Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
Elhamdulillâhi rabbi’l ‘âlemîn. Esselâtü vesselâmü ‘alâ rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve sahbihî ve sellim. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Allah Resûlü

(s.a.v.)’in Mübarek ağızlarından çıkan her bir sözün doktorlar için büyük tıp kitabı olduğunu hiçbir akıl sahibi inkar edemez. Nitekim günümüzde birçok alanda olduğu

gibi tıp alanında da hadis-i şerifler sayesinde ilerleme kaydedilmekte, bazen de hadis-i şeriflerde haber verilen gerçeklere dolaylı yoldan ulaşılmaktadır.



İnsanı ve hastalıkları yaratan Allah Teâlâ, yarattığı her derdin devasını da yaratmıştır. İnsana düşen vazife bir yandan dua ederken diğer yandan da hastalıklardan kurtulma yollarını arayıp tedavi olmaya çalışmaktır. Nitekim

insanlara her konuda rehber olarak gönderilen Allah Resûlü (s.a.v.) de hastalandığında, hekimlere tedavi olmuş, hastalanan ashabı için de hekimler çağırmış ve zamanın tedavi yöntemlerinden faydalanmıştır. O zamanın tedavi yöntemleri arasında en yaygın olarak kullanılan hacamat da Peygamberimiz (s.a.v.)’in sıkça başvurduğu bir tedavi uygulaması olup bizzat Cebrail tarafından kendisine ve ümmetine tavsiye edilen bir tedavi şekli olmuştur. Hacamat, yüzlerce yıldır dünyanın birçok yerinde koruyucu hekimlikte ve hastalıkların tedavisinde uygulanmış günümüzde de dünyanın birçok yerinde alternatif tıpta en fazla tavsiye edilen tedavi metodu hâline gelmiştir.



Hacamatta maksat, derinin altındaki akıcılığı olmayan pıhtılaşmış kirli kanı ve dokular arasındaki sıvıda biriken atıkları belli yöntemlerle dışarı atmak suretiyle kanın rahatça dolaşmasını sağlamaktır. Bunu yaparken deriyi neşterle hafifçe çizip, üzerine ağzı geniş cam şişe oturtarak,emici güç meydana getirmek suretiyle, kirli kan vücuttan çıkarılır.



Kan aldırmak belli bir bölge veya herhangi bir organdaki aşırı kan hücumunu (basıncını) azaltmak için veya hasta bir organın kanını tazelemek için yapılır.Tıbb-ı Nebevî’de kan aldırma işlemi, vücuttan alınan kanı, bir başka yerde kullanmak için değil, ancak hasta bir vücu-du sağlığa kavuşturmak için yapılmaktadır. Bu sebeple has-ta bir bedenden ayrılan kan, hasta bir kandır, kullanılması doğru değildir.2



Bilindiği üzere vücuttaki fazla kan kalp ve beyin sektelerine,sinirsel rahatsızlıklar, allerji gibi bir çok hastalığa sebeb olmaktadır. Hacamatla; işte bu fazla kan ve deri altındaki kirli kanlar dışarı çıkartılır. Ayrıca hacamatla baş ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, uyuşukluk, tembellik, ağırlık vs. gibi rahat-sızlıklar tedavi edilir. İngiliz Nürolog Dr.Henry Head (1861-1940)’in keşfedip bize bildirdiğine göre deri üstündeki “receptor”lerin iç organları-mızla olan irtibatları sayesinde hacamatla bu organlarımızın tedavisi mümkün olmaktadır.

Almanya’dan Çin’e Malezya’dan Kanada’ya ve Avusturalya-’ya kadar bir çok ülkede tatbik olunan hacamatla kan alma yöntemine yöneliş, bilhassa son yıllarda dünyada gözle gö-rülür bir şekilde artmıştır. Bunun sebebi ise hacamat ile tedavinin ÇOK BASİT, GÜVENİLİR VE İLAÇSIZ bir tedavi şekli olmasıdır.



Tarihi

Güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderilen Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in tavsiye ve uygulamalarıyla insanlığa hacamatı

ta’lim etmesinden önceki tıp tarihinde, kan alma yöntemiyle tedavinin ilk defa nerede ve ne zaman başladığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Ancak eski Mezopotamya, Mısır ve diğer Ön Asya uygarlıkla-rında birçok hastalığın tedavisinde vücuttan kan alma yolu-na gidildiği bilinmektedir. Bununla birlikte hacamat tedavisi binlerce yıldır Çin’de kullanılan kupa terapisi yöntemiyle ortak prensiplere sahiptir.



En eski dönemlerden günümüze kadar, gerek koruyucu hekimlikte gerekse bazı hastalıkların tedavisinde hacamat

usulü geçerliliğini sürdürmüştür. Hacamat, Osmanlı döne-minde de berberler tarafından uygulanan bir metot olmuş-tur.Günümüzde de hacamatın, İslâm ülkelerinde yaygın olarak hacamat kliniklerinde uygulandığı görülmektedir. Ayrıca Çin, Almanya, İngiltere Avustralya, Malezya ve Kanada gibi ülkelerde bu tedavi usulünün uygulandığı ve bu konuda araştırmaların yapıldığı bilinmektedir. Hacamatla tedavi Amerika tıp fakültelerinde (Cupping Therapy, Bloodletting) ismiyle ders olarak okutulmaktadır.



