- Üyelik Tarihi
- 7 Nis 2008
- Mesajlar
- 52
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Fenerbahçe
HALKIN İMANA GELMESİ İÇİN ÖLÜMÜ GÖZE ALAN GENÇ:
Eski ümmetlerin inançları uğruna katlanmak zorunda kaldıkları bedensel işkence ve eziyetleri dile getiren ibretli bir kıssayı, Suheyb-i Rumi Hazretleri, Peygamberimizden nakletmiştir:
İslam’dan önceki çağlarda yaşamış bir hükümdar ve onun da şöhretli bir kahini vardı. Kahin bir gün ihtiyarlayınca, hükümdara:
-Ben ihtiyarladım artık, bana bir genç gönder de, ona bilgi ve san’atımı öğreteyim. Benden sonra size hizmete o devam etsin, dedi.
Hükümdar ona halkından bir delikanlı gönderdi. Artık delikanlı, her gün Kahin’in yanına gidip geliyor:hem onun hizmetine bakıyor,hem de san’atını öğreniyordu.
Yol üzerinde, kendini tamamen maneviyata vermiş, bilgeliğe ermiş bir Rahip oturuyordu. Delikanlı, bir gün onunla karşılaştı. Yanına oturdu, sözlerini dinledi. Anlattıkları çok hoşuna gitti.Bundan sonra Kahin’e her gidişinde,önce Rahip’e uğrar,onun yanında biraz oturur sohbet eder,sonra kahine varırdı.Kahin de delikanlıyı,”Geç kaldın” diye şiddetle azarlar,hatta döverdi.Delikanlı bu hali Rahip’e söyleyince,
-Kahin’den korktuğunda “Evde alıkoydular” de. Ailenden korktuğunda da Kahin’in alıkoyduğunu söyle, dedi.
Durum böyle devam edip giderken, delikanlı günün birinde,halkın yolunu kesen büyük bir hayvana rastladı.İnsanlar bu canavardan korkup yollarına devam edemiyorlardı.Delikanlının birden zihninde bir şimşek çaktı.
-Kahin’in mi, yoksa Rahip’in mi daha hayırlı olduğunu,işte bugün öğreneceğim,dedi.Eline bir taş alarak,
-Ey Allah’ım,eğer Rahip’in işlerini Kahin’in işlerinden fazla seviyorsan, bu canavarı bu taşla öldür ki,insanlar yollarına rahatça devam edebilsinler,dedi.Taşı canavara fırlattı,Taş hedefe isabet etmiş ve koca hayvanı öldürmüştü.Halk da,delikanlıya minnetlerini bildirdikten sonra,yollarına emniyet içinde devam etmişlerdi.
Delikanlı bu olaydan sonra,hemen Rahip’e koştu.Heyecanla başından geçenleri anlattı.Rahip:
-Yavrucuğum!Bundan sonra sen,benden daha erdemlisin.Artık yüce bir mertebeye erdin.Muhakkak yakında bir belaya uğrayacaksın.Başına bu bela gelirse,benim bulunduğum yeri,sakın söyleme,dedi.
Delikanlı artık hakkın rızasına ermiş, gerçeği bulmuş, Allah’ın sevdiği bir kul olmuştu.
Cenab-ı Hak, ona, şifa verici bazı özel yetenekler de ihsan etmişti. Halk arasında körleri tedavi eder,o devirde yaygın olan ala tenlilik gibi deri hastalıklarına,Allah’ın izniyle şifa verirdi.Hükümdarların yakın çevresinden,o günlerde gözü yeni görmez olan biri,delikanlıya gitti.Ve:
-Eğer benim hastalığımı iyi edersen, bunun gibi daha pek çok değerli hediyeleri sana veririm, dedi.Delikanlı:
-Ben kendiliğinden kimseye şifa veremem. Ancak alemlerin Rabbi ve Yaratıcısı olan Allah Teala şifa verir. Sen benim inandığım Allah’a inanırsan, ben de O’na dua eder, senin için şifa isterim, dedi.
