Dünya hasret üzerine kuruludur.
Bir hasretle öyle döner durur.
Sular hasretle akar, rüzgar hasretle eser, güneş hasretle doğar.
İnsan, bir hasretle, ama neye olduğunu bilmediği bir hasretle dolaşır durur.
Lakin kimi anlar vardır, ay ışığının aydınlattığı odalarda bir garip gönül kulluğunu anlar, hasretini çektiğiyle hasbi halleşir, zikreder, şükreder...
Suyun, rüzgarın , gecenin, sabahın, dünyanın o an hasreti diner. Zamanın hasreti sona erer. Çünkü, hasreti çekilen bir kulun gönlündedir.
Güneş, hep böyle bir gönüle doğmak ister.
Rüzgar , hep ondan yana eser.
Sular yönünü değiştirir, ona doğru akar.
Ve hayat pek çok parıltılı yerde söner, garip viranedeki yaralı gönüle doğar.
Zikreden, yeşil ağaç gibidir
ELVİDA ÜNLÜ
Bir hasretle öyle döner durur.
Sular hasretle akar, rüzgar hasretle eser, güneş hasretle doğar.
İnsan, bir hasretle, ama neye olduğunu bilmediği bir hasretle dolaşır durur.
Lakin kimi anlar vardır, ay ışığının aydınlattığı odalarda bir garip gönül kulluğunu anlar, hasretini çektiğiyle hasbi halleşir, zikreder, şükreder...
Suyun, rüzgarın , gecenin, sabahın, dünyanın o an hasreti diner. Zamanın hasreti sona erer. Çünkü, hasreti çekilen bir kulun gönlündedir.
Güneş, hep böyle bir gönüle doğmak ister.
Rüzgar , hep ondan yana eser.
Sular yönünü değiştirir, ona doğru akar.
Ve hayat pek çok parıltılı yerde söner, garip viranedeki yaralı gönüle doğar.
Zikreden, yeşil ağaç gibidir
ELVİDA ÜNLÜ