- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Hani Ben Olacaktım Tâçlara Tâcın?
Hani ben olacaktım tâçlara tâcın? Hani olacaktım ben, vaadlere vâdin? Hani ben olacaktım o ? O ben değil ise, ben kimim ki? Ben o değil isem, o kim ki? Bulutlardan yükselircesine geleydim. Bir adımlık selamını gözleyeydim. Hiç gelmemiş olsada gelecekmiş gibi o cephede bekleseydim. Oof! Bekleyemediğime göre ben oracıkta ölebilseydim!
Geçmişim günahlarla dolu, geleceğim ise zalâma soluklu. Ne gerideyim. Ne ilerideyim. Sanki âraf ânı! Sanki kıyamet güzergâhı. Kimsenin kimseyi tanıyamadığı mahşer izdihâmı yere serilmiş. Milyonlar dönüyor olduğumuz yerde. Kimse kimseyi tanıyamıyor. Ana çocuğunu, çocuk doğacak olan körpesini… Amca dersen yabancı, dayı dersen çok uzak. Ne şefkat kaldı, nede merhamet!
İnsanlık maddede boğulurken “vefa, hak, aşk, din,iman” var gücüyle asrın kurtarıcılarının ellerine attı kendini. İnsanlığın ölmediği yerde Allah (c.c) öyle bir diriliş Nûru verdi ki arzın Rûm'u, Şimâl'i, Tebriz'i, Şam'ı , Yemen'i... kıt’aları kaplayacak bir Nur ile tecelli etti “kırık mızrap”larla çalınan saz akşamlarında… Oooff.. Ya Huda ! Nur’un Fetihtir.
Hani ben olacaktım şiirlerde ki kâfiyen ? Hani olacaktım ben, kitaplarda ki hecen. Hani ben olacaktım o ? O da kim? “Buda – şuda” derken Huda’yı (c.c) bulacaktım hani ? Hani ... ? Kalbime binen acıların hallerini, kâllerini kalemle kağıda geçirmekten âcizim.
Ooof, sorma gitsin Âli Osman devletim. Hani sen dalgalanacaktın devlet-i ebet müddet ? Hani sen olacaktın son karakol? Hani sen olacaktın pek iyi âyet yolu? Hani sen olacaktın Asiyâ bâ sâfâ ve vefâ yurdu?
Hani sen ben olacaktın? Bende sen olacaktım? Sen-ben nerdeyiz be! Ben nerde olayım? Ben sendeyim. Sende bendesin. Ben bendeyim, Sende sendesin... Ben sende ki bende, sende bende ki bendesin!
Ey yolcu ...
Medresemde gürültüler, çatırdılar, cığlıklar, depremler, felâketler yerlerinden edilirken konuşmaya yelten(me)seydim keşke. Vefâ ne büyük olgu ve duygudur ki onu hakkıyla duyan murâdına hâsıl olur.
Vefâ... Ah, adına kurban olupta kendisini henüz allı-duvaklı göremediğimiz vefâ. Göster kendini, merhametini, izzetini, kudretini, himâyetini ki himmetini âli tutayım. “En büyük iyilik sendendir” diyeyim. Çığlık atayım dünyaya. Yeri yerinden oynatayım. Oynatma-moynatma yok! Farz-ı muhâl ses salayım zalim yurtlara. Farz-ı muhâl evlerini başlarına yıkayım! Farzi muhâl pilanlarını alıpta onlarla birlikte yerlere çarpayım...
Zalimdir acı verenler! Zülmün şâhıdır onlar. Şeytan’a dil yutturan cinstendir onlar! Ne izzet ara onlarda! Nede merhamet! Ne iffet ara onlarda nede işveret! Zalamdır onlar! Bin defa Hakka şahit olsalarda yüzbin defa inkâr edeceklerdir onlar Hakk’ı !
Adeta gök küreyi alaya alırcasına tavırları vardır zalimlerin. Zimnîdir bu çalımları! Halkın önünde Adâlet ve İslam’dan dem vururlar! Hakk’ın(c.c) huzurunda adeletsizlikten ve kâfirlikten dem vururlar! Firavn, Nemrut yeniden diriltilir nefislerinin ateşli ocağında! Hâşâ, Allah'a (c.c) karşı ilahlık taslarcasınadır o zâlim kelpler ! O kelpler her yerdedir. Sağda, bazen solda, bazen içte,bazen dışta, her mecliste, mektepte, medresede…
Bilki kalp kıran zülmetmiştir! Zâlim haksız kaldığını anlayınca zülme küfrederse ne âlâ!
Ey yolcu,
“Bir soru sor” dedim pencerede durana? “Halkın önünde Hak’tan bahsedenlerin iki yüzlülüğü yeterince yüze çıkmadı mı?” Hayır! Henüz çıkmadı. Belki çıktı çıkmasına ve hala çıkacak! Ancak Allah (c.c) Nur’unu elbette tamamladı, tamlıyor ve ebede kadar tamlayacak.
Görmedin mi ? 14 Asırdır parlayan Muhammed Nur’u (s.a.v) gökyüzümüzde? Görmedin mi ezelden beri mahlanan Fetih Adâlet’i, gönlümüzde ? Görmedin mi sen? Neye aldandın ki sen? Neye utandın ki sen? Neye? Niye? Kime? İne? Cine? söylermisin Huda (c.c) aşkına Neye?!
Ey yolcu … Takip et beni. Ellerimi göklere açtığım gibi sende aç ! Göğe çıkarılacağım (inşaallah) gibi sende çık! Öze döndürüleceğim gibi sende öz ol. Sözüme söz ol. Ben dua edeyim. Sen “âmin” de! Sen dua et bende “âmin” diyeyim. En büyük duanı kalbinle yapmaya çalış! Tıpkı kalbimle dua etmeye çalışacağım gibi. ..
Belki bir söylemeden bin düsünmeli. Bir davranmadan bin tartmalı. Afyonî kitâbetin tehlikesi bu! Bu yüzden kıtaplık olmadı! Belirsizliğe ve dikkatsizliğe odaklanmış durumda. Bazen cellalenerek bazende helallenerek, bazen salâ vererek ve bazende selam gezerek...
Sen söylesende söylemesende ben bazen hissederim. Ama sesimi asla ve kat’a çıkartmam. Sene 2000 den beri hiçkimseye kırılmadım. Zira kırılacak kadar emek sarf etmedim hiç kimseye. Budur mesele!
Ocak’tan beri keder yağdı ocağıma! Mayıs’tan beri isyan düştü kelimâtıma! Ben ezelden beri yolunu şaşırmış Afyoni. Sende kimdin ey yolcu? Eğer yolunu buldunsa bende yoluna rastlamışımdır mutlaka... benimdir bütün yolları bulupta kaybeden serseri! Yada sen de “eseri!”
Bâri eser olda takıl sabah namazıma. Bâri uçar olda gel gece mezarıma. Kaldır beni yerimden! Uyandır beni! Bende bu gece şiirleşmek isterim göklerin verâsında. Bulut olup uçmalıyım. Haber olup yağmalıyım.Yağamıyorsam bâri yağmalanmalıyım. Servetim var olacaksa yağma olsun vefa-hak-sıdk ve iman yolunda...
Hudâ’ya (c.c) açılan eller hörmetine... Hak olan Allah(c.c) bizleri kıyâmet güzergâhında Merhametiyle aklasın! Amin
Ben çıkacağım. Hakk’a emanet olasın. Bildiğini içinde sakla. Benim gibi. Ben sadece bil(e)mediklerimi yazdım şimdiye dek. Bildiklerimi asla yazmadım veya yazamadım.
Selam aleyk
Afyoni
Hani ben olacaktım tâçlara tâcın? Hani olacaktım ben, vaadlere vâdin? Hani ben olacaktım o ? O ben değil ise, ben kimim ki? Ben o değil isem, o kim ki? Bulutlardan yükselircesine geleydim. Bir adımlık selamını gözleyeydim. Hiç gelmemiş olsada gelecekmiş gibi o cephede bekleseydim. Oof! Bekleyemediğime göre ben oracıkta ölebilseydim!
Geçmişim günahlarla dolu, geleceğim ise zalâma soluklu. Ne gerideyim. Ne ilerideyim. Sanki âraf ânı! Sanki kıyamet güzergâhı. Kimsenin kimseyi tanıyamadığı mahşer izdihâmı yere serilmiş. Milyonlar dönüyor olduğumuz yerde. Kimse kimseyi tanıyamıyor. Ana çocuğunu, çocuk doğacak olan körpesini… Amca dersen yabancı, dayı dersen çok uzak. Ne şefkat kaldı, nede merhamet!
İnsanlık maddede boğulurken “vefa, hak, aşk, din,iman” var gücüyle asrın kurtarıcılarının ellerine attı kendini. İnsanlığın ölmediği yerde Allah (c.c) öyle bir diriliş Nûru verdi ki arzın Rûm'u, Şimâl'i, Tebriz'i, Şam'ı , Yemen'i... kıt’aları kaplayacak bir Nur ile tecelli etti “kırık mızrap”larla çalınan saz akşamlarında… Oooff.. Ya Huda ! Nur’un Fetihtir.
Hani ben olacaktım şiirlerde ki kâfiyen ? Hani olacaktım ben, kitaplarda ki hecen. Hani ben olacaktım o ? O da kim? “Buda – şuda” derken Huda’yı (c.c) bulacaktım hani ? Hani ... ? Kalbime binen acıların hallerini, kâllerini kalemle kağıda geçirmekten âcizim.
Ooof, sorma gitsin Âli Osman devletim. Hani sen dalgalanacaktın devlet-i ebet müddet ? Hani sen olacaktın son karakol? Hani sen olacaktın pek iyi âyet yolu? Hani sen olacaktın Asiyâ bâ sâfâ ve vefâ yurdu?
Hani sen ben olacaktın? Bende sen olacaktım? Sen-ben nerdeyiz be! Ben nerde olayım? Ben sendeyim. Sende bendesin. Ben bendeyim, Sende sendesin... Ben sende ki bende, sende bende ki bendesin!
Ey yolcu ...
Medresemde gürültüler, çatırdılar, cığlıklar, depremler, felâketler yerlerinden edilirken konuşmaya yelten(me)seydim keşke. Vefâ ne büyük olgu ve duygudur ki onu hakkıyla duyan murâdına hâsıl olur.
Vefâ... Ah, adına kurban olupta kendisini henüz allı-duvaklı göremediğimiz vefâ. Göster kendini, merhametini, izzetini, kudretini, himâyetini ki himmetini âli tutayım. “En büyük iyilik sendendir” diyeyim. Çığlık atayım dünyaya. Yeri yerinden oynatayım. Oynatma-moynatma yok! Farz-ı muhâl ses salayım zalim yurtlara. Farz-ı muhâl evlerini başlarına yıkayım! Farzi muhâl pilanlarını alıpta onlarla birlikte yerlere çarpayım...
Zalimdir acı verenler! Zülmün şâhıdır onlar. Şeytan’a dil yutturan cinstendir onlar! Ne izzet ara onlarda! Nede merhamet! Ne iffet ara onlarda nede işveret! Zalamdır onlar! Bin defa Hakka şahit olsalarda yüzbin defa inkâr edeceklerdir onlar Hakk’ı !
Adeta gök küreyi alaya alırcasına tavırları vardır zalimlerin. Zimnîdir bu çalımları! Halkın önünde Adâlet ve İslam’dan dem vururlar! Hakk’ın(c.c) huzurunda adeletsizlikten ve kâfirlikten dem vururlar! Firavn, Nemrut yeniden diriltilir nefislerinin ateşli ocağında! Hâşâ, Allah'a (c.c) karşı ilahlık taslarcasınadır o zâlim kelpler ! O kelpler her yerdedir. Sağda, bazen solda, bazen içte,bazen dışta, her mecliste, mektepte, medresede…
Bilki kalp kıran zülmetmiştir! Zâlim haksız kaldığını anlayınca zülme küfrederse ne âlâ!
Ey yolcu,
“Bir soru sor” dedim pencerede durana? “Halkın önünde Hak’tan bahsedenlerin iki yüzlülüğü yeterince yüze çıkmadı mı?” Hayır! Henüz çıkmadı. Belki çıktı çıkmasına ve hala çıkacak! Ancak Allah (c.c) Nur’unu elbette tamamladı, tamlıyor ve ebede kadar tamlayacak.
Görmedin mi ? 14 Asırdır parlayan Muhammed Nur’u (s.a.v) gökyüzümüzde? Görmedin mi ezelden beri mahlanan Fetih Adâlet’i, gönlümüzde ? Görmedin mi sen? Neye aldandın ki sen? Neye utandın ki sen? Neye? Niye? Kime? İne? Cine? söylermisin Huda (c.c) aşkına Neye?!
Ey yolcu … Takip et beni. Ellerimi göklere açtığım gibi sende aç ! Göğe çıkarılacağım (inşaallah) gibi sende çık! Öze döndürüleceğim gibi sende öz ol. Sözüme söz ol. Ben dua edeyim. Sen “âmin” de! Sen dua et bende “âmin” diyeyim. En büyük duanı kalbinle yapmaya çalış! Tıpkı kalbimle dua etmeye çalışacağım gibi. ..
Belki bir söylemeden bin düsünmeli. Bir davranmadan bin tartmalı. Afyonî kitâbetin tehlikesi bu! Bu yüzden kıtaplık olmadı! Belirsizliğe ve dikkatsizliğe odaklanmış durumda. Bazen cellalenerek bazende helallenerek, bazen salâ vererek ve bazende selam gezerek...
Sen söylesende söylemesende ben bazen hissederim. Ama sesimi asla ve kat’a çıkartmam. Sene 2000 den beri hiçkimseye kırılmadım. Zira kırılacak kadar emek sarf etmedim hiç kimseye. Budur mesele!
Ocak’tan beri keder yağdı ocağıma! Mayıs’tan beri isyan düştü kelimâtıma! Ben ezelden beri yolunu şaşırmış Afyoni. Sende kimdin ey yolcu? Eğer yolunu buldunsa bende yoluna rastlamışımdır mutlaka... benimdir bütün yolları bulupta kaybeden serseri! Yada sen de “eseri!”
Bâri eser olda takıl sabah namazıma. Bâri uçar olda gel gece mezarıma. Kaldır beni yerimden! Uyandır beni! Bende bu gece şiirleşmek isterim göklerin verâsında. Bulut olup uçmalıyım. Haber olup yağmalıyım.Yağamıyorsam bâri yağmalanmalıyım. Servetim var olacaksa yağma olsun vefa-hak-sıdk ve iman yolunda...
Hudâ’ya (c.c) açılan eller hörmetine... Hak olan Allah(c.c) bizleri kıyâmet güzergâhında Merhametiyle aklasın! Amin
Ben çıkacağım. Hakk’a emanet olasın. Bildiğini içinde sakla. Benim gibi. Ben sadece bil(e)mediklerimi yazdım şimdiye dek. Bildiklerimi asla yazmadım veya yazamadım.
Selam aleyk
Afyoni