Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

bypolat

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Kas 2005
Mesajlar
475
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Fenerbahçe
Hakkımı Helal Ettim

Bediüzzaman hazretlerinin hayatına bakarsanız, bir müddet ona talebe olma nimetini yakalamış kimselerden Üstad'ı bırakarak ayrılıp giden insanlar görürsünüz. Fakat, Üstad, o insanları kötüleme manasına gelebilecek tek kelime söylemez; siz onun sözlerinde sadece müjdeleri duyarsınız. Birisi Nurlar'ı yazmayı terk etse ve çekip gitse; o kat'iyen "Falan ayrıldı, gitti" demez. Eğer, o gidenlerden biri sonra tekrar dönüp gelir ve kalemini yeniden eline alırsa, işte o zaman "Şu kardeşimiz Haşir risalesini okumuş, çok beğenmiş ve on nüsha teksir etmiş; beni çok sevindirdi, adeta bütün dünyalar benim oldu; binlerce maşaallah, barekallah" der, onu takdir ve tebcil eder. Siz de düşünmeden edemez; kendi kendinize "O ne zaman ayrılmıştı ki?" dersiniz.

Negatif noktaları görme yoktur Üstad'ın hayatında; o bütün mülahazalarını pozitif hususlara bağlamıştır. Öyle ki, gözünün menfi hadiseleri gören yanına perde çekmiştir adeta. İnsanlarda çok küçük de olsa bir parıltı aramış; karanlıklara hiç bakmamış. Bütün görüş ufkunu o ışıkçığa bağlamış. Sadece mü'minleri, dost ve yakınlarını değil, hasımlarını bile affetme ufkunda yaşamış ve şu sözleriyle bize de o ufku göstermiş; "Madem ki nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefalar ve mâruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim."

Ayrıca, muhatabımız kâfir bile olsa, ona veryansın etme, sınır tanımadan saldırma ve acımasızca sövüp sayma bir ibadet ve fazilet değildir. Peygamber Efendimiz, kendisine sürekli hakaret eden ve hep saygısızlıkta bulunan Ebu Cehil hakkında bile kötü söz söylemeyi tavsiye etmemiş; mesela, "Ebu Cehil'e on defa lanet okursanız, benim şefaatimi haketmiş olursunuz" gibi bir söz söylememiştir.

Yani, Peygamber'e hakaret eden ve saygısız davranan insanlara bile lanet okumak ve gidip her yerde onların kötülüğünü anlatmak gibi bir ibadet olduğuna dair dinde herhangi bir kayıt göstermek mümkün değildir. Bir insan selim kalb taşıyorsa, çirkin sözler ne maksatla söylenirse söylensin onun ruhunda yara yapar. İnanmış bir gönül, fenalık hangi zaviyeden gelirse gelsin, kötü duygu ve tutkular hangi enstrümanla seslendirilirse seslendirilsin onlardan rahatsız olur ve o türlü şeylere karşı hep kapalı kalır. Kur'an-ı Kerim'in ta'lim ettiği ahlak çerçevesi içinde Rasûl-ü Ekrem Efendimiz öyle davranmıştır.

Ebu Cehil öldüğü zaman, bir rivayete göre, sadece "Bu ümmetin firavunu öldü" demiş ama Mekke'nin fethinden bir müddet sonra Müslüman olan Ebu Cehil'in oğlu Hazreti İkrime'nin de bulunduğu bir mecliste, Ebu Cehil aleyhinde bazı sözler söylenince, "Babalarını kınamak ve haklarında kötü söz söylemek suretiyle çocuklarını rencide etmeyin" buyurmuştur. Peygamber Efendimiz bu beyanıyla, hem mü'minlere lüzumsuz sözler sarfetmemeleri tembihinde bulunmuş hem de yanında babasına hakaret etmek suretiyle oğuldaki cibilli duyguları harekete geçirmemeleri hususunda ashabını ikaz etmiştir.

Allah Rasûlü'nün afv u safh ve müsamahasına bir misal de Abdullah b. Ubey b. Selül'e karşı tavır ve davranışlarıdır. Bildiğiniz gibi, o bir münafıktı, hatta münafıkların başıydı. İfk hadisesi gibi pek çok fitnede onun parmağı vardı. Fakat, oğlu Abdullah çok güzel bir mü'mindi. Bir gün bu nezih oğul Peygamber Efendimize gelerek "Ey Allah'ın Rasûlü, kulağıma geldiğine göre, babam Abdullah b. Ubeyy'i öldürtecekmişsiniz. Allah'a yemin ederim, Hazrec kabilesi içinde benden daha fazla babasına hürmet eden bir kişi yoktur. Eğer kararınızı vermişseniz, bana emredin de, onu ben öldüreyim.

Çünkü, korkarım ki, babamı başkası öldürürse, babamın katili halkın arasında gezerken nefsim beni rahat bırakmaz ve onu öldürmem hususunda benimle uğraşır. Böylece bir mü'mini bir kâfir yerine öldürmüş olurum ve Cehenneme müstahak hale gelirim!" demişti. Peygamber efendimiz de ona, "Hayır, biz babana merhamet ederiz. Bizimle beraber kaldığı müddetçe ona ihsanda bulunuruz" buyurmuştu.

Ve Allah Rasûlü, Abdullah b. Ubeyy'in münafık olduğunu bildiği halde onun cenazesine iştirak etmiş; oğlu Abdullah'ın ısrarı üzerine kabri başında onun için mağfiret talebinde bulunacağı sırada "Kâfir olarak ölüp cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, Peygamberin de, müminlerin de yapacağı bir iş değildir." (Tevbe, 9/113) mealindeki ayet-i kerime nazil olmuş ve ondan sonra Peygamber Efendimiz müşrik ve münafıkların cenaze namazlarını kılmadığı gibi onlar için istiğfarda da bulunmamıştır. Bununla beraber, o gün sırtındaki temiz gömleğini çıkarıp Abdullah b. Ubeyy'in oğluna vermiş ve "Bunu babana kefen olarak giydir" demiştir.
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
"Madem ki nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefalar ve mâruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim."

Allah (cc) razı olsun güzel paylaşımdı...
emeğine sağlık...
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Allah razı olsun emeğine sağlık.
 
Üst Alt