- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
HAKKI TALEP EDİYORSAN, ZİKRE SARIL
Ey Muhabbetullaha talip olan!
Allah-u Zülcelali an. Şunu bil ki, en çok anılmaya layık olan Odur. Onun derecesini yükselt. Şan ve şerefini yüce bil. Her yerde ve her zaman Onun fazlını ve ihsanını tanı. Ondan sonra, bu hali bütün varlığına taksim et. Velhasıl Onun bütün kuvvet ve kudreti, senin her zaman ve her hareketinde görünmeli. Her halinde Onun zikriyle olduğun bilinmeli.
Allah-u Zülcelali anmak isteyene gerek olan, sakınmaktır. Yapılan zikrin fazlalığı göze gelmemeli. İnsan gayretini ve himmetini biteviye esirgememeli, iradesine sahip olarak, her olur olmaz şeye gönül kaptırmamalıdır.
Şunu iyi bilmek gerekir ki, tam manasıyla yapılan bir zikrin karşılığı Allah olur. Bundan daha üstün ne olabilir ki?
Hz. Ali r.a. şöyle buyurur: Allah zikredildiği yerde, Kuran okunduğu zaman, ilahi tecelli iner. Ama bu tecelli görünmez. O görülmekten yana münezzehtir. Tek olan Allaha yöneliniz. Onun zikriyle olunuz. İnsanlara inen bela ve hidayet için, mutlaka Allahın kitabında bir işaret vardır. Bunu anlamak için Kuran okuyunuz ve Allahı zikrediniz.
Bir gün, Ebu Abdullah Nessac arkadaşlarını toplamıştı. Onlara şöyle dedi: Dünyada Allahın cenneti vardır. Ona giren, her beladan kurtulur, emin olur. Oraya varanlara mübarek olsun. Orası ne kadar hoştur. İçlerinden birisi sordu: O Cennet nedir? Şu cevabı aldı: Allahın zikriyle hoş olmaktır.
Allah-u Zülcelal bir gün, İbrahim (as)a sordu: Seni neden dost edindim bilir misin? İbrahim (as). buna karşılık: Hayır deyince Alah-u Zülcelal ona şöyle bildirdi: Çünkü benden gafil olmadın. Her halinde beni zikrettin. Kalbine benden başkası girmedi. Ve seni, unutan olarak görmedim.
Bir gün Musa (as)a şöyle buyurulduğu rivayet edilir: Ya Musa, ben ne namaz, ne de zikir kabul ederim. Ancak benim azametim önünde eğilen ve kalbini korkuma bağlayanlar, ömrünü beni anmakla geçirenler müstesna.Ya Musa, bunların benzeri, cennetler içinde firdevs cennetidir. Oranın tadı değişmez. Hoşluğu bitmez. Yeşillikleri solmaz. O kimseler için, korkuyu emniyet, karanlığı nur ederim. Dua ettikleri zaman da, icabet ederim. Her arzularını, onlar talep etmeden veririm.
Kabul Ahbar (ra) bir hadis-i Kutsi rivayet ediyor. O kutsi hadiste Allah-u Zülcelal şöyle buyurdu: Beni anmakla ömür tüketip, bu sebeple benden bir şey istemeye vakti olmayana, durmadan ihtiyaç beyan edenden daha fazla veririm. Bir kimse korkacaksa, ancak Allahtan korkmalı. Zikredecekse, yalnız Allahı zikretmeli. Böyle yapabilene mübarek olsun.
Rabia (ks) diyor ki: Allahı anmadan geçirdiğim an gibi, kötü bir şey bilmiyorum.
Bir gün Zünnuna sordular: Kul ne zaman saf olarak Allahı anabilir?şu cevabı verdi: Allahı bilip başkasından uzak olduğu zaman.
Bazı büyükler şöyle dediler: İnsanlar şeytandan kaçarlar. Halbuki şeytan, Allahı zikredenden kaçar. Sonra şu ayet-i kerimeyi okudular: Takva sahiplerine, şeytan tayfasından bir dokunan olsa hemen onu, basiretlerini kullanarak anlarlar. (7/201)
İbn Abbas (ra) diyor ki: Her müminde bir şeytan vardır. Kalbde Allahın zikrini görünce siner. Unutulunca da fena duygu verir. Allahın zikri ruha şifadır. O oldukça, hastalık zarar vermez.
İnsanlara düşkün olmak ve onları hatırlamak, çaresiz hastalıktır. Allah zikrini gayene kıble bil. Düşüncelerine bir secdegah durumunda olsun.
Şunu iyi bil ki, sevgiliyi anmak, başkalarını unutmak sayılır. Bir kimsenin işi, Allahın zikri olunca, başkalarını unutur. Allahın hikmetli işlerini düşünerek hoş olmaya bakar. Allahın cemal sıfatının güzelliği önünde, varlığı söner ve Onun iyilik denizinde yok olur.
Ahmeder Rufa-i Hazretlerinin, Onların Alemi isimli eserinden faydalanılmıştır.
SIDDIKA SADIKOĞLU
Ey Muhabbetullaha talip olan!
Allah-u Zülcelali an. Şunu bil ki, en çok anılmaya layık olan Odur. Onun derecesini yükselt. Şan ve şerefini yüce bil. Her yerde ve her zaman Onun fazlını ve ihsanını tanı. Ondan sonra, bu hali bütün varlığına taksim et. Velhasıl Onun bütün kuvvet ve kudreti, senin her zaman ve her hareketinde görünmeli. Her halinde Onun zikriyle olduğun bilinmeli.
Allah-u Zülcelali anmak isteyene gerek olan, sakınmaktır. Yapılan zikrin fazlalığı göze gelmemeli. İnsan gayretini ve himmetini biteviye esirgememeli, iradesine sahip olarak, her olur olmaz şeye gönül kaptırmamalıdır.
Şunu iyi bilmek gerekir ki, tam manasıyla yapılan bir zikrin karşılığı Allah olur. Bundan daha üstün ne olabilir ki?
Hz. Ali r.a. şöyle buyurur: Allah zikredildiği yerde, Kuran okunduğu zaman, ilahi tecelli iner. Ama bu tecelli görünmez. O görülmekten yana münezzehtir. Tek olan Allaha yöneliniz. Onun zikriyle olunuz. İnsanlara inen bela ve hidayet için, mutlaka Allahın kitabında bir işaret vardır. Bunu anlamak için Kuran okuyunuz ve Allahı zikrediniz.
Bir gün, Ebu Abdullah Nessac arkadaşlarını toplamıştı. Onlara şöyle dedi: Dünyada Allahın cenneti vardır. Ona giren, her beladan kurtulur, emin olur. Oraya varanlara mübarek olsun. Orası ne kadar hoştur. İçlerinden birisi sordu: O Cennet nedir? Şu cevabı aldı: Allahın zikriyle hoş olmaktır.
Allah-u Zülcelal bir gün, İbrahim (as)a sordu: Seni neden dost edindim bilir misin? İbrahim (as). buna karşılık: Hayır deyince Alah-u Zülcelal ona şöyle bildirdi: Çünkü benden gafil olmadın. Her halinde beni zikrettin. Kalbine benden başkası girmedi. Ve seni, unutan olarak görmedim.
Bir gün Musa (as)a şöyle buyurulduğu rivayet edilir: Ya Musa, ben ne namaz, ne de zikir kabul ederim. Ancak benim azametim önünde eğilen ve kalbini korkuma bağlayanlar, ömrünü beni anmakla geçirenler müstesna.Ya Musa, bunların benzeri, cennetler içinde firdevs cennetidir. Oranın tadı değişmez. Hoşluğu bitmez. Yeşillikleri solmaz. O kimseler için, korkuyu emniyet, karanlığı nur ederim. Dua ettikleri zaman da, icabet ederim. Her arzularını, onlar talep etmeden veririm.
Kabul Ahbar (ra) bir hadis-i Kutsi rivayet ediyor. O kutsi hadiste Allah-u Zülcelal şöyle buyurdu: Beni anmakla ömür tüketip, bu sebeple benden bir şey istemeye vakti olmayana, durmadan ihtiyaç beyan edenden daha fazla veririm. Bir kimse korkacaksa, ancak Allahtan korkmalı. Zikredecekse, yalnız Allahı zikretmeli. Böyle yapabilene mübarek olsun.
Rabia (ks) diyor ki: Allahı anmadan geçirdiğim an gibi, kötü bir şey bilmiyorum.
Bir gün Zünnuna sordular: Kul ne zaman saf olarak Allahı anabilir?şu cevabı verdi: Allahı bilip başkasından uzak olduğu zaman.
Bazı büyükler şöyle dediler: İnsanlar şeytandan kaçarlar. Halbuki şeytan, Allahı zikredenden kaçar. Sonra şu ayet-i kerimeyi okudular: Takva sahiplerine, şeytan tayfasından bir dokunan olsa hemen onu, basiretlerini kullanarak anlarlar. (7/201)
İbn Abbas (ra) diyor ki: Her müminde bir şeytan vardır. Kalbde Allahın zikrini görünce siner. Unutulunca da fena duygu verir. Allahın zikri ruha şifadır. O oldukça, hastalık zarar vermez.
İnsanlara düşkün olmak ve onları hatırlamak, çaresiz hastalıktır. Allah zikrini gayene kıble bil. Düşüncelerine bir secdegah durumunda olsun.
Şunu iyi bil ki, sevgiliyi anmak, başkalarını unutmak sayılır. Bir kimsenin işi, Allahın zikri olunca, başkalarını unutur. Allahın hikmetli işlerini düşünerek hoş olmaya bakar. Allahın cemal sıfatının güzelliği önünde, varlığı söner ve Onun iyilik denizinde yok olur.
Ahmeder Rufa-i Hazretlerinin, Onların Alemi isimli eserinden faydalanılmıştır.
SIDDIKA SADIKOĞLU