Hacamatla İlgili Hadis-i Şerifler

“Hz.Peygamber (Sav) Miraç gecesinde meleklerden herhan-gi bir topluluğa uğradımsa, bana şöyle tavsiye ediyorlardı: “Yâ Muhammed! Size, tedavi maksadıyla kan aldırmanızı tavsiye ederiz. Ümmetine de kan aldırmalarını tavsiye ediniz!” buyurmuştur. (İbn-i Mace, Tirmizi, Hakim, Ahmed b. Hanbel)

Hz. Peygamber (s.a.v.) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir hacamatçıya (haccam) hacamat yaptırmış ve başından

kan aldırıp o kişiye ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur:“Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır.)

(Buhâri, Tıp 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıp 3)



Hz. Peygamber (s.a.v.) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır.

(Buhâri, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvud Menâsik (35)



İhramlı iken saç kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır

Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.v.) oruçlu iken de hacamat yaptırmıştır.

(Buhâri, Tıb II; Ebû Davûd, Siyam 29)

Nafi (r.a.)’den rivayet edildiğine göre; İbn Ömer (r.a.) Kendisine “Nafi! kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bana haccam getir ve genç bir haccam seç. Ne yaşlı ne de çocuk haccam seçme” demiştir.

Yine Nâfi (r.a.)’den rivayetle İbn Ömer (r.a.) şöyle dedi:

Ben Resulullah (s.a.v.)’den şöyle dediğini işittim. “Hacamat

olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak, aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü artırır. Hafız olanın da hıfzet-mek kabileyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah’ın ismini zikrederek perşembe günü hacamat olsun”

(İbn Mâce, Kitâbu’t-Tıb,22)

Nebî (s.a.v.) “Damardan veya deriden kan aldırmak, tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.” buyurmuştur.

(H. Şerif, el-Bağdadi, E. Nuaym)

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üç şeyde şifâ vardır. Bal şerbeti içmekte, hacamat şişesi takmakta (kan aldırmakta), kızgın demirle dağlama yapmakta, fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem”.

(Buhari, Müslim, Ahmed b. Hanbel)

Peygamber (s.a.v.)’in hizmet edenlerinden Selmâ (r.a.) demiştir ki: “Her kim Peygamber (s.a.v.)’e başındaki bir ağrıdan şikâyet etti ise, Rasulullâh (s.a.v.) ona: “Kan aldır!” buyurmuştur. Herkimde ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikâyet etti ise, ona da: “Ayaklarına kına yak!” buyurmuştur.

(Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mâce)

Hacamat’ın Faydaları


Çocuklarda beyin felci, şişmanlık, sivilce, baş ağrısı, sinüzüt,

migren, bel fıtığı, vücut ağrısı, cilt hastalıkları, cüzzam hastalığı, görme rahatsızlıkları, cinnet (sinir hastalığı), nuas, baras, sevda gibi birçok hastalığın tedavisi için hacamat uygulanır.

Hacamat kan ile alakalı bir işlem olduğu için kan da insan

vücudunda önemli bir rol oynadığından hacamatla tedavide

geniş bir bölgeye tesir etme imkanı vardır. Bununla beraber vücuttaki kirli kanı almakla kandaki toksinler, kolestrol ve kullanılan ilaçların kanda kalan tortuları tehlikesiz bir şekilde vücuttan uzaklaştırılır.6

Vücutta Hacamat Yapılan Yerler ve Faydaları

İki omuz başı arasından kan aldırmak, omuz ve boğaz ağrı-larına karşı faydalıdır. Omuzdaki şah damarının kollarından kan aldırmak ise, vücutta kan çoğalmasından, veya kanın bozulmasından yahut hem kan çoğalması ve hem de bozul-masından meydana gelen baş ağrılarına; yüz, diş, kulak, burun, boğaz ve göz ağrılarına karşı faydalıdır.

Çene altından kan aldırmak ise; zamanında yapıldığında,

yüz, diş ve boğaz ağrılarına karşı fayda sağlar. Ayak üzerin-den kan aldırmak, topuktaki damardan kan aldırmaya denk olup uyluklar ve bacaklardaki yaralara, âdet kanının kesil-mesine ve husyelerde meydana gelen kaşıntılara karşı faydalıdır. Göğüsün altından kan aldırmak ise, uyluk çıban-larına, yine uylukta meydana gelen kaşıntı ve sivilcelere, mafsal ağrılarına, bâsura, ayak ve bacaklardaki aşırı şişliğe ve sırttaki kaşıntılara karşı faydalıdır.

Beyin rahatsızlıklarında baştaki damardan, göğüs hastalığı için akciğerle ilgili damardan, siyatik ve eklem ağrıları için siyatik damarından, âdet kanamasını söktürmek için ayak parmaklarından kan alınır. Eğer bu iş için bacaklardan kan alınırsa, âdet kanaması daha fazlalaşır. Göz ağrısı, ağız kokusu ve baş ağrısını gidermek için baştan kan alınır.



Koldaki üç ana damardan biri olan ve akciğer damarı diye bilinen bâsilik damarından kan aldırmak, karaciğer ve dalak-taki hararetin giderilmesine ve bunlarda kan çoğalmasından meydana gelen şişliklere; akciğer şişliklerine, karındaki ağrı ve sancılara akciğer zarı iltihabına; dizkapaklarından kalça kemiğine kadar olan kısımdan yapılan hacamat da; kanla ilgili bütün hastalıklara karşı faydalıdır.



Koldaki atardamardan kan aldırmak, vücutta kanın çoğal-masından ve bilhassa kanın bozulmasından dolayı meydana gelen hastalıklara karşı faydalıdır.

Kolda baş damarı diye bilinen damardan kan aldırmak ise vücutta kan çoğalması veya kanın bozulması ile başta ve boyunda meydana gelen hastalıklar için faydalıdır. Boyunda bulunan şah damarlarından kan aldırmakta; dalak ağrısı, nefes darlığı ve alnın her iki yanında meydana gelen ağrılara karşı faydalıdır.



Koldaki atardamardan kan aldırmak, vücutta kanın çoğal-masından ve bilhassa kanın bozulmasından dolayı meydana gelen hastalıklara karşı faydalıdır. Kolda baş damarı diye bilinen damardan kan aldırmak ise vücutta kan çoğalması veya kanın bozulması ile başta ve boyunda meydana gelen hastalıklar için faydalıdır. Boyunda bulunan şah damarların-dan kan aldırmakta; dalak ağrısı, nefes darlığı ve alnın her iki yanında meydana gelen ağrılara karşı faydalıdır.



Deriden kan aldırmak, vücut yüzeyini; damardan kan aldır-maktan daha iyi temizler. Damardan kan aldırmak ise, vücudun derinliklerindeki kirli kanın temizlenmesi için daha faydalıdır. Deriden kan aldırmak ince kan çıkarır. Yaşlılar, zayıflar, çocuklar ve damardan kan aldırmaya tahammül edemeyenler için gayet iyi gelir.



Başın ense çukurundan kan aldırmak, koldaki can damarın-dan kan aldırmaya denktir. Buradan kan aldırmak, kaşlar ve göz kapaklarındaki ağırlığı hafifletir, göz kapaklarındaki ka-şıntı ve ağız kokusuna karşı şifâdır.



İki kalça arasından kan aldırmak ise, uyluklarda çıkan çıban, uyuz, sivilce gibi hastalıklara; ayrıca nikris, basur bacak şişmesi, mesane ve rahim ağrısı ve sırtta meydana gelen kaşıntıya karşı faydalıdır.



Kan aldırmanın faydaları, bu saydıklarımızdan çok daha fazladır. Sıcak memleketlerde ciltten kan aldırmak, damar-dan aldırmaktan daha faydalı ve daha emniyetlidir. Birçok ilaç yerine de geçer.7



Kandaki Demir Oranı ve Hacamat

Hacamatın en önemli faydalarından birisi de kandaki demir oranını dengelemesidir. Kur’an’da demirin kimyasal özellik-lerinden birçoğuna işaretler vardır: “Andolsun ki elçilerimizi açık kanıtlarla gönderdik ve onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik ki insanlar adaleti ayakta tutsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için yararlar var-dır.”



Demir insan için vazgeçilemez bir element olup, başlıca

görevi kanda oksijeni taşımaktır. Kanda eritrositler içinde yer alan hemoglobinin yapısında demir vardır ve kana kırmızı rengini verir.8



Hz. Peygamber (s.a.v.) demirin kandaki varlığına dikkat çekmiştir.



İbn Ebi Bekre (r.a)’den; “Babası salı günü ailesini hacamat olmaktan alıkoyar ve Peygamber (s.a.v.)’in salı gününün

kan günü olduğunu ve o gün belirli saatte kanın dinmediğini söylediğini iddia edermiş.”

(Ebû Dâvud)

Başka bir hadisi şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Kanı, güçlü olduğu (salı) günü aldırmayın. Çünkü o gün demirin iz bırak-tığı gündür. Demirin güçlü olduğu günde kan aldırmayın”

(Rezin)



İbni Abbas (r.a.)'dan aktarılan üçüncü hadiste de; “Allah Resülü (s.a.v.) buyurdular ki; 'Hadid Sûresi, salı günü inmiş-tir. Allah demiri salı günü yaratmıştır.”

(Rudani)



Nebî (s.a.v.) 1400 yıl önce kanda demir fazlalığının zararlı olduğunu bildirmiş ve tedavi yolunu da göstererek kan aldır-mayı tavsiye etmiştir. Buna karşın Batı'da kandaki hemog-lobin Otto Funke tarafın-dan 1851 yılında keşfedilmiş, 1959 yılında da Max Perutz tarafından X ışın kristallografisi yöntemi kullanarak hemoglobinin moleküler yapısını incele-nebilmiştir.9

Kalp-Damar Hastalıkları ve Hacamat

Kan veren kişilerde kalp ve damar hastalıklarının daha az görüldüğü yapılan birçok araştırmada ortaya çıkmış, Amerikalı Meyers D. ve arkadaşları tarafından 1997 yılında 'Heart' isimli bir dergide yayınlanan araştırmada, açık bir şekilde kan veren insanların kalp ve damar hastalıklarına yakalanma şansının kan vermeyen akranlarına göre çok az olduğu ispatlanmıştır.10

Koupio Üniversitesi'nden Jokka Salonen ve çalışma arkadaş-ları yaptıkları araştırmaların ilk bulgularına göre, vücudunda yüksek seviyede demir (Fe) bulunan kişilerin kalp krizi açı-sından büyük bir risk taşıdıklarını göstermişlerdir.11

Kadınların adet kanaması yolu ile demir kaybettikleri için kadınlardaki düşük demir miktarı yağların oksidasyon hızını yavaşlatmış; böylece damar sertliği (Atheroskleroz) erkeklere göre kadınlarda daha az görülmektedir.

Bilindiği üzere serbest oksijen radikalleri yağların oksidasyo-nunu sağlamakta, böylece damar sertliği (Atheroskleroz) gelişmektedir. Bu konunun demirle olan ilişkisi nedir? Demir,

yağları okside eden bu oksidan moleküllerin üretimini sağla-yan Fenton reaksiyonunda yer alır. Yani insan vücudunda ne kadar çok demir varsa o kadar çok zararlı oksidan molekül meydana gelir. Bunun tersine adet kanaması, kan vermek gibi kan kaybına, dolayısıyla demir kaybına yol açan durum-larda ortamda serbest demir azaldığı için oksidasyon da azalır. Bunun net sonucu kişide kalp damar hastalıkları ve diğer birçok hastalığın daha az sıklıkla görülmesidir. Bu hipo-teze dayanarak araştırmacılar düzenli olarak kan verenlerin kalp krizi, felç, inme, anjina ve diğer kalp ve damar hastalık-larına yakalanma oranlarının kan vermeyenlere göre çok daha az olduğunu bulmuşlardır. Demirin hastalıklarla olan ilişkisini gösteren çok sayıda çalışma birçok tıp dergisinde (Lancet, Cell, JAMA vb.) yayınlanmıştır.12

Şeker Hastalığı ve Hacamat


Yine 'Diabetes Care' isimli uluslararası bir dergide çıkan İtal-yan Francesco Equtani ve arkadaşlarının yaptıkları çalışma-da vücut demirindeki azalmanın insülün hassasiyetini ve miktarını artırdığını bulmuşlar, yani şeker hastalığına karşı kan vermenin koruyuculuğunu ispatlamışlardır. Çünkü pan-kreasta insülin üreten hücrelerde biriken demir şeker hasta- lığına, karaciğerde biriken demir siroza sebep olur. Hattâ kısırlık bile demirin toksik miktarlarda birikimiyle meydana gelebilir.13

Zona (Herpes Zoster) Tedavisi ve Hacamat

Pekin Üniversitesi Çin Tıbbı Bölümü'nde 651 hastanın üze-rinde yapılan deneylerde ıslak kupa (hacamat) terapisinin zona (herpes zoster) tedavisinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Aynı araştırma neticelerine göre bu tedavi metodunda hiçbir ciddi yan etki gözlenmemiştir.14



Hacamatın Diğer Faydaları

Kılcal damarların, büyük atardamarın, toplardamarların temizlenmesine sebep olur ve kan dolaşımını güçlendirir. (Yaklaşık olarak hastalıkların %70'inin sebebi, yeterli derecede kanın düzenli olarak organlara ulaşmamasıdır.)



Eklemleri ve mafsalları temizleyip rahatlatır. (Özellikle ayak-larda tesiri açıkça görülür.)



Kan, safra, balgam gibi salgıları temizler.



İç organlara ait refleksleri geliştirip çalıştırır, böylece beynin, sinir sistemine ait dikkatini artırarak lazım olan emirleri vermesini sağlar.



Bölgesel kan dolaşımını kuvvetlendirir.



Bedenin genel bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Bu da özellikle kemikteki bağışıklık bezesini kuvvetlendirmekle hâsıl olur.



Hormonları düzenler.

Psikolojik dengeyi sağlayarak çalışma. Bu da 7. omurilikle-rinden 5.sinde olur.



Beyne ait organların canlılık kazanmasını sağlar. (Hareket,

konuşma, işitme, algılama, ve hafıza güçlerini artırır.)



Bezlerin özellikle hipofiz bezinin canlanmasına vesile olur.



Sinirsel gerilimi kaldırır. (Özellikle başta ve baş ağrısına sebep olan şeylerde.)



Bazı pıhtılaşmaların, salgıların, ağrı veren etkenlerin kaldırılması.



Vücudun dışında oluşan kan pıhtılaşmalarını (toplanlamala-rını) çekip almak işlemi, pıhtılaşmadan çıkarmak suretiyle yapılır.



Kortizonun sırlarından birisi de ağrıyı gizleyebilmesi, proto-plazmayı kontrolü altına alıp patlatmamasıdır. Bu şekilde prostat maddesi çıkmamış olur. Fakat protoplazmaların patlamaması bedenin tabiatına aykırıdır. Birçok zararlara sebebiyet verir. Hacamat tedavisinde ise aynı netice bedene zarar vermeden sağlanır.



Hacamat vücuttaki fazla asitleri ve kan yoğunluğunu artıran etkenleri çeker alır.



]Mısırlı Doktor Macide Amir'in araştırmaları sonucunda hacamatın faydaları şunlardır

a)Hacamat, kandaki tabii kortizon yüzdesini artırır.

b)Oksitlenmeye karşı maddeleri etkiler, harekete geçirir.

c)Hacamat, kandaki zararlı kolesterol(LDL) yüzdesini azaltır ve yine kandaki yararlı kolesterol(HDL) seviyesini yükseltir.

d)Hacamat kandaki üremi hastalığı seviyesini düşürür.

e)Hacamat, bedendeki normal (tabii) morfin seviyesini yükseltir.



Ayrıca vücuttan kan çıktığı için yeni kan üretme mekanizma-sı harekete geçer. Hacamatın diğer bir tesiri de bozulan vücut dengesini (ağrı, kasılma ve kan dolaşımının engellen-mesi gibi) tekrar normale getirmesidir.



Hacamat tan Osmanlı döneminden kalma kaynaklarda şu şekilde bahsedilmektedir: “…ve dahî hacamat, hafızın hıfzını ve aklını ziyade edip bozulan kanı giderir. Göze cila verir. Beli kuvvetlendirir. Baştan hacamat olmak yedi hasta-lığa fayda verir. Delilik, Cüzzam, Beras, Nüas, Şüda, Veceufferris, Veceulayn.”16



Hacamat Nereden Yapılır

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in bizlere tavsiyesi ve genellik-le alimlerimizin tatbik ettikleri noktalar; “baş”ın ensenin üst tarafına ve iki kulak arkasına gelen kısmındaki noktalardır ki bu noktalardan yapılan hacamatın 70 hastalı-ğa şifa olduğu rivayet olunmuştur. Bu noktalar DU (enerji dağıtım meridye-ni), UB (idrar sistemi merdyeni), GB (safra kesesi meridye-ni) ve SJ (üçlü ısıtıcı meridyenleri)'nin geçtiği mühim organ-larımıza hitap eden hatlardır. Ayrıca bölge itiba-rı ile kulak göz gibi organlarımızı da ilgilendiren kısımlardır.17

Bunun yanında iki kürek arasından hacamat yaptırmak da sünnettir. Bu nokta kalble alakalıdır. Yani bu üç nokta haca-matta esas noktalardan sayılır. Bunun dışında hastalığın ve şikayetlerin çeşidine göre değişik noktalardan ha*camat yapılır.



Vücuttan kan aldırırken hastalığın bulunduğu organa en yakın yerden aldırmak daha faydalıdır. Nitekim Peygamber (s.a.v.), zehirlenme hâdisesinden sonra, kalbe en yakın yer olan iki omuzbaşı arasından; sihir hâdisesinden sonra da beyine en yakın olan başından; topuğunda meydana gelen bir incinmeden dolayı da ayağının üstünden kan aldırmıştır.18



Hacamat Ne Zaman Yapılır?

Kan aldırma işini, kamerî ayların ilk ve son günlerinde değil, dolunay veya dolunaydan sonraki günlerde yaptır*mak en uygunudur. Çünkü bu günler, vücuttaki kanın en hareketli ve en çok olduğu günlerdir Bu; sağlıklı kimselerin, sünnete uymak için yaptırdıkları ve sıhhat üzere devam etmeye vesile olan kan aldırmaları ile ilgilidir.



Hasta kimseler ise durumlarına göre, gece-gündüz ve ihtiyaç duyulduğu her zaman kan aldırabilirler. Çünkü bunda zaruret vardır.



Kan aldırmanın en uygun olduğu zamanlarla ilgili olarak Peygamber (s.a.v.): "Her kim ayın onyedi, ondokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa (kan hücumundan dolayı meydana gelen) bir çok hastalıklardan şifâ bulur.”

“Ayın onbeş, onyedi, ondokuz ve yirmibirinci günleri kan aldırınız! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birinizi öldürmesin!



"Sıcakların arttığı zaman, kan aldırmakla sıcağın etkisini gidermeye çalışınız! Zira sıcakta sizden birinizin kanı hücuma geçerek, onu öldürmesin!" buyurmuştur.



İbni Milhan el-Kaysî demiştir ki: "Peygamber (s.a.v.) bize, her ayın on üç, on dört ve on beşinci (eyyamı biyz) günlerin-de oruç tutmamızı tavsiye ederdi.”



Yukarıdaki hadîs-i şeriflerde arabî ayların 13,14, ve 15. günlerinde oruç tutulması ve kan aldırma işleminin de arabî ayların 15,17,19 ve 21'inde yapılması tavsiye edilmiştir.

Sebebine Gelince

Bir kısım ilim adamlarına göre, Ay'ın çekim kuvveti ve tesiri sâdece ve med-cezir (gel-git) hâdisesi ile sulara değil; aynı zamanda insanlara, hayvanlara, meyvelere, ağaçlara, top-raklara, hattâ mâdenlere dahi tesir etmektedir. Güneşin tesiri sıcaklığı; Ay'ın tesiri ise rutubeti iledir.



Ayın ilk yarısında vücuttaki kan çoğaldığından hastaların vücutları güçlenir. Çoğu kişinin hastalıkları gider ve çabucak iyileşirler. İkinci yarısında ise hastalar kanın azalması sebe-biyle zayıfladıkları için, ağrı ve sancıları artar, daha geç iyileşirler, böylece tedavileri uzun sürer.



Yine ayın ilk yarısında (yani dolunay hâlinde) hararetle, rutubetin art*masından dolayı, damarlardaki kan çoğalır. İşte bu sebeple bütün canlıların vücutları kuvvetlenir, şehevî -cinsel-istek ve arzuları da artar. Fakat ayın on beşinden sonra soğuklukla kuruluk arttığından vücutta bulunan kan, safra, balgam ve sevdada eksilme olur. Damarlarda dolaşan kan azaldığından, vücudun büyüme ve gelişme hızı da azalır. Canlıların vücudunda bir gerileme, şehevî duygu ve isteklerde bir azalma baş gösterir.



Ayın 13-14 ve 15. günlerinde vücudun kuvvetli, kan hareke-tinin hızlı olması sebebiyle cinsel istek ve arzularda da artış meydana gelmektedir. Zira vücudun canlılığı ve hareketi arttığından dolayı buna bağlı olarak suç işleme temayülü de artmaktadır. Kişi eğer bu günleri oruçlu geçirecek olursa, bu günlerde artan şehevi istek ve arzularını, oruç tutmak sure-tiyle tesirsiz hâle getirmiş olmaktadır.

Teknik yönden gelişmiş ülkelerde yapılan istatistiklere göre, ayın 11-21. günle*rinde işlenen suçlar ve cinayetler, dolun-aydan önceki ve sonraki hilâl dönemlerinde işlenen suçlara nisbetle çok fazladır. Zira bu günlerde ayın çekim gücü vücuttaki kanın hareketlen*mesine ve vücudun dinç olması-na tesir ettiğinden dolayı kişiyi suç işlemeye müsait bir hâle getirdiği gibi, sinir sistemine de tesir etmektedir. İnsandaki enerjinin zirvede olduğu 13-14-15. günlerde oruç tutulma-sını tavsiye eden Nebî (s.a.v.)'in bir sünnetinin daha hikmeti böylece anlaşılmış oldu.19



Hacamatın en faydalı olduğu mevsimi sevgili Peygam*berimiz (s.a.v.) bize; kiraz yemeden evvel yani yaz başlangıcı, olarak bildirmiştir.



Gün olarak da arabî ayların 15-17-19-21-23'den itibaren ay sonuna kadar olan günleri tavsiye etmişlerdir.



Vakit olarak sabah erken hacamat yapılabildiği gibi, öğlen veya daha sonra da hacamat yapılabilir hatta bazı, sahabe efendilerimizin (r.a.e.) gece hacamat yaptırdıkları, rivayetler-de geçmektedir. Hacamatta vücudun dinlenmiş olması, uykusuz ve yorgun olmaması esas şarttır.20




Ayın Günlerine Göre Hacamat

Doktorlar ittifak ettiler ki ayın başında hacamat ölümü davet eder.

İkinci günü sıtma ve titremeyi davet eder.

Üçüncü günde gevşeklik ve tembellik getirir.

Dördüncü günde mideyi bozar.

Beşinci ve altıncı günde göz zafiyeti olur.

Yedinci günde uyuz hastalığına sebebiyet verir.

Sekizinci günde yübüset (kuruluk) verir.

Dokuz ve onuncu günde ağız kokusuna neden olur.

Onbirinci gününde nigrisgut illetine neden olur.

Onikinci gününde beden zafiyeti getirir.

Onüç ve ondört ve onbeşinci günde ağrı ve sızı meydana getirir.



Hacamatın Fayda Verdiği Günler


Ayın 16.sında hacamat kuluncu def eder.



17.ci günde uyuz ve hanları? def eder.



18.ci günde ciğer ve baş ağrısını def eder.



19.ci günde ağız kokusunu giderir.



20.ci günde sarı suyu izale eder.



21.ci günde endamları kuvvetlendirir?



22.ci günde aklı artırır.

23.ci günde feci ölümden emin eder.



24.ci günde gönülden vesveseyi giderir.



25.ci günde vücuda kuvvet verir.



26.ci günde zaruret yoksa hacamat yapılmamalıdır.



27.ci günde vücuttaki sarı suyu giderir.



28.ci günde vücuda kuvvet verir



29.ci günde Anlayışlı, uyanık ve zeki olmaya vesile olur.21



Hacamatın Yapılışı



Hacamat yapılmasına karar verilen yerler temizlendikten sonra kupalar yerleştirilir, kupaların yerleştirilmesi için kağıt yahut pamuk veyahut vakum cihazı gibi şeyler kullanılır, en mühim olan husus kullanılan kupaların (hacamat bardakla-rının) ve diğer kullanılan aletlerin steril olmasıdır. Bardakların vakumlanmasından sonra 3-5 dakika eski kanın, toksinlerin ve kollestrolun toplanması için beklenir ve bardaklar sökülür sonra bu kısım neşter veya jilet veya zemberek denilen bir aletle 1 mm'den derin olmamak ve 1 cm den uzun olma-mak şartı ile çizilir (kesilir). Bu 5-7-9-11-13-15- çizgi olabi-lir ve hacamat bardakları tekrar aynı yere vakumlanır Kan biriktikçe bardaklar boşaltı-lıp işlem tekrarlanır. Ne zamana kadar? Açık renkli taze kan gelene kadar, 1-3-5 kere olabi-lir. Kan gelmesi durmuş ise tekrarlanmaz, zaten insan vücu-du kanın fazlasını dışarı verdikten sonra kendiliğinden durur.

Kan alma işlemi tamamlanınca ameliyat yerleri güzelce de-zenfekte edilip herhangi bir ifrazata karşı ihtiyat olarak tıbbî flasterler yapıştırılır, bu şekilde sünnet olan hacamat tamamlanmış olur.22



Hacamat Öncesi Tavsiyeler

Hacamatın mühim olan şartlarından bir tanesi hacamat olacak kişinin istirahatlı yani vücudunun dinlenmiş olması gerekir.



Hacamatın aç karnına olması gerekir, yahut yemekle haca-mat arası en az 2-3 saat olması lazımdır.



Hacamattan bir gün evvel cinsel ilişki de tavsiye olunmaz.



Hacamat Sonrası Tavsiyeler

Hacamat olduktan sonra bir yemek kaşığı doğal üzüm sirke-si ve üzerine bir bardak bal şerbeti içmek tavsiye olunur. Ha-camat sonrası yağlı ve ağır gıdalar alınmamalıdır. Ciğer, et gibi. Hacamattan sonra süt, yoğurt, peynir gibi gıdalar da tavsiye olunmaz. Hacamat sonrası uyumak gerekmez, eğer insan hacamat-tan sonra hemen uyursa hacamatın faydası eksilir. Onun için hacamattan en az 3-4 saat sonra uyuna-bilir.24



Hacamat Yaparken Dikkat Edilecek Hususlar

Tansiyonu çok düşük kişilerde eğer hacamat yapılmaya karar verilmiş ise hacamattan yarım saat önce şekerli çay veya kahve içirilmesi ve daha sonra hacamatın yapılması tavsiye olunur.

Şeker hastalığında ve kanı çok ince ve akıcı olan hastalarda hacamat çizgileri mümkün olduğu kadar çok kısa yani nokta şeklinde yapılması tavsiye olunur. Ayrıca hassas bölgelere göz, göbek, genital kısım, beyine giden damarların üzeri gibi tehlike arzeden yerlere hacamat yapılmaz.25





Kan Aldırmak Hacamat Yerine Geçer mi?

Bilindiği üzere vücuttaki fazla kan kalp ve beyin sektelerine sinirsel rahatsızlıklar, allerji gibi bir çok hastalığa sebeb olmaktadır. Hacamatla; işte bu fazla kan ve deri altındaki kirli kanlar dışarı çıkartılır. Deri altındaki kılcal damarlarda kan dolaşımı normal dolaşıma nazaran daha yavaş yürüdü-ğünden yıllarca bu kanlarda temizlenmeme oranı artar. Bu sebebten dolayı vücutta çeşitli rahatsızlıklar (baş ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, uyuşukluk, tembellik, ağırlık,vs.) baş göste-rir. Hacamat ile deri altındaki bu rahatsızlıklara sebeb olan kan dışarı çıkartılarak kanın rahatça dolaşması sağlanmış olur. (Damardan kan vermede ise bu faydalar sağlanamaz.)



Hacamat yapmak için deri vakumlanıp çizildiği anda beyin tarafından tabii morfin olan ENDORBHİNS salgılaması başlar, kan dolaşımı hızlanır ve cisimdeki mukavemet güçleri harekete geçer, vücuttaki zararlı kollestrol (LDL) oranı düş-meye başlar ve faydalı kollestrol (HDL) artmaya başlar.



Ayrıca vücuttaki tabii kortizonun çoğaldığı Mısırlı Dr. Macide Amir tarafından klinik çalışmalar ve analizler neticesinde isbatlanmıştır.

Bu faydalar kan, damardan alındığınıda yeterince sağlana-maz.



Hacamat Hakkında Ne Dediler?

“ Allah'ın şifası, şüphesiz ki insanlar üzerine olumsuz bir etki oluşturmaz. Kişisel olarak ben bir yıldır hacamat hakkında eğitim alıyorum ve ne ben, ne de herhangi bir hastam hacamattan şikayet etmediler. Hacamat tedavisini uygula-yan bizleriz ancak Şifa'yı veren Allah'tır.”



“Bir tedavi olarak basit görünebilir. Hiçbir ilaç kullanılmıyor-sunuz. İyileşme hemen gerçekleşiyor ve sonuçlara şahitlik ediyorsunuz. Örneğin yüksek tansiyonunuz varsa – görme kaybı da oluyorsa, doktor normal olarak size aspirin, heparin veya warfarin gibi kan sulandırıcı türden bir sentetik ilaç verecek-tir. Ancak baştan ve boyna yakın yerlerden yapıla-cak bir ıslak kupa terapisi yapmak yeterli oluyor. Görmek inanmak-tır. Sonuçlar aşikar. Bu benim kardeşime oldu. Eğer zama-nım ve yer yeterli olsaydı daha fazlasını da yazar-dım.”

K. Muhammed
“Çok az bir acı ve tazeleyen bir terapi. Rahatlatıcı ve günler-ce harika hissetmenizi sağlıyor.”



“Allah’a hamd olsun, her hacamat seansından sonra rahat-ladığımı ve dinlendiğimi hissediyorum.”



Bu tedavi Resulullah (s.a.v.)’ın bize uygun gördüğü ideal bir tedavi…”



“İki farklı terapistten hacamat olma fırsatım oldu. İlk seans, ikincisine kıyasla çok acısızdı. Kişisel gözlemim bu durum BELKİ, özellikle BELKİ diyorum, cilde uygulanan kesiklerin tipinden kaynaklanıyordur. Öncekini bel ağrısı için yaptırmış-tım. İlk terapist muhtemelen UZUN ÇİZİKLER uyguladı. İkin-cisi ise küçük küçük çizikler!! Belki de kişiden kişieye farklılık gösteren vakum farklılığından da olabilir.”



“Allah'a hacamatı bana hasip ettiği için şükrediyorum. Haya-tımı tamamen değiştirdi ve şimdi sağlığım çok daha iyi. TEDAVİ OLUNUZ emrine itaat çok önemlidir -ancak bundan sonra hacamat sizde işe yarar. Hacamattan sonraki ilk bir kaç gün rahat değildim. Hacamat tedavisi esnasında atılan çizikler iyileşirken yoğun şekilde kaşındı. Hacamat noktala-rına çörekotu yağı sürmek çok iyi geldi ki bu Bethadine'den daha iyi bir çözüm. Bu benim 3 senelik deneyimlerimden öğrendiklerim. Elhamdulillah.”26



Alınan Kanın Başkasında Kullanılmasının (Kan Naklinin) Zararları

Abdullah b. Zübeyr (r.a.)'den rivayetle: "Bir defasında Peygamber (s.a.v.) kan aldırıp alınan kanı bana verdi ve:

"Haydi bu kanı alıp götür! İnsan, köpek ve yırtıcı hayvan yalamaması için toprağa göm!" buyurdu.



Kan naklinin hepatit, (Karaciğer iltihaplanması) bulaşıcı sarılık ve AIDS gibi istenmeyen yan tesirleri vardır. İzmir'de, 1996 yılında yaşanan olayda, doktorlar erken doğan Y.O.' nun kanının değişmesine karar verdi. Aile ise kanı Kızılay' dan temin etti. Ancak Kızılay'dan alınan ve bebek Y.O.'ya nakledilen kanda AIDS hastalığına neden olan HIV virüsün-ün bulunduğu ortaya çıktı. Başka bir olay da 2011 senesin-de İstanbul’da yaşandı. Farklı hastanelerde 3 hastaya Kızılay’dan alınan kan yoluyla HIV bulaştı. Kan alanlardan ikisi öldü. Bir kadın bebeğini düşürdü.27



Gerçek tehlike ise Non A - non B Hepatitidir . Birden fazla nakillerde bu risk onda birdir. Siroz, kronik hepatit ve ölüm meydana gelebilir. Bu enfeksiyonun virüsü bulunamamıştır ve herhangi bir tarama testi yoktur.

Sağlık Bakanlığı Kan Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Fevzi Altuntaş akrabalardan yapılan kan nakillerinde riskin dahada büyüdüğünü ve ölümcül bir komplikasyon olan Transfüz-yon ilişkili Graft Versus Host hastalığının görülme riskinin olduğu söylemiştir Bu hastalık kan naklinde nadir görülen,fakat ortaya çıktığında ''yüzde 90 oranında ölümle sonuçla-nabilen'' çok ciddi bir komplikasyondur.

Eğer âcil bir ameliyata ihtiyaç varsa, bir yol daha vardır:Hastada ameliyat sırasında kaybedilen kan tekrar hastaya nverilir. Buna (Intra Operative Sal Vage) denir. Kan hastadan aspire edilir, yıkanır ve tekrar hastaya 9 daki-kada 3 unite gidecek şekilde verilir.Özet olarak; Kesinlikle transfüzyon kanı almayınız, mutlaka almanız gerekirse, en iyisi kendi kanınızdır.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
Hacamat: Sağlığı korumak veya tedavi amacıyla vücudun belirli yerlerinden kan almaktır.

Sözlükte; “Emmek” anlamına gelen “Hacm” kökünden gelir. Tıbbî tabir olarak “Kan aldırma” diye ifade edilir. Bu işi yapan kimseye, “Hacim” ya da “Haccâm” denir. Kan alma işinde kullanılan alete, “Mihcem” ya da “Mihceme” denir.

1) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Kuşkusuz ki sizin kendisi ile tedavi olduğunuz şeylerin en faziletlisi, hacamat olmaktır…”

Müslim 1577/62

2) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Eğer sizin tedavi olduğunuz herhangi bir şeyde hayır varsa, o da hacamat yaptırmaktır…”

Buhari 12/5724, Müslim 2205/71, Ebu Davud 3857, İbni Mace 3476

3) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şifa üç şeydedir:

1) Bal şerbeti içmekte,

2) Hacamat aletini vurmakta (Yani hacamat olmakta) ve

3) Ateş ile dağlama yapmakta. Fakat ümmetimi ateşle dağlamaktan men ederim!”

Buhari 12/5721, Müslim 2205/71, İbni Mace 3491

4) Asım bin Ömer bin Katade (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) başı bir bezle örtülmüş olarak geldi ve şöyle dedi:

Hacamat yaptırmadan buradan ayrılmam! Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Hacamatta şifa vardır.”

Buhari 12/5733

5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İsra gecesi, (Miraca çıktığım gece) meleklerden uğradığım her büyük cemaatin hepsi bana:

–Ey Muhammed! Hacamat olmaya devam et, dediler.”

İbni Mace 3477

6) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İsra gecesi, (Miraca çıktığım gece) uğradığım melekler bana:

–Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmayı emret, dediler.”

İbni Mace 3479, Tirmizi 2127

7) Asım bin Ömer bin Katade (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Bize, ailemizden Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) geldi. Kendisindeki bir çıban yahut bir yaradan rahatsız olan diğer bir kimse daha geldi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–Rahatsızlık duyduğun şey nedir? diye sordu.

O adam:

–Bende, bana çok meşakkat veren bir çıban var dedi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–Ey delikanlı! Bana bir hacamatçı getir dedi.

O adam, Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’ya:

–Hacamatçıyı ne yapacaksın? Ey Abdullah’ın babası diye sordu.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) o adama:

–O çıbanın üzerine hacamat yaptırmak istiyorum dedi.

O adam, Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’ya:

–Allah’a yemin olsun ki bana bir sinek değiyor yahut elbise dokunuyor da bu bile bana çok eziyet veriyor ve bana çok meşakkatli oluyor dedi.

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma), o zatın bu çıbandan dolayı sıkıntısını ve çektiği acıyı görünce şöyle dedi:

–Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyuruyordu:

‘Eğer sizin tedavi olduğunuz bir şeyde hayır varsa, o da hacamat yaptırmaktır…’

Ravi şöyle dedi:

Sonra bir hacamatçı geldi ve o adama hacamat yaptı ve o adamın hissetmekte olduğu acı ve sıkıntı gitti.”

Müslim 2205/71
 
Üst Alt