İstanbul üzerine birkaç not.. (Şiir gibidir; ama şiir değil İstanbul gibi)
Zor gelir insana İstanbul için şehirlerden bir şehir demek.
Çünkü İstanbul şehirlerin sultanı veya sultanların şehridir.
İstanbul, su medeniyetinin başkenti
Yahut başkentlere âb-ı hayat sunan bir sikaye neferi.
İstanbul, bir çiçek
Hem yaz hem kış rengarenk…
İstanbul, bozgunların ve barışların garip çiçeği.
İstanbul, bazen sevince bazen acılara bir göz yaşı.
İstanbul, umudun ve ümidin, ye’sin ve karamsarlığın annesi.
İstanbul, ihtişamın ve fakirliğin amansız namzedi.
İstanbul, intihar anlarının en acımasız tanrıçası...
İstanbul, martı sürülerinin kıyamete kadar sürecek koşturmalarının denizi.
İstanbul, ödeşmelerin, anlaşmaların, kavgaların kaçağı.
İstanbul, bir sevda, aşkın gözbebeğinde.
İstanbul, dinlenmesi imkansız şarkının bir yarım güftesi.
İstanbul, yolda kalmışlar veya yoldan kalmışlar için bir deniz feneri.
İstanbul, şairlerin gecenin en karanlığında yazılan şiiri.
İstanbul, güneşin karanlık gecenin sabahına doğacağından habersizlerin güneşe yolculuğundaki tek rehberi.
İstanbul bir gülizar, suyu bülbül, boğazı gül.
İstanbul, bir derviş, yarım kalmış seyri.
İstanbul, bir acayip şehir işte her dakikasına şiir yazılası.
İstanbul, kalbi sevda yorgunlarının sığındığı tek liman.
Her zaman,
Bir yerlerde, birileri için,
Uğruna ebedi ömür verilecek bir yar vardır.
İstanbul bilir ki yoktan da vardan da öte bir var vardır
İşte o, gerçek yardır.
İstanbul, İstanbul…
Hayalime nazlı bir yar gibi tecessüm etmiş gizem.
Muammasını çözemediğim ruhum için bir reh-i na refte.
İnsanları uğruna ömrümü vermek için girift duvar.
Ateşimin ayyuka kalktığı bir demde enseme vuran ikindideki rüzgar.
İstanbul, sabah serinliğinde Üsküdar’da ıhlamur kokusu.
İstanbul, Yeditepe’de hayatın sarp yokuşu.
İstanbul, hayatın kainat penceresinden okunuşu.
İstanbul, titrek bakışlı sevdalının yüreğinde garip bir sevda kuşu.
İstanbul, Yakup olmaya müheyya
Yusuf yüzlülere bekleme koridoru.
İstanbul, yitirilmiş cenneti imar için kanatlanmış ruhlarda nur helezonu.
İstanbul, Hak aşıklarının sabahı zor edip, aşkı kuytulara gizleyen yolu.
İstanbul, sonsuz mahşerin ortasında bir zemzem suyu.
İstanbul, kıtaları birleştiren bir deniz vapuru.
İstanbul, her yaprağında seviyorum denilen papatya.
Kokusu dünyanın dört bir tarafını saran manolya.
Mayısında baharın boğazda gerdanlık olan erguvan.
İstanbul, bir hanımeli, baharda hazan rengini anımsatan.
İstanbul, heves rüzgarına kapılan tek başına bir nergis.
İstanbul, kabirlerde Hakk’ın tecellisi bir servi.
İstanbul, zemherirde varlık cilvesi gösteren
Bembeyaz kar ortasındaki isyankar kardelen.
İstanbul’un tadı boğazdır kokusu ıhlamur.
İstanbul, yalnızların arkada bıraktığı
Veya koca sultan Fatih’in elindeki
Boynu bükük karanfili.
İstanbul..
İsa’nın ağlayan yüzü.
Nebiler nebisi’nin gülen gözü.
Cennet köşklerinden bir köşk Yuşa’ya.
Belki Cenab-ı Aşk’a beyt-i Hüda.
Osman Nuri Öz