Tevhid beldesi, şehirlerin annesi, kâinatın kalbi olan dünyanın atan kalbî ve cihanın kıblesi, ümitlerimizin feri, dirilişin mesnedi, yerin göbeği olan Kâ'be nasıl unutulabilir? İnsan ondan ayrılırken annesinden ayrılan çocukların hasret ve yaşlı gözlerle dönüp dönüp baktığı gibi, kafasını çevirip geriye baka baka yoluna gitmelidir. Evet gönüller Beytullah'a bağlanıp öylece kalmalıdır.
Efendimiz (sas) yolculuğa çıkarken önce hava durumunu kontrol eder, sonra duasını yapar ve yola çıkardı. Biz de Mekke'den Medine'ye hareket ederken öyle yaptık.
Rehberimiz, sefer duasını okuyup tercümesini de yaptı; "Bismillahirrahmanirrahim. Allahüekber. Bu vasıtaları hizmetimize veren şanı yüce Allah'ı tesbih ve tenzih ederiz. (O, bütün noksan sıfatlardan uzaktır.) Onun lütfu olmasaydı biz bunlara güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabb'imize döneceğiz. Allah'ım! Bu yolculuğumuzda Senden iyilik, takva ