Gırtlağına kadar kesrete boğulmuş bir insanın, başkalarını vahdete ulaştırması mümkün değildir.
İmanın hazzına ulaşanlar içlerinden geçen düşüncelerden dolayı bile kendilerini sorgular ve kat'iyen tavır yalanına girmezler.
Yaptığımız şeyleri monotonluğa kurban etmemeli, her zaman onları içimizde yeniden bir kere daha duymaya çalışmalıyız.
Nefsi itibarıyla ölmeyenler hakiki hayata eremezler.
Neredesin?e cevap verip Buradayım! diyebilecek yiğitlere ihtiyaç var.
İdare eden kaba kuvvet değil, hakkaniyet ve adalettir.
Faydasız ve lüzumsuz şeyler, faydalı olanları da faydasız hale getirirler.
Zaaflar, insan tabiatının açık olduğu boşluklardır; şeytan da işte o boşlukları kullanır.
Sözümüzün aks-i sadâ uyarmasını bekliyorsak her zaman kendi değerlerimizle hareket etme hususunda çok dikkatli olmalıyız.
Gerçek sahibine bağlanmayan şeyler sahipsiz demektir.
Ben diyenler, diskalifiye edilmelerinin dilekçesini kendi elleriyle vermiş sayılırlar.
İslam dünyasının boşluğu bir hâl boşluğudur. Günümüzde, simalara akseden bir inanmışlık tavrı görmek oldukça zor!..
Din insanı şekillendirsin, bir kalıba soksun, ona çeki düzen versin diye gelmiştir; insan dini keyfince şekillendirsin diye değil.
Lafla meseleler halledilseydi, münafıkların en baş döndürücü beyanlarıyla şimdiye kadar çözülmemiş hiçbir problem kalmazdı.
Müslümanlığı arızasız, noksansız ve Kur'an'a göre yaşamak en büyük keramettir.
Zirveleşme mahrumiyetlerin arkasındadır. İnsan katlandığı sıkıntı nispetinde terakkiye mazhar olur.
Büyük şeylerin kıymeti bilinmezse zamanla hiçbir kıymeti olmayan küçük şeyler onların yerini alır.
Müzalahazalarını İslam'ın varlığına bağlayan ruh, kâmil ruhtur.
Bir meselenin içindeki en âmî adam, o meseleyi alakadar eden hususlarda, dıştaki filozoftan daha bilgilidir.
Meseleler hâl ile hallolur, hâlin müphem bıraktığı yerde ise kitaba ve söze başvurulur; yoksa, sadece kitap okuyarak ve konuşarak meseleler anlatılamaz.
Doğru, bir tanedir; insanları o doğrudan uzaklaştırırsanız rengarenk eğriler içine girerler.
İman toprak gibidir; tohumun atılmasından hasad zamanına kadar her seviyede toprak ile sıkı irtibat lazımdır.Medhedilince sevinmek nifak alametidir; hakiki mü'min koynumdaki akrebi gösteriyorlar diye düşünüp zemmedilince sevinmeli!
Siz Allah'ı seviyorsanız bilmelisiniz ki O da sizi seviyor; kalbinizde aşk yoksa O'nun nezdinde bir kıymetiniz olduğu da söylenemez.
Bir iş temelde hayra bina edilmiş ve aynı zamanda makûliyeti de gözetilmiş değilse niyetin onu güzelleştiremeyeceği açıktır.
Allah'a yakın olmanın en sarîh emarelerinden biri de kibirden uzak yaşamaktır.
Allah'ım, yaptığım işlerde, konuştuğum sözlerde azıcık bile olsa kendimi ifade etme gibi bir inhiraf varsa ne olur bana hiçbir şey söyletme! irşad erlerinin daimî duası olmalıdır.
Dünyanın en talihsiz insanları başkalarının fikrini almadan, onlara danışmadan iş yapanlardır.
İnsanın doyuncaya kadar tıka-basa yemesi yediği şeylere karşı içinde bir istikrah uyarır ve hamd duygusunu öldürür. İnsan, gözü sofradakilerdeyken yemeyi bırakmalıdır.
Kendini yerden yere vur ama başkalarını hep başının üstüne koy!
Günah işledikten sonra mazeret beyan etmek ayrı bir günahtır. Yapılması gerekli olan şey tevbe, inabe ve evbedir.
Hedef ile o hedefe giden yol arasında her zaman ciddi bir irtibat sözkonusudur. Dolayısıyla hedefleri ciddi olanlar o hedefe doğru yürüdükleri yolda ciddi olmalıdırlar.
En küçük nimetlere bile şükretmeyenler, pek büyük ihsanları dahi zayi ederler
İmanın hazzına ulaşanlar içlerinden geçen düşüncelerden dolayı bile kendilerini sorgular ve kat'iyen tavır yalanına girmezler.
Yaptığımız şeyleri monotonluğa kurban etmemeli, her zaman onları içimizde yeniden bir kere daha duymaya çalışmalıyız.
Nefsi itibarıyla ölmeyenler hakiki hayata eremezler.
Neredesin?e cevap verip Buradayım! diyebilecek yiğitlere ihtiyaç var.
İdare eden kaba kuvvet değil, hakkaniyet ve adalettir.
Faydasız ve lüzumsuz şeyler, faydalı olanları da faydasız hale getirirler.
Zaaflar, insan tabiatının açık olduğu boşluklardır; şeytan da işte o boşlukları kullanır.
Sözümüzün aks-i sadâ uyarmasını bekliyorsak her zaman kendi değerlerimizle hareket etme hususunda çok dikkatli olmalıyız.
Gerçek sahibine bağlanmayan şeyler sahipsiz demektir.
Ben diyenler, diskalifiye edilmelerinin dilekçesini kendi elleriyle vermiş sayılırlar.
İslam dünyasının boşluğu bir hâl boşluğudur. Günümüzde, simalara akseden bir inanmışlık tavrı görmek oldukça zor!..
Din insanı şekillendirsin, bir kalıba soksun, ona çeki düzen versin diye gelmiştir; insan dini keyfince şekillendirsin diye değil.
Lafla meseleler halledilseydi, münafıkların en baş döndürücü beyanlarıyla şimdiye kadar çözülmemiş hiçbir problem kalmazdı.
Müslümanlığı arızasız, noksansız ve Kur'an'a göre yaşamak en büyük keramettir.
Zirveleşme mahrumiyetlerin arkasındadır. İnsan katlandığı sıkıntı nispetinde terakkiye mazhar olur.
Büyük şeylerin kıymeti bilinmezse zamanla hiçbir kıymeti olmayan küçük şeyler onların yerini alır.
Müzalahazalarını İslam'ın varlığına bağlayan ruh, kâmil ruhtur.
Bir meselenin içindeki en âmî adam, o meseleyi alakadar eden hususlarda, dıştaki filozoftan daha bilgilidir.
Meseleler hâl ile hallolur, hâlin müphem bıraktığı yerde ise kitaba ve söze başvurulur; yoksa, sadece kitap okuyarak ve konuşarak meseleler anlatılamaz.
Doğru, bir tanedir; insanları o doğrudan uzaklaştırırsanız rengarenk eğriler içine girerler.
İman toprak gibidir; tohumun atılmasından hasad zamanına kadar her seviyede toprak ile sıkı irtibat lazımdır.Medhedilince sevinmek nifak alametidir; hakiki mü'min koynumdaki akrebi gösteriyorlar diye düşünüp zemmedilince sevinmeli!
Siz Allah'ı seviyorsanız bilmelisiniz ki O da sizi seviyor; kalbinizde aşk yoksa O'nun nezdinde bir kıymetiniz olduğu da söylenemez.
Bir iş temelde hayra bina edilmiş ve aynı zamanda makûliyeti de gözetilmiş değilse niyetin onu güzelleştiremeyeceği açıktır.
Allah'a yakın olmanın en sarîh emarelerinden biri de kibirden uzak yaşamaktır.
Allah'ım, yaptığım işlerde, konuştuğum sözlerde azıcık bile olsa kendimi ifade etme gibi bir inhiraf varsa ne olur bana hiçbir şey söyletme! irşad erlerinin daimî duası olmalıdır.
Dünyanın en talihsiz insanları başkalarının fikrini almadan, onlara danışmadan iş yapanlardır.
İnsanın doyuncaya kadar tıka-basa yemesi yediği şeylere karşı içinde bir istikrah uyarır ve hamd duygusunu öldürür. İnsan, gözü sofradakilerdeyken yemeyi bırakmalıdır.
Kendini yerden yere vur ama başkalarını hep başının üstüne koy!
Günah işledikten sonra mazeret beyan etmek ayrı bir günahtır. Yapılması gerekli olan şey tevbe, inabe ve evbedir.
Hedef ile o hedefe giden yol arasında her zaman ciddi bir irtibat sözkonusudur. Dolayısıyla hedefleri ciddi olanlar o hedefe doğru yürüdükleri yolda ciddi olmalıdırlar.
En küçük nimetlere bile şükretmeyenler, pek büyük ihsanları dahi zayi ederler