HAKÎKÎ BIR MÜSLÜMÂN OLMANIN SARTLARI
(Mektûbât)in birinci cilt, yetmisaltinci mektûbunda buyuruluyor ki:
Sûre-i Hasrin yedinci âyetinde meâlen,(Resûlümün getirdigi emirleri aliniz, taat ediniz! Nehy,men,yasak ettigi seylerden sakininiz!)buyurulmustur.Dünyada felaketlerden, âhirette azâbdan kurtulmak için,iki sey lâzimdir: Emirlere sarilmak ve yasaklardan sakinmak! Bu ikisinden en büyügü, daha lüzûmlusu, ikincisidir ki,buna(Verâ)ve(Takvâ) denir. Resûlullahin yaninda,birisinin çok ibâdet ettigini,çok ugrastigini söyledile. Birisinin de,yasak edilen seylerden çok sakindigini söylediklerinde,(Hiçbirsey,verâ gibi olamaz!) buyurdu.
Yâni,yasaklardan sakinmak,daha kiymetlidir buyurdu.Bir hadis-i serifte de,Dîninizin diregi verâdir)buyurdu. Insanlarin meleklerden daha üstün olabilmesi,verâ sâyesindedir ve terakkî etmeleri,yükselmeleri bu sâyededir. Melekler de,emirlere itaat etmektedir.Hâlbuki melekler, terakkî edemiyor.O hâlde,verâa sarilmak ve takvâ üzere olmak,herseyden daha lüzûmludur.Islâmiyette en kiymetli sey,takvâdir.Dînin temeli,takvâdir.Verâ ve takvâ, haramlardan kaçinmak demektir.Haramlardan tamamen kaçinabilmek için,mubâhlarin fazlasindan kaçinmalidir. Mubâhlari,lâzim oldugu kadar,kullanmalidir.
Bir insan,mubâh,yâni Islâmiyetin izin verdigi seylerden, her istedigini yapar,taskinca mubâh islerse,süpheli seyleri yapmaya baslar.Süpheliler ise,haram olanlara yakindir. Insanin nefsi,hayvân gibi,kendine düskündür.Uçurum yaninda dolasan,birgün uçuruma düsebilir.Verâ ve takvâyi tâm yapabilmek için,mubâhlari lâzim oldugu kadar kullanmali, zarûret miktârini asmamalidir.Bu kadarini kullanirken de kulluk vazîfelerini yapabilmek için kullanmaya niyet etmelidir.Mubâhlarin fazlasindan tamamen kaçinabilmek,her vakit ve hele bu zamanda,hemen hemen mümkün degildir.
Hiç olmazsa,haramlardan kaçinmali,mubâhlarin fazlasindan da elden geldigi kadar sakinmaya çalismalidir.Mubâhlar, lüzûmundan fazla islendikte,pisman olup tevbe etmelidir.Bu isleri,haram islemeye baslangiç bilmelidir.Allahü teâlâya siginmali ve yalvarmalidir.Bu pismanlik,tevbe ve yalvarmak, belki mubâhlarin fazlasindan büsbütün sakinmak yerine geçerek,böyle islerin âfetinden,zararindan korur.Câfer bin Sinân buyuruyor ki,(Günah isleyenlerin boynunu bükmesi, ibâdet edenlerin gögsünü kabartmasindan daha iyidir).
Haramlardan kaçinmak da,iki türlüdür : Birinci kismi, yalniz Allahü teâlânin hakki olan, Onun emri olan günahlardan kaçinmaktir.Ikinci kismi,insanlarin, mahlûklarin haklari da bulunan günahlardan kaçinmaktir. Ikinci kismi,daha mühimdir.Allahü teâlâ,hiçbirseye muhtaç degildir ve çok merhametlidir.Kullar ise,pekçok seye muhtaç olduklari gibi,cimridirler.Resûlullah buyurdu ki: (Üzerinde kul hakki olan,insanlarin malina,irzina dokunan,ölmeden önce helâllassin,ödesin! Zîrâ âhiret günü altinin,malin degeri olmaz.
O gün,hak ödeninceye kadar,kendi sevaplarindan alinacak, sevaplari olmazsa,hak sahibinin günahlari,buna yüklenecektir).
[Ibni Âbidîn (Dürr-ül-muhtâr) kitabini açiklarken,namaza niyet bahsi,ikiyüzdoksanbesinci sayfada buyuruyor ki, (Kiyâmet günü,hak sahibi,hakkini affetmezse,bir dank hak için,cemaat ile kilinmis kabûl olmus yediyüz namazi alinip, hak sahibine verilecektir).Bir dank,dirhemin altida biri, yaklasik olarak,yarim gram gümüstür].[Muhammed ibni Âbidîn, 1252 [m. 1836] da Sâmda vefât etti. ]
Birgün Resûlullah,Eshâb-i kirâma karsi -Müflis kime denir, biliyor musunuz-buyurduktan -Parasi ve mali kalmayan kimseye diyoruz-dediler.Buyurdu ki: (Ümmetim arasinda müflis,su kimsedir ki,kiyâmet günü,defterinde çok namaz, oruç ve zekât sevabi bulunur.Fakat,bir kimseye sövmüs, iftirâ etmis,malini almis,kanini dökmüs,dögmüs.Sevaplari, bu hak sahiplerine dagitilir.Haklari ödenmeden önce sevaplari biterse,hak sahiplerinin günahlari, bunun üzerine yükletilir.Sonra Cehenneme atilir)buyurdu.
yüce MEVLAM bizleri vera,isar ve takva sahibi olan hakiki muminlerden etsin.RABBİM cümlemizi muflislik durumundan korusun..
(Mektûbât)in birinci cilt, yetmisaltinci mektûbunda buyuruluyor ki:
Sûre-i Hasrin yedinci âyetinde meâlen,(Resûlümün getirdigi emirleri aliniz, taat ediniz! Nehy,men,yasak ettigi seylerden sakininiz!)buyurulmustur.Dünyada felaketlerden, âhirette azâbdan kurtulmak için,iki sey lâzimdir: Emirlere sarilmak ve yasaklardan sakinmak! Bu ikisinden en büyügü, daha lüzûmlusu, ikincisidir ki,buna(Verâ)ve(Takvâ) denir. Resûlullahin yaninda,birisinin çok ibâdet ettigini,çok ugrastigini söyledile. Birisinin de,yasak edilen seylerden çok sakindigini söylediklerinde,(Hiçbirsey,verâ gibi olamaz!) buyurdu.
Yâni,yasaklardan sakinmak,daha kiymetlidir buyurdu.Bir hadis-i serifte de,Dîninizin diregi verâdir)buyurdu. Insanlarin meleklerden daha üstün olabilmesi,verâ sâyesindedir ve terakkî etmeleri,yükselmeleri bu sâyededir. Melekler de,emirlere itaat etmektedir.Hâlbuki melekler, terakkî edemiyor.O hâlde,verâa sarilmak ve takvâ üzere olmak,herseyden daha lüzûmludur.Islâmiyette en kiymetli sey,takvâdir.Dînin temeli,takvâdir.Verâ ve takvâ, haramlardan kaçinmak demektir.Haramlardan tamamen kaçinabilmek için,mubâhlarin fazlasindan kaçinmalidir. Mubâhlari,lâzim oldugu kadar,kullanmalidir.
Bir insan,mubâh,yâni Islâmiyetin izin verdigi seylerden, her istedigini yapar,taskinca mubâh islerse,süpheli seyleri yapmaya baslar.Süpheliler ise,haram olanlara yakindir. Insanin nefsi,hayvân gibi,kendine düskündür.Uçurum yaninda dolasan,birgün uçuruma düsebilir.Verâ ve takvâyi tâm yapabilmek için,mubâhlari lâzim oldugu kadar kullanmali, zarûret miktârini asmamalidir.Bu kadarini kullanirken de kulluk vazîfelerini yapabilmek için kullanmaya niyet etmelidir.Mubâhlarin fazlasindan tamamen kaçinabilmek,her vakit ve hele bu zamanda,hemen hemen mümkün degildir.
Hiç olmazsa,haramlardan kaçinmali,mubâhlarin fazlasindan da elden geldigi kadar sakinmaya çalismalidir.Mubâhlar, lüzûmundan fazla islendikte,pisman olup tevbe etmelidir.Bu isleri,haram islemeye baslangiç bilmelidir.Allahü teâlâya siginmali ve yalvarmalidir.Bu pismanlik,tevbe ve yalvarmak, belki mubâhlarin fazlasindan büsbütün sakinmak yerine geçerek,böyle islerin âfetinden,zararindan korur.Câfer bin Sinân buyuruyor ki,(Günah isleyenlerin boynunu bükmesi, ibâdet edenlerin gögsünü kabartmasindan daha iyidir).
Haramlardan kaçinmak da,iki türlüdür : Birinci kismi, yalniz Allahü teâlânin hakki olan, Onun emri olan günahlardan kaçinmaktir.Ikinci kismi,insanlarin, mahlûklarin haklari da bulunan günahlardan kaçinmaktir. Ikinci kismi,daha mühimdir.Allahü teâlâ,hiçbirseye muhtaç degildir ve çok merhametlidir.Kullar ise,pekçok seye muhtaç olduklari gibi,cimridirler.Resûlullah buyurdu ki: (Üzerinde kul hakki olan,insanlarin malina,irzina dokunan,ölmeden önce helâllassin,ödesin! Zîrâ âhiret günü altinin,malin degeri olmaz.
O gün,hak ödeninceye kadar,kendi sevaplarindan alinacak, sevaplari olmazsa,hak sahibinin günahlari,buna yüklenecektir).
[Ibni Âbidîn (Dürr-ül-muhtâr) kitabini açiklarken,namaza niyet bahsi,ikiyüzdoksanbesinci sayfada buyuruyor ki, (Kiyâmet günü,hak sahibi,hakkini affetmezse,bir dank hak için,cemaat ile kilinmis kabûl olmus yediyüz namazi alinip, hak sahibine verilecektir).Bir dank,dirhemin altida biri, yaklasik olarak,yarim gram gümüstür].[Muhammed ibni Âbidîn, 1252 [m. 1836] da Sâmda vefât etti. ]
Birgün Resûlullah,Eshâb-i kirâma karsi -Müflis kime denir, biliyor musunuz-buyurduktan -Parasi ve mali kalmayan kimseye diyoruz-dediler.Buyurdu ki: (Ümmetim arasinda müflis,su kimsedir ki,kiyâmet günü,defterinde çok namaz, oruç ve zekât sevabi bulunur.Fakat,bir kimseye sövmüs, iftirâ etmis,malini almis,kanini dökmüs,dögmüs.Sevaplari, bu hak sahiplerine dagitilir.Haklari ödenmeden önce sevaplari biterse,hak sahiplerinin günahlari, bunun üzerine yükletilir.Sonra Cehenneme atilir)buyurdu.
yüce MEVLAM bizleri vera,isar ve takva sahibi olan hakiki muminlerden etsin.RABBİM cümlemizi muflislik durumundan korusun..