O'nu gerçek anlamda tanıdıkça aşık olmamanın imanı yok. O'nun ismi geçince insanın içi nasıl da aynı anda sevgiyle ve korkuyla yoğruluyor. her aşk ilişkisinde olduğu gibi O'nu gözü kapalı seviyorsunuz ve aynı zamanda kaybetmekten ödünüz kopuyor. O'nun aşkını düşündükten sonra bu dünyadakilerin "aşk" dediklerine bakıyorsunuz da "güleyim mi ağlayayım mı" karar veremiyorsunuz. aşk kelimesi onda tanımlanıyor, sevgi ve korku O'nun adı geçince anlam buluyor..
O varken yalnızlık, çaresizlik gibi kelimeler sadece ağız alışkanlığı olarak kalıyor. Vefalıların en Vefalısı, Sevgililerin Şahı. Cömertlikte Eşi Benzeri Olmayanı. Sonsuz Merhamet...
Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuş..
"Bir kimsede (tam olarak) üç özellik bulunursa imanın tadını duyabilir. Allah ile Peygamberi kendinden, başkasından daha çok sevmek, sevdiği kimseyi yalnız Allah için sevmek, Allah onu küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmekten, ateşe atılacakmış gibi korkmak."
Allah ı seven, onu her zaman anan, bir insanın sevdiğini sık sık anmasından daha doğal ne olabilir. Sevilen Allah olunca, bu anış insanın bütün varlığını kaplar, bir aşk haline dönüşür. Böyle olunca, Peygamberimizin buyurduğu gibi, Allah'u Teala, o kimsenin işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili olur.
"Allah'ım! bana seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve beni sana yakınlaştıracak şeylerin sevgisini nasib eyle."
Hz. Muhammed (s.a.v) -
