Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Eğer Beni Hafız Yapmazsanız!..

İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini
söylemişti. Kayıt için adını sorduğumda:
"-Fatma" dedi, hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi:
"-Eğer beni hafız yapmazsanız, kayıt yaptırmak istemiyorum."
Böyle tehdit edercesine konuşması, onu yaşından daha olgun
gösteriyordu. Tebessümle:
"-Korkmayın küçük hanım, siz isteyin hafız da yaparız, hoca da!.."
O küçük gözlerinin içi parıldadı birden.
Annesi:
"-Hocahanım, çocuk işte, kusuruna bakmayın. İlle de hâfız
olacağım der, başka bir şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş.
Peygamber Efendimiz, "Hâfız olanlara cennette taç giydirilecek!"
buyurmuşlar herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya, biz bu kadar
duyduk anladık!.."
Kendisini teselli etmek ihtiyacı hissettim:
"-Tabii teyze, ne demek!.. Keşke herkes sizin gibi duyduklarını
hemen kabul etse de teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin, kızınız
önce Allah'a sonra bize emanet!.."
Kadıncağız elime yapıştı. Öpecekken ellerimi geri çektim,
utandım. Tuttum, ben onun elini öptüm. Gözleri yaşardı.
"-Hocahanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler
öpülmeye layık!.."
"-Estağfirullâh teyze!" dedim . "O âhirette belli olur."
***
Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu
olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm.
"-Küçük nasıl kalacak, bu kadar uzaklarda..."
Zaman ilerledikçe Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi
beni. Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken
görüyordum çoğu kez. Böyle devam ederken arada bir bana gelip
çeşitli sorular soruyordu. Birgün:
"-Hocam hâfız olmak için Kur'ân'ı bitirmek mi lazım?" diye sordu.
Ben de:
"-Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki, "hâfız" adını alacaksın."
Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi. Bir şey demek istiyordu sanki...
Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti.
Derslerim arasında onlara sürekli Kur'ân ezberlemekle işin
bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini
hatırlatıyordum. Talebelerden biri:
"-Hocam" dedi. "Fatma'nın annesi, abdestli olmayanların hâfızlara
dokunamayacağını söylemiş. Bu doğru mu?" diye sordu.

Çok ilginçti doğrusu. İçimden "mâşallâh!" dedim. Ve onların
sorularına da cevap vermek için, "Osmanlı zamanında atalarımız
Kur'ân'a ve hâfıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış." dedim.
Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi âdetâ kendilerini ulaşılması
zor, vitrindeki altın gibi görüyorlardı.
"Görsünler" dedim kendi kendime... Bu yaşta, buralara gelmişler.
Allah'ın kelâmını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu.
Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu.
Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu.
Birgün dersini 2 kez aksatınca sormak zorunda kaldım:
"-Ne oldu, yoksa anneni mi özledin?"
Sert bir şekilde bana döndü. Solgun yüzüne bir ciddiyet gelmişti:
"-Hayır", dedi.
"-Öyleyse neden moralin bozuk? Sık sık da hasta oluyorsun!" dedim.
Yalvarır gibi oldu. Gözleri dolmuştu:
"-Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyip de gitmek istediğim
yok. Burayı çok seviyorum. Allâh'ımdan çok korkuyorum. Buraları terk
edersem, bana âhirette hesabını sormaz mı?"
Dilim dudağım bağlandı. Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim,
kendimi. O küçük kalbte bu ne îmandı, Yâ Rabbi! Onu hayranlıkla
izliyordum.
Birgün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir
çok tahlillerden sonra, arkadaşım olan doktor hanım:
"-Hocahanım, derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder." dedi.
Şaşkınlıkla:
"-Neden?" diye sordum. Bana:
"-Belki üzülecek, hatta inanmayacaksın ama, bu talebe "kanser!...".
Âdeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü.
***
Hastâneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. O ise
hâlimi anlamış gibi, bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya
çalışıyordu. Kulağıma eğilerek:
"-Hocam" dedi. "Azrail insanların canını alırken nasıldır?"
Ağlamamak için zor tutum kendimi:
"-Mü'min kullara karşı çok güzel bir sûrettedir." dedim.
Mırıldandı:
"-Belki hafız olamam, ama Elhamdülillah mü'minim!" diye.
Hâfız olmak için Kur'an'ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden
üzüldüğünü şimdi anlamıştım. Demek ki hastalığını biliyordu.
Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü artık
dayanılmaz acılar içinde kıvranıyordu. Evine gitmesi gerekiyordu.
Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek, mahcûbiyetle:
"-Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız!.."
"-Ne demek!.. Nasıl kızarım sana.." dedim. "Hem sonra, sakın
üzülme hâfızlığımı bitiremedim diye. Bu yola girdin ya, Rabbim seni
hâfızlar zümresinden yazmıştır inşâallâh!" dedim.
Öyle sevindi ki! Sarıldı boynuma:
"-Gerçekten ben şimdi hâfız sayılır mıyım? Anne bak duydun değil mi?"
Hüngür hüngür ağlıyordu.
Ya Rabbi, bu ne aşktı!
Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul
olurdu.
***
Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi.
Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki
hafta içinde ondan iki mektup almıştım. Bana hep hâfızlık tâcını
merak ettiğini, bunun rüyalarına bile girdiğini yazıyordu.
Birgün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatma'nın annesiydi
karşımdaki ses... Ağlamaklı bir sesle:
"-Hocahanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okur
musunuz?" deyince, ben de dayanamadım ağlamaya başladım.
Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:
"-Size ölmeden önce şunu söylememi istedi", dedi. Hıçkırarak:
"-Anneciğim, hocama söyle!.. Azrâil söylediğinden de güzelmiş."

"Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp
kelâmına sımsıkı sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?"
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
Diyecek hiç bir söz bulamıyorum..... ;( ;(

Paylaşımın için ALLAH RAZI OLSUN....
 

Hasbi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
317
Aldığı Beğeniler
1
Kelimeler kördüğüm oldu boğazımda ;(

Bir kaç kelam etmek ne haddimize...

Yürek seferlerine çıkardın bizi Allah(c.c.) razı olsun ExeLance abim çok etkili paylaşımdı..
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
Orjinal Yazarı ExELaNcE

"Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp
kelâmına sımsıkı sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?"[/B]

Yalnız bırakmazsın ya rabb!
Çok etkilendim.Ruh halimde şu an ağlamaya müsait.Kötü oldum şimdi.O küçücük kalpteki imanın güzeliği ne müthiş bir şey.Yolundan ayırma ,kalbimizdeki şevki söndürme yarabbi!

Gönderi için tşk...Allah razı olsun...
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Allah cümlemizden razı olsun kardeşlerim..bu yazıyı bana teyzem mail ile gönderdi..işin ilginç yanı ise şu:tıkla
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Allah cc Razı olsun...

Her duyduğumda ilk duymuş gib oluyorum..

Birazda kendimizi buluyorum.. Onun imanının güzelliğinin derecesi nacizanede yok ama, bizde onun gibiydik.. Yurd ortamı vs..

Duygulanmamak elde değil.. Rabbim bizleride öyle idrakli kılsın İnşeallah..

Rabbim bizlerede ol Tacı nasip eylesin İnşeallah... :sulugoz:

Ablamında böyle bir talebesi vardı, yalnız onun annesi Hafızlığa başladığının üç ayına vefat etmişti.. Ve talebemize malum olmuştu.. Kendisi kırgızdı..

Rabbim iyileri kötülerden herzaman ayırır..

Kendimi bu kefede asla göremiyorum.. :sulugoz:
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Orjinal Yazarı Başak
Allah cc Razı olsun...

Her duyduğumda ilk duymuş gib oluyorum..

Birazda kendimizi buluyorum.. Onun imanının güzelliğinin derecesi nacizanede yok ama, bizde onun gibiydik.. Yurd ortamı vs..

Duygulanmamak elde değil.. Rabbim bizleride öyle idrakli kılsın İnşeallah..

Rabbim bizlerede ol Tacı nasip eylesin İnşeallah... :sulugoz:

Ablamında böyle bir talebesi vardı, yalnız onun annesi Hafızlığa başladığının üç ayına vefat etmişti.. Ve talebemize malum olmuştu.. Kendisi kırgızdı..

Rabbim iyileri kötülerden herzaman ayırır..

Kendimi bu kefede asla göremiyorum.. :sulugoz:

inş öyle olursunuz kardeşim..Allah o tacı sizlerede nasip etsin inş
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Orjinal Yazarı ExELaNcE
Orjinal Yazarı Başak
Allah cc Razı olsun...

Her duyduğumda ilk duymuş gib oluyorum..

Birazda kendimizi buluyorum.. Onun imanının güzelliğinin derecesi nacizanede yok ama, bizde onun gibiydik.. Yurd ortamı vs..

Duygulanmamak elde değil.. Rabbim bizleride öyle idrakli kılsın İnşeallah..