Hükümdarın bu yakını daveti kabul etti. Allah’a iman ettiğini söyledi. Delikanlının duası üzerine de şifa buldu.Gözler, eskisinden daha iyi görür hale geldi.
Hükümdarın yanına bu halde dönünce, hükümdar hayretler içinde kaldı.
-Gözleri sana kim geri verdi? Kim seni iyileştirdi? diye sordu.O da iman dolu bir kalple:
-Rabbim beni iyileştirdi, cevabını verdi. Hükümdar:
-Senin benden başka Rabbin ve İlahın mı var ki? dedi. O da :
-Benim de senin de Rabbimiz Allah’tır, O’ndan başka ilah ve ma’bud yoktur, dedi.
Bu sözlere çok hiddetlenen hükümdar, adamını tutuklattı. Onu günlerce en ağır işkencelere uğrattı. Nihayet ondan delikanlının adını ve yerini öğrendi.
Hükümdarın adamları delikanlıyı yakalayıp getirdiler. Hükümdar ona:
-Oğlum!Demek senin sihrin görmeyen gözleri ve alatenlileri iyi edecek dereceye geldi,dedi.Delikanlı:
-Ben kendiliğimden kimseyi iyileştiremem.Allah Teala şifa verir,dedi.
Hükümdar çok kızdı. Delikanlıya sürekli işkenceye başladı.Nihayet ondan,Rahip’in adını ve yerini öğrendi.Rahip de yakalanıp getirildi.Ona dininden dönmesi teklif edildi.Kabul etmeyince,Hükümdar bir testere istedi.Onu Rahip’in başının orta yerine koyarak,Rahip’i iki parçaya ayırdı.Parçalar,birer yana düştüler.Sonra hükümdarın yakını getirildi.Hükümdar ona da,”Dininden dön” dedi.Kabul etmeyince, ona da Rahip’e yaptığını yaptı.İki parçaya ayırdı.
Delikanlıya da, aynı teklifi yapıp red cevabı alınca,onu adamlarına teslim etti.Ve şöyle dedi:
-Bunu dik bir daha götürünüz. Tepesine çıkarınız.Dininden dönerse,ne ala.Dönmezse uçurumdan aşağı yuvarlayınız, dedi.Adamlar delikanlıyı götürdüler,dağın tepesine çıkardılar.Delikanlı dininden dönmeye yanaşmayınca,onu aşağı atmaya hazırlanırken,delikanlı:
-Allah’ım bunların haklarından gel!diye dua etti.Birden dağ sarsıldı.Adamlar uçuruma yuvarlandılar.Parça parça oldular.Delikanlı sağ salim yürüyerek hükümdarın önüne çıktı.Hükümdar:
-Adamlarıma ne oldu?diye sordu.Delikanlı:
-Allah beni onların elinden kurtardı,cevabını verdi.Bunun üzerine hükümdar,onu adamlarından başka bir gruba teslim etti.
-Bunu bir gemiye bindirip denize açılınız.Dininden dönerse ne ala.Dönmezse,denize atın,dedi.
Adamlar delikanlıyı aldılar.Gemiye bindirdiler.Denizin ortasına gelince,aynı teklifi yaptılar.Delikanlı teklifi yine reddetti.Ve:
-Allah’ım,bunların haklarından gel,kötülüklerini benden uzaklaştır,diye dua etti.Birden gemi devrildi.Hep beraber denize düştüler.Adamların hepsi boğuldu.Delikanlı yüzerek sağ salim sahile çıktı.Ve hükümdarın yanına vardı.
Hükümdar iyice köpürmüştü.”Adamlarıma ne oldu?” diye sordu.
Delikanlı:
-Allah beni onlardan kurtardı,dedikten sonra,sözlerine şunu ilave etti:
-Benim dediğimi yapmadıktan sonra,senin beni öldürmeye gücün yetmez.Hükümdar:
-Neymiş o?dedi.Delikanlı şu açıklamayı yaptı:
-Ahaliyi geniş bir meydana topla.Beni de bir hurma kütüğüne bağla.Sonra okdanlığımdan bir ok al.Onu yayın tam ortasına yerleştir.Sonra halkın önünde yüksek sesle bağırarak:
-Delikanlının Rabbi olan Allah’ın adı ile atıyorum,de.Ve oku at.Ancak bu dediğimi yaparsan,beni öldürebilirsin…
Hükümdar derhal halkını düz bir meydana topladı.Delikanlıyı bir hurma kütüğüne bağlattı.Sonra okdanlıktan bir ok çekerek yayın ortasına yerleştirdi.Halkın önünde yüksek sesle:
-Delikanlının Rabbi olan Allah’ın adı ile atıyorum,diye bağırarak oku attı.Ok delikanlının şakağına saplandı.Ve hemen oracıkta ölmesine sebep oldu.
Gördükleri bu manzara karşısında halk:
-Delikanlının Rabbine iman ettik,diye bağrışmaya başladılar.Hükümdarın zulmünü protesto etmeye başladılar.Hükümdara:
-İşte gördün mü,korktuğun şey şimdi başına geldi.Bütün halk seni bırakıp delikanlıya iman etti,denildi.
Hükümdar iyice öfkelenmişti.Derhal askerlerine,sokak başlarına hendekler kazmaları için emir verdi.Kazılan hendekleri ateşle doldurttu.
Delikanlının dinine giren halkı:
-Ya dininizden dönersiniz veya ateşe girersiniz,diye tehdide başladı.
Mü’min halk,imanlarından aldıkları cesaretle ve güçle,zerre kadar sarsılmadılar.Ateşe atılmaya razı oldular,dinlerinden dönmeye yanaşmadılar.
Yeni iman etmiş bir kadın,Kucağında bebeği ile ateşe atılacağı sırada bir an için tereddüt geçirmişti.O anda kucağındaki yavru dile gelip:
-Anneciğim sık dişini,sabret.Zira sen hak üzeresin,dedi.
Eski ümmetlerin inançları uğruna katlanmak zorunda kaldıkları bedensel işkence ve eziyetleri dile getiren ibretli bir kıssayı, Suheyb-i Rumi Hazretleri, Peygamberimizden nakletmiştir:
İslam’dan önceki çağlarda yaşamış bir hükümdar ve onun da şöhretli bir kahini vardı. Kahin bir gün ihtiyarlayınca, hükümdara:
-Ben ihtiyarladım artık, bana bir genç gönder de, ona bilgi ve san’atımı öğreteyim. Benden sonra size hizmete o devam etsin, dedi.
Hükümdar ona halkından bir delikanlı gönderdi. Artık delikanlı, her gün Kahin’in yanına gidip geliyor:hem onun hizmetine bakıyor,hem de san’atını öğreniyordu.
Yol üzerinde, kendini tamamen maneviyata vermiş, bilgeliğe ermiş bir Rahip oturuyordu. Delikanlı, bir gün onunla karşılaştı. Yanına oturdu, sözlerini dinledi. Anlattıkları çok hoşuna gitti.Bundan sonra Kahin’e her gidişinde,önce Rahip’e uğrar,onun yanında biraz oturur sohbet eder,sonra kahine varırdı.Kahin de delikanlıyı,”Geç kaldın” diye şiddetle azarlar,hatta döverdi.Delikanlı bu hali Rahip’e söyleyince,
-Kahin’den korktuğunda “Evde alıkoydular” de. Ailenden korktuğunda da Kahin’in alıkoyduğunu söyle, dedi.
Durum böyle devam edip giderken, delikanlı günün birinde,halkın yolunu kesen büyük bir hayvana rastladı.İnsanlar bu canavardan korkup yollarına devam edemiyorlardı.Delikanlının birden zihninde bir şimşek çaktı.
-Kahin’in mi, yoksa Rahip’in mi daha hayırlı olduğunu,işte bugün öğreneceğim,dedi.Eline bir taş alarak,
-Ey Allah’ım,eğer Rahip’in işlerini Kahin’in işlerinden fazla seviyorsan, bu canavarı bu taşla öldür ki,insanlar yollarına rahatça devam edebilsinler,dedi.Taşı canavara fırlattı,Taş hedefe isabet etmiş ve koca hayvanı öldürmüştü.Halk da,delikanlıya minnetlerini bildirdikten sonra,yollarına emniyet içinde devam etmişlerdi.
Delikanlı bu olaydan sonra,hemen Rahip’e koştu.Heyecanla başından geçenleri anlattı.Rahip:
-Yavrucuğum!Bundan sonra sen,benden daha erdemlisin.Artık yüce bir mertebeye erdin.Muhakkak yakında bir belaya uğrayacaksın.Başına bu bela gelirse,benim bulunduğum yeri,sakın söyleme,dedi.
Delikanlı artık hakkın rızasına ermiş, gerçeği bulmuş, Allah’ın sevdiği bir kul olmuştu.
Cenab-ı Hak, ona, şifa verici bazı özel yetenekler de ihsan etmişti. Halk arasında körleri tedavi eder,o devirde yaygın olan ala tenlilik gibi deri hastalıklarına,Allah’ın izniyle şifa verirdi.Hükümdarların yakın çevresinden,o günlerde gözü yeni görmez olan biri,delikanlıya gitti.Ve:
-Eğer benim hastalığımı iyi edersen, bunun gibi daha pek çok değerli hediyeleri sana veririm, dedi.Delikanlı:
-Ben kendiliğinden kimseye şifa veremem. Ancak alemlerin Rabbi ve Yaratıcısı olan Allah Teala şifa verir. Sen benim inandığım Allah’a inanırsan, ben de O’na dua eder, senin için şifa isterim, dedi.
Hükümdarın bu yakını daveti kabul etti. Allah’a iman ettiğini söyledi. Delikanlının duası üzerine de şifa buldu.Gözler, eskisinden daha iyi görür hale geldi.
Hükümdarın yanına bu halde dönünce, hükümdar hayretler içinde kaldı.
-Gözleri sana kim geri verdi? Kim seni iyileştirdi? diye sordu.O da iman dolu bir kalple:
-Rabbim beni iyileştirdi, cevabını verdi. Hükümdar:
-Senin benden başka Rabbin ve İlahın mı var ki? dedi. O da :
-Benim de senin de Rabbimiz Allah’tır, O’ndan başka ilah ve ma’bud yoktur, dedi.
Bu sözlere çok hiddetlenen hükümdar, adamını tutuklattı. Onu günlerce en ağır işkencelere uğrattı. Nihayet ondan delikanlının adını ve yerini öğrendi.
Hükümdarın adamları delikanlıyı yakalayıp getirdiler. Hükümdar ona:
-Oğlum!Demek senin sihrin görmeyen gözleri ve alatenlileri iyi edecek dereceye geldi,dedi.Delikanlı:
-Ben kendiliğimden kimseyi iyileştiremem.Allah Teala şifa verir,dedi.
Hükümdar çok kızdı. Delikanlıya sürekli işkenceye başladı.Nihayet ondan,Rahip’in adını ve yerini öğrendi.Rahip de yakalanıp getirildi.Ona dininden dönmesi teklif edildi.Kabul etmeyince,Hükümdar bir testere istedi.Onu Rahip’in başının orta yerine koyarak,Rahip’i iki parçaya ayırdı.Parçalar,birer yana düştüler.Sonra hükümdarın yakını getirildi.Hükümdar ona da,”Dininden dön” dedi.Kabul etmeyince, ona da Rahip’e yaptığını yaptı.İki parçaya ayırdı.
Delikanlıya da, aynı teklifi yapıp red cevabı alınca,onu adamlarına teslim etti.Ve şöyle dedi:
-Bunu dik bir daha götürünüz. Tepesine çıkarınız.Dininden dönerse,ne ala.Dönmezse uçurumdan aşağı yuvarlayınız, dedi.Adamlar delikanlıyı götürdüler,dağın tepesine çıkardılar.Delikanlı dininden dönmeye yanaşmayınca,onu aşağı atmaya hazırlanırken,delikanlı:
-Allah’ım bunların haklarından gel!diye dua etti.Birden dağ sarsıldı.Adamlar uçuruma yuvarlandılar.Parça parça oldular.Delikanlı sağ salim yürüyerek hükümdarın önüne çıktı.Hükümdar:
-Adamlarıma ne oldu?diye sordu.Delikanlı:
-Allah beni onların elinden kurtardı,cevabını verdi.Bunun üzerine hükümdar,onu adamlarından başka bir gruba teslim etti.
-Bunu bir gemiye bindirip denize açılınız.Dininden dönerse ne ala.Dönmezse,denize atın,dedi.
Adamlar delikanlıyı aldılar.Gemiye bindirdiler.Denizin ortasına gelince,aynı teklifi yaptılar.Delikanlı teklifi yine reddetti.Ve:
-Allah’ım,bunların haklarından gel,kötülüklerini benden uzaklaştır,diye dua etti.Birden gemi devrildi.Hep beraber denize düştüler.Adamların hepsi boğuldu.Delikanlı yüzerek sağ salim sahile çıktı.Ve hükümdarın yanına vardı.
Hükümdar iyice köpürmüştü.”Adamlarıma ne oldu?” diye sordu.
Delikanlı:
-Allah beni onlardan kurtardı,dedikten sonra,sözlerine şunu ilave etti:
-Benim dediğimi yapmadıktan sonra,senin beni öldürmeye gücün yetmez.Hükümdar:
-Neymiş o?dedi.Delikanlı şu açıklamayı yaptı:
-Ahaliyi geniş bir meydana topla.Beni de bir hurma kütüğüne bağla.Sonra okdanlığımdan bir ok al.Onu yayın tam ortasına yerleştir.Sonra halkın önünde yüksek sesle bağırarak:
-Delikanlının Rabbi olan Allah’ın adı ile atıyorum,de.Ve oku at.Ancak bu dediğimi yaparsan,beni öldürebilirsin…
Hükümdar derhal halkını düz bir meydana topladı.Delikanlıyı bir hurma kütüğüne bağlattı.Sonra okdanlıktan bir ok çekerek yayın ortasına yerleştirdi.Halkın önünde yüksek sesle:
-Delikanlının Rabbi olan Allah’ın adı ile atıyorum,diye bağırarak oku attı.Ok delikanlının şakağına saplandı.Ve hemen oracıkta ölmesine sebep oldu.
Gördükleri bu manzara karşısında halk:
-Delikanlının Rabbine iman ettik,diye bağrışmaya başladılar.Hükümdarın zulmünü protesto etmeye başladılar.Hükümdara:
-İşte gördün mü,korktuğun şey şimdi başına geldi.Bütün halk seni bırakıp delikanlıya iman etti,denildi.
Hükümdar iyice öfkelenmişti.Derhal askerlerine,sokak başlarına hendekler kazmaları için emir verdi.Kazılan hendekleri ateşle doldurttu.
Delikanlının dinine giren halkı:
-Ya dininizden dönersiniz veya ateşe girersiniz,diye tehdide başladı.
Mü’min halk,imanlarından aldıkları cesaretle ve güçle,zerre kadar sarsılmadılar.Ateşe atılmaya razı oldular,dinlerinden dönmeye yanaşmadılar.
Yeni iman etmiş bir kadın,Kucağında bebeği ile ateşe atılacağı sırada bir an için tereddüt geçirmişti.O anda kucağındaki yavru dile gelip:
-Anneciğim sık dişini,sabret.Zira sen hak üzeresin,dedi.

