Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

durmuş göktekin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Tem 2011
Mesajlar
154
Aldığı Beğeniler
0
HAL-İ PÜRMELÂLİMİZ,

Hevasını (kendi istek ve tutkularını) tanrı edineni gördün mü? (dikkat ettin mi?) “Furkan suresi 43” Heva ve hevesini (duygu ve düşüncesini) tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? (dikkat ettin mi) (Casiye suresi 23)

Kur’an-ı Kerimde Allah böyle buyuruyor. Gaflet perdesi, üzerimizde o kadar kalınlaşmış ki neyi tanrı edindiğimizi bile bilmiyoruz. (Böyle istiyorum), (canım böyle istiyor) veya (canım istemiyor) gibi ifadelerle nelere bağlandığımızı, hangi heva ve hevesimize tabi olduğumuzu, düşünmeden, onu kendimize ilah yapmışız. Güya Allah’a itaat ediyor, kulluk ediyor, ibadet ediyor görünüyoruz. Aldandığımızı düşünemiyoruz.

Nasıl ki ruh, cesede can verirse, ibadetler de amellere can verir. Amellerimiz cansızsa ibadetlerimizi gözden geçirmeliyiz. Allah’a ibadet edip kulluk yaptığımızı düşünüyoruz. Nefsimize kulluk yaptığımızın farkında değiliz. Onun için ibadetlerimiz, amellerimizi canlandırmıyor. Canlandırmadığını fiilen görüyoruz. İşte dünyada ki Müslümanların hal-i, pürmelali….

Kadınlardan biri diğerine: (Falan kimseyi de çağırıyım, o hizmet eder, beraber iftar ederiz) diyor. Kadın: (Hayır, hayır ben onu istemem) İstemem dediği insan, o kadının kızı. Yani kadın kendi kızına bir sebepten dolayı kızdığı için istemediğini söylüyor. Bu kadın Evladına küsmüş. Hem de tam tesettürlü birisi. Namaz kılıp oruç tutuyor. Nefsini putlaştırmış işin farkında değil. Neden böyle yapıyorsun dendiğinde, yersiz bahanelerle, nefsinin öyle istediğini söylüyor ve kendini haklı görüyor.

Necip Fazıl Kısakürek diyor ki; (Beşerin böyle delaleti var/Putunu kendi yapar kendi tapar.) Mübarek dinimizi kuşa çevirdik. Bu gün Müslüman’ım diyen pek çok insan İslamiyet’i işine geldiği gibi yaşıyor. İki Cihan Serveri, (sav) buyurmuş ki; (insan kendine ihsan edeni sever) Bu sevgi insanın yaratılışında mevcuttur. Nefsine düşkün olan, nefsinin arzularına ulaşmak için, yardım edeni sever. Akıl ve ilim sahibi olanlar da medeni insan olmasına yardım edenleri sever. Özetle; iyiler iyileri, kötüler de kötüleri sever. Bir kimseyi anlamak için, sevdiklerine ve arkadaşlarına bakmak ipucu verebilir.

Yüz ve beden güzelliğini putlaştıran pek çok kadın işin farkında olmadan kendine taptığını düşünemiyor. Tesettüre gireyim derken, soyunmuş kadar günaha girdiğinin maalesef farkında değil. Amiyane tabirle üstü kaval altı şişhane.

Yok denecek kadar az olan müstesnalar hariç, herkes yaptığı işin önce hilesini buluyor, sonra medenice nasıl kandırabileceğini öğreniyor. Menfaatini putlaştırmış ona tapıyor. Bir örnek: Ticarette kuruşları kullanmayarak insanları kibarca soyuyorlar. Etiket fiyatını alamıyor çünkü kuruş yok. Ücreti tam alarak alıyor, kuruşları ödemiyor. 1960’lı yıllarda Amerika’da bulundum. O yıllarda bu tarz ticaret orada da vardı. Ama paranın üstü kuruş olarak müşteriye veriliyordu. Bir de bizdeki muameleye bakın!

Müslümanlığımız ortada. Adalet uygulamaları zayıf. Avrupa ve Amerika’daki kanunlar bizde de var. Onlarda yeterli olan kanunlar bizde yeterli olmuyor. Gene de derli toplu yaşamaya çalışıyoruz. Hâlbuki bu vaziyet karşısında dağılıp gitmemiz lazım. Demek ki az sayıdaki iyilerin harç vazifesi görmesi bizi ayakta tutuyor.
01. 08. 2013
Durmuş Göktekin
 
Üst Alt