Rabbim bizlerede ol Tacı nasip eylesin İnşeallah... :sulugoz:

Ablamında böyle bir talebesi vardı, yalnız onun annesi Hafızlığa başladığının üç ayına vefat etmişti.. Ve talebemize malum olmuştu.. Kendisi kırgızdı..

Rabbim iyileri kötülerden herzaman ayırır..

Kendimi bu kefede asla göremiyorum.. :sulugoz:

inş öyle olursunuz kardeşim..Allah o tacı sizlerede nasip etsin inş

İyimser dileğiniz için teşekkür ederim.. Ne diyeyim İnşeallah cümle Hafız kardeslere, müminlere.. :sulugoz:
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Kendimi ağlamamak için şu an zor tutuyorum.Allah razı olsun exelance
 

aksanur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 May 2006
Mesajlar
9
Aldığı Beğeniler
0
ılkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti. Kayıt yapmak için adını sorduğumda:

-Fatma , dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi:
-Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum . Böyle tehdit edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle:

-Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da... O küçük gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi:

-Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olacam der de başka bir şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara
cennette taç giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü kafası, biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk işte .

-Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin kızınız önce Allah'a sonra bize emanet.

Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun elini öptüm. Gözleri yaşardı.

-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı asıl sizinkiler öpülmeye layık .

-Estağfirullah teyze , dedim. O ahirette belli olur.

Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığım Fatıma'nın Erzurumlu olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm. "Küçük nasıl kalacak bu kadar zaman buralarda"...
Zaman ilerledikçe Fatıma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni. Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu kez... Böyle devam ederken arada bir bana gelip sorular soruyordu. Bir gün:

-Hocam hafız olmak için Kur'an ı bitirmek mi lâzım diye sordu. Ben de:

-Tabiiki hepsini ezberleyeceksin ki hafız adını alacaksın . Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi. Birşeyler demek istiyordu sanki... Teşekkür etti ve döndü
arkasını gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle işin bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum.

Talebelerden biri:
-Hocam , dedi. Fatma'nın annesi ona abdestli olmayanın hafızlara okunamayacağını söylemiş doğru mu diye sordu.Çok ilginçti doğrusu. Maşallah dedim. Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an'a ve hafıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi adeta kendilerini
ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. Görsünler dedim içimden, bu yaşta buralara gelmişler. Allah'ın kelamını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu.

Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün dersini 2 kez
aksatınca sordum.

-Ne oldu yoksa anneni mi özledin

-Hayır , dedi.

-Neden moralin bozuk Sık sıkta hasta oluyorsun dedim.
-Yanlış anlamayın, inan ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı çok seviyorum. Allah'ım'dan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana ahirette
hesabını sormaz mı

Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi. O küçük kalpte bu ne imandı Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum.

Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok tahlillerden sonra arkadaşım olan doktor hanım:

-Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi. şaşkınlıkla:

-Neden diye sordum. Bana:

-Belki üzülecek hatta inanmayacaksın ama bu talebe "Kanser".

Adeta başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafıma Rabbimin Rahmet sıfatı tecelli etmiş, şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma eğilerek "-Hocam" dedi. Azrâil insanların canını
alırken nasıldır

Ağlamamak için zor tuttum kendimi:
-Güzel bir surettedir, mü'min kullara , dedim. Sevindi, sanki mırıldandı:

-Belki hafız olamam ama Elhamdülillah mü'minim diye. şimdi anlamıştım bana önceden sormuş olduğu soruyu. Demekki hastalığını biliyordu. Hafız olmak için
Kur'an ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi anlamıştım. Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu. Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek:

-Bana kızmadınız değil mi Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız .

-Ne demek nasıl kızarım sana dedim. Hem sonra sakın üzülme hafızlığımı bitiremedim diye. Bu yola girdin ya. Rabbim seni hafızlar zümresinden yazmıştır
ınşaallah , dedim. Öyle sevindi ki sarıldı boynuma;

-Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım Anne bak duydun değil mi

Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma'yı Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi. Bir iki
hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini, rüyalarına bile
girdiğini yazıyordu. Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatmanın annesiydi karşımdaki ses.

Ağlamaklı bir sesle:
"-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz" deyince bende dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:

-Size ölmeden önce şunu söylememi istedi , dedi.
Hıçkırarak:

-Anneciğim hocama söyle Azrâil söylediğinden de güzelmiş .

"Ey Rabbim senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına sımsıkı sarılan kulunu sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç
 
Üst Alt