Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

KUDUS_SEVDALISI

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2010
Mesajlar
355
Aldığı Beğeniler
1
Öyle birini dost edinme fırsatınız var ki :


• Her zaman sizin ona ihtiyacınız oluyor, onun ise aslında size hiç ihtiyacı olmadığı halde sizi dost telakki ediyor, size tenezzül buyurup iltifat ediyor,


• Siz ona 1 adım yöneldiğinizde O size 10 adımla yöneliyor,


• Darda kaldığınızda imdadınıza yetişiyor, zorlukları açıp kolaylaştırıyor,


• Çokça ikram ediyor, cömertliğini hiç bırakmıyor,


• Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmuyor,


• Çok merhametle ve şefkatle muamele ediyor, merhameti gazabına gâlip geliyor,


• Sözünden asla dönmüyor,


• Özür dilediğinizde hatanızı görmezden geliyor, affediyor,


• Her yaptığı işi yerli yerince ve kusursuzca yapıyor,


• Kendisini vekil edinenlerin işlerini mükemmelce yerine getiriyor,


• Hayırlı işlerinizde sizi destekleyip size yardım ediyor,


• Kendisini memnun eden işleriniz için kat kat fazlasıyla karşılığını veriyor,


• Çok sabırla ve yumuşak muamele ediyor,


• Bir şey talep ettiğinizde bu talebinize muhakkak karşılık veriyor,


• Mağlup edilemiyor, her şeye gücü yetiyor,


• Hakemlik yaptığında en adaletli hükmü veriyor,


• Kendisine itimat edenlerin umudunu boşa çıkarmıyor,


• Kendisini sevdiğinizde, itaat ettiğinizde sizi sevip koruyor,


• Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteriyor,


• Dilediği şeyi mutlaka yapıyor,


• Sizin için faydalı olan doğru yolu tavsiye ediyor,


• Mazlumun hakkını zalimden zerresine kadar alıyor ve zalimi zelil ediyor,


• Kendisine sığınanları himaye edip emniyete kavuşturuyor,


• Sevdiklerinin mertebelerini yükseltip güzel makamlar veriyor,


• Hiç beklemediğiniz bir anda sizi sevindiriyor,


• Bütün icraatlarında hakkı, adaleti ve dengeyi gözetiyor,


• Cezalandırmaya gücü yettiği halde cezalandırmada acele etmiyor, muhatabı kendini düzeltir diye mühlet veriyor,


• İdaresi altında bulunanların bütün ihtiyaçlarını karşılıksız temin ediyor,


• Siz öldükten sonra yüzyıllar geçse de sizi unutmuyor, sizinle ilgileniyor,





O ; size hiç de uzak olmayan, şahdamarınızdan daha yakın olan Allah'tır.
Bu dostluğun tek bir şartı var:

"Hayatınız ve ölümünüz" O' nun için ve O' nun yolunda olmalı.


Düşünün bir kere O'na dost olunca, O'nun dostlarına da dost oluyorsunuz:
En başta Hz. Muhammed (sav) olmak üzere Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer peygamberlerimiz...


Resulullah'ın (sav) yakın arkadaşları, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğerleri, diğer peygamberlerin arkadaşları...
Ve ismini sayamayacağımız nice âlimler, mü'minler.....


( Hepsine selam ve rahmet olsun )


O'nunla (c.c.) ve onlarla dost olmak sizce zor mu ?
 

YeNi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eki 2010
Mesajlar
393
Aldığı Beğeniler
2

Allah razi olsun. O'nun dostlugu bize yeter de artar.
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
(Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ RasûlAllah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabina, Peygamberine, Müslümanlarin yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi..

Islâm, güzel ahlâktir.

Insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!

Hayra vesile olan, hayri yapan gibidir.

Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanilgiya düsmez

Nerede olursan ol Allah'a karsi gelmekten sakin; yaptigin kötülügün arkasindan bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. Insanlara karsi güzel ahlakin geregine göre davran.

Allah, sizden birinizin yaptigi isi, ameli ve görevi saglam ve iyi yapmasindan hosnut olur.

Iman, yetmis küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illAllah (Allah'tan baska ilah yoktur)” sözüdür, en düsük derecesi de rahatsiz edici bir seyi yoldan kaldirmaktir. Haya da imandandir.

Iki göz vardir ki, cehennem atesi onlara dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur.

Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.

Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.

Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz.

Müslüman, insanlarin elinden ve dilinden emin oldugu kimsedir

Birbirinize buguz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah' i n kullari, kardes olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardesi ile dargin durmasi helal olmaz

Hiç süphe yok ki dogruluk iyilige götürür. Iyilik de cennete götürür. Kisi dogru söyleye söyleye Allah katinda siddîk (dogru sözlü) diye yazilir. Yalancilik kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kisi yalan söyleye söyleye Allah katinda kezzâb (çok yalanci) diye yazilir.

(Mümin) kardesinle münakasa etme, onun hosuna gitmeyecek sakalar yapma ve ona yerine getirmeyecegin bir söz verme.

Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur.

(Mümin) kardesine tebessüm etmen sadakadir. Iyiligi emredip kötülükten sakindirman sadakadir. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadir. Yoldan tas, diken, kemik gibi seyleri kaldirip atman da senin için sadakadir.

Allah sizin ne dis görünüsünüze ne de mallariniza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve islerinize bakar.

Allah' i n rizasi, anne ve babanin rizasindadir. Allah' i n öfkesi de anne babanin öfkesindedir.

Üç dua vardir ki, bunlar süphesiz kabul edilir: Mazlumun duasi, misafirin duasi ve babanin evladina duasi.

Hiçbir baba, çocuguna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

Sizin en hayirlilariniz, hanimlarina karsi en iyi davrananlarinizdir.

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden degildir.

Peygamberimiz isaret parmagi ve orta parmagiyla isaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse baskasina ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette iste böyle yanyanayiz” buyurmustur.

(Insani) helâk eden su yedi seyden kaçinin. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a sirk kosmak, sihir, Allah' i n haram kildigi cana kiymak, faiz yemek, yetim mali yemek, savastan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadinlara iftirada bulunmak buyurdu

Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komsusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayir söylesin veya sussun.

Cebrâil bana komsu hakkinda o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komsuyu komsuya mirasçi kilacak zannettim.

Dul ve fakirlere yardim eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

Her insan hata eder.Hata isleyenlerin en hayirlilari tevbe edenlerdir.....

Mü'minin baska hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardir; O'nun her isi hayirdir. Eger bir genislige (nimete) kavusursa sükreder ve bu onun için bir hayir olur. Eger bir darliga (musibete) ugrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayir olur....

Bizi aldatan bizden degildir. .

Söz tasiyanlar (cezalarini çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.

İşçiye ücretini, (alninin) teri kurumadan veriniz

Bir müslümanin diktigi agaçtan veya ektigi ekinden insan, hayvan ve kuslarin yedikleri seyler, o müslüman için birer sadakadir

Insanda bir organ vardir. Eger o saglikli ise bütün vücut saglikli olur; eger o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Rabbinize karsi gelmekten sakinin, bes vakit namazinizi kilin, Ramazan orucunuzu tutun, mallarinizin zekatini verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Sözlükte; örtünmek, gizlenmek, bir şeyin arkasında saklanmak anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak tesettür erkek veya kadının şer'an örtülmesi gereken yerlerini örtmesidir. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine “avret yeri” denir.

Sağlam görüşe göre, bir kimse tek başına olduğu zaman da örtünmelidir. ( Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Âile İlmihâli, sh: 49-50) Nitekim “Kimsenin bulunmadığı yerde avret mahallini örtmek gerekir mi?” sorusuna cevap:

“Avret mahallini örtmek, hem Hakk'ın, hem de halkın hakkı bulunan bir hususdur. Bu itibarla kendisinden başka kimsenin bulunmadığı bir yerde dahî avret mahallinin örtülmesi, sahih olan kavle göre vâcibtir. Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde:

“Avret mahallimi, içimdeki elbisemden gizlemek mümkün olsa elbette ondan bile gizlerdim!..” buyurmuşlardır. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-:

“-İnsan avret mahallini açınca yanındaki melekler utancından yüzlerini çevirirler.” buyurmaktadır. ( Üç Bin Seçme Fetvâ, Akid Gazetesi Neşriyâtı, c.2, sh: 116)

“Tesettür, mahlûkât arasında yalnız insana ait bir keyfiyettir. İnsan, Allâh -celle celâluhû-'nun lütfettiği insanlık haysiyet, vakar, hayâ ve ciddiyetini koruyabilmek için örtünmeye mecburdur. Aksi hâlde bu vasıfları zâyî etmiş olur. Kendisinin dûnundaki (aşağısındaki) mahlûkların seviyesine düşer. Toplumda, hayânın kaybolması, kıyamet alâmetlerinin belli başlılarındandır. Hadîs-i şerîfte “Haya imandandır!” (Buhârî, Îman, 3) buyrulur. Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva vâlidemiz, cennette başka insanlar olmadığı hâlde birbirlerinden ve diğer mahlûkâttan hayâ ettiler, telaş içinde orada mevcut olan yapraklarla örtünmeye çalıştılar. ( el-A'râf, 22) Bu da gösteriyor ki, maddî olan örtünme ve onun mânevî bağlantısı olan edeb ve hayâ, insanoğlunun en mümtaz vasıflarından biridir. ( Osman Nûri Topbaş, Nebîler Silsilesi 1, sh: 116)

Âyet-i kerîmede kadınların örtünmesi konusunda şöyle buyurulur:

“Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar, bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar, zînet yerlerini, kendi kocalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttalî olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları zînetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nîil olursunuz.” (en-Nûr , 31)

Bir başka âyet-i kerîmede:

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış örtülerini üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (el-Ahzâb, 59)

Bu âyet-i kerîmeler ve diğer islâmî prensipler göz önünde bulundurulduğunda kadının elbisesinde şu özellikler aranmaktadır:

1- Bütün bedeni örten bir elbise olmalıdır.

2- İnce ve şeffaf olmamalıdır.

3- Dar olup vücut hatlarını belli etmemelidir.

4- Erkek elbisesine benzememelidir.

5- Elbise süslü olmamalıdır.

6- Gayr-i müslimlerin elbiselerine benzememelidir. ( Dr. Faruk Beşer, Hanımlara Özel İlmihal, sh. 253-254)

Elbise konusunda Hazret-i Âişe vâlidemizden gelen şu ikaz çok dikkat çekicidir:

“Temimoğulları kabilesinden birtakım kadınlar Hazret-i Âişe'yi ziyârete gelmişti. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hazret-i Âişe kendilerine şöyle dedi:

“-Eğer siz mü'minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü'min değilseniz o zaman durum değişir!..”

Yine Hazret-i Âişe'nin huzuruna ince başörtülü bir gelin getirilmişti. O şöyle dedi:

“-Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez!..”

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- «giyimi ve hareketleriyle erkeğe benzemeye çalışan kadına ve kadına benzemeye çalışan erkeğe» lânet etmiştir.


Tesettürün Farz Kılınmasının Hikmetleri:

l - Fitne kapısını kapamak.

• Nesebi zâyi olmaktan muhâfaza etmek.

• Zevceyi (kadını), zevcine (kocasına) rapt ile kötü niyetli insanların saldırılarından kurtarmak.

• Âile müessesesine intizam vermek

• Evlâdın terbiyesine ve dünyanın huzur içinde îmârına çalışmaktır.

Tesettürün bu hikmetlerinin yanında, sağlık açısından da faydaları vardır. Nitekim Alternatif Tıp ve Şifa Sofrası adındaki eserde şu satırlar bu açıdan dikkat çekicidir:

“…«Mini etek» adlı bir moda akımı vardı. Kadınlar büyük rağbet gösterdiler. (…) Fakat kadınlar ve genç kızlar, bu hâlin onların sıhhatlerini ve rûhî güçlerini alıp götürdüğünü farketmediler. Bu elbiseleri, soğukta ve rüzgârda da giydiler. Bu elbiselerin onların üreme organlarını tahrip ettiğini düşünmediler.

Genç bir kadın tanırdım . (..) Bilhassa soğuk kış günleri bu elbiselerle dolaşırdı. Birkaç defa kendisini uyardım. Sıhhatine yazık ettiğini söyledim. Bana verdiği cevap da aynen şunları söyledi:

“-Ben gencim, soğuk bana vız gelir!”

Bir müddet sonra genç kadının hastaneye kaldırıldığını duydum. Rahim iltihabına yakalanmış, rahimde (kist) oluşmuş ve rahmin tamamen alınması gerekmişti. Yapılan ameliyatla rahim alındı, fakat bu durumun ilerde daha tehlikeli hastalıklara sebep olacağını biliyordum. İki sene sonra kadın tekrar hastaneye kaldırıldı. Teşhis kanserdi. Birkaç ay sonra genç kadın öldü. Yirmi yedi yaşında idi.”

Yazının devamında sağlık açısından nasıl giyinmek gerektiği de anlatılıyor. Ancak tesettürde; yukarıda geçen hikmet ve faydalar dışında asıl gâye, Allah -celle celâlühu-'nun emrini yerine getirmek ve rızâsını kazanmak olmalıdır.

Şekil olarak tesettür yeterli midir?

“...İslâm'da tesettür, yani kadının örtünmesi şarttır. Fakat onun şeklen mestûre (örtülü) olduğu gibi rûhen de mestûre olması lâzımdır. Eğer dış kalıp tesettürlü, fakat ruh çıplak yani gafil ve hoyrat ise, şartların zorladığı veya nefsin fırsat bulduğu anda o tesettür biter. Ayrıca kadının örtüsünün altında kadınlık misyonunu kaybetmemesi lâzımdır. Çünkü kadına evin tanzimi ve zürriyet emânet edilmiştir. Onun için her hususta kalbî hayat çok önemlidir. Tabiî ki, şeklin de kalbî hayatla beraber olması gerekir.

Bir insan, Allah'ın koyduğu tesettür hudutlarının dışına çıkamaz; fakat sırf tesettür de her şey değildir. İlâhî emirlerin yalnız bir bölümüdür.” ( Osman Nuri Topbaş, İmandan İhsana Tasavvuf, sh: 56)

Nâmahreme Bakış

İslam dîni, mahrem olmayan kadınlara bakmayı yasaklamıştır. Zevcesi veya mahremi olmayan (nâmahrem) kadınlara bilerek bakmak câiz değildir. Kur'ân-ı Kerim'de:

“Mü'min erkeklere söyle gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler.” (en-Nûr, 30) ve yine:

“Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler.” (en-Nûr, 31) buyurulmaktadır.

Ancak bir kadın göze rastgele ilişse tekrar bakmamak şartıyla günah sayılmaz, çünkü bu irâdenin dışında olur. Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh-'e:

“-Ya Ali, bir kadın gözüne ilişti mi ikinci defa bakma, birincisi için sana vebal yoktur. Fakat ikincisinin vebâli vardır.” buyurmuştur. (Müslim)

Yine Hazret-i Peygamber:

“-Bilerek namahreme bakmak gözün zinâsıdır.” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim; ayrıca bkz: Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, c.2, sh. 159 )

Peygamber Efendimizin kızı Fâtıma -radıyallâhu anhâ- buyurdu ki:

“-Kadınlar için ne daha iyidir? (En hayırlısı nedir?)”

Peygamber Efendimiz de:

“-Hiçbir erkeğin onları görmemesi.” diye cevap verdi.( İmam-ı Gazali, a.g.e., sh: 197)

İhtilât (Kadın-Erkek Birlikte Durmak)

Tesettürü yaralayan, zedeleyen davranışların en zararlılarından birisi de kadın-erkek ihtilâtıdır, yani karışık olarak aynı yerde bulunmalarıdır.

İmam-ı Gazâlî hazretleri diyor ki:

“Birçok kadınlar için büyük zararlar, erkeklerin arasında bulunmalarından doğar. Fitne korkusu olan her yerde kadının gözünü korumak lâzımdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) ' in evine bir kör adam geldi. Hazret-i Âişe ve diğer hanımları oturuyorlardı, kalkmadılar ve gelen kimse için:

“-Kördür, bizi görmez!..” dediler. Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdu:

“-Onun gözleri görmüyorsa, sizinkiler de mi görmüyor?” (İmâm-ı Gazâlî, a.g.e., sh: 197)

İhtilâtın sebeplerinden birisi de iş yerlerindeki durumdur. Maalesef “...Çağımızda kadınlarla erkekler arasında sun'î bir eşitlik yarışı başlatılmıştır. Yaratılıştaki husûsiyetlere zıt olan bu yarış, hanımlık ve annelik meziyetlerini za'fa uğratmakta ve âileyi yaralamaktadır. Hanımların ev tanzimi ve salih bir nesil yetiştirmek yolunda, evlâdlarının ahlâkî yapıları ile meşgul olmaları yerine, hanımlıklarına, müstesnâ fıtratlarına zıd işlere yönlendirilmeleri, mantık, iz'ân ve îmana sığmaz. Çünkü âiledeki huzur ve saadet, kadındaki ve erkekteki istîdatların yerli yerince kullanılması ve korunmasıyla elde edilebilir. ( Osman Nûri Topbaş, Muhabbetteki Sır, sh: 249)

Yazımızı Mûsâ Topbaş -kuddîse sirruh- hazretlerinin kadın erkek karışık oturmak mevzûundaki şu sözleri ile bitiriyoruz.

“...Bazı âile reislerinin nazarları insanlara karşı olduğu için daima onlardan iltifat beklerler. Meselâ «Komşumuz çok nazik ve kibardır. Bize karşı da saygılıdırlar, o bize âilesi ile beraber geldiğinde ayrı olarak oturursak onu üzmüş oluruz. Hep beraber oturursak bir sakınca yoktur.» kanaatini yürütürler.

Böylece ahmakça hareketle, Cenâb-ı Hakk'ın rızâsını, kulun rızâsına tercih ederler. Böyle şâibeli kulluk yolunda olanların, tesettürleri, namazları ve diğer ibâdetleri olsa da semere alamazlar. Çünkü yarım insandırlar. Yüz tane yarım insanı toplasanız bir insan etmez. Çünkü her hareketleri istikrarsızlık içindedir. Bugün “ak” dediklerine yarın “kara” diyebilirler, çünkü îman-ı hakîkî kalplerine tam olarak yerleşmemiştir.

Bunların yapacakları; hatalarını bilip, nâdim olmak, istiğfar etmek ve sâlihlerin, sâdıkların peşini bırakmamak ve onların nasihatl
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
CEVAP: Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek sünnettir. Bayram günü yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir

(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani] Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir

Bayramda küs durulmamalı Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemelidir. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.) [Buhari] (Müslümana üç günden fazla dargın duran, Cehenneme gider.) [Nesai] (Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, bu selamı melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinerek iltifatta bulunur.) [İ. Ebi Şeybe]

Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de, küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud] (İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.) [İbni Hibban]

Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki] (Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Hak teâlâ “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik] Bayram ziyaretleri

SuaL: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim?

Cevap: Fasık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:

Böyle nereye gidiyorsun?

Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum

Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?

Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.

Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim”) [Bezzar]

Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Ya’la]

Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]

Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]

Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [Ebu Nuaym]

Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberani]

Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]

Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlm.]

Ziyaretçinize ikram edin!) [Harâiti]

Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul İlm.]

Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]

Hikmet ehli diyor ki:: Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar

Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]

Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:: Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]

Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda, Allah rızası için

Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]

Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari

Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır. Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir
 

*zehra*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2009
Mesajlar
2,258
Aldığı Beğeniler
38
Takım
Diğer
O ; size hiç de uzak olmayan, şahdamarınızdan daha yakın olan Allah'tır.
allah cc razı olsun
 

Yoriyos

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2010
Mesajlar
540
Aldığı Beğeniler
17
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
Allah razi olsun abi..
RAbbim SEvdiklerinden eylesin insaallah

not: lazogli kardesim konuyla alakasiz eklenti yapamazsaniz
paylasmak istediginiz konular icin ekstra konu acsaniz daha iyi olmazmi..(:
 
Üst Alt