:
Madem ki ;SEN BENSİN..
Ey BEN!
Gel içeriye gönül evi burasıdır.
Oraya iki kişi sığmaz dedi.
(Mesnevî)
Kapıyı kim çalıyor?
Kim O?
Âşık cevap verdi:
;Ey yüce sevgili!
Kapına gelen benim;
ben zavallı kölen.
Sevgili öfkeyle bağırdı:
Çekil git kapımdan.
Sen daha olgunlaşmamışsın.
Bu sofrada hamlara yer yok.
Bu ev küçük iki kişi sığmaz.
Zavallı adam çaresiz ayrıldı.
Tam bir yıl O sevgilinin ayrılığına dayanıp dolaştı durdu kavrulup pişti.
Bir sene sonra sevgilisinin kapısına geldi.
Heyecanla kapıyı çaldı.
Sevgili içerden seslendi:
Kimdir O?
Kim çalıyor kapımı?
Çaresiz âşık perîşan bir halde cevap verdi:
Ey câna cân katan sevgili!
Ey bir bakışıyla binlerce âşığı perişan eden gönül avcısı!
Kapını çalan
SENSİN!
SEN!
Sevgili gönül okşayan bir sesle:
Madem ki ;SEN BENSİN..
Ey BEN!
Gel içeriye gönül evi burasıdır.
Oraya iki kişi sığmaz dedi.
(Mesnevî)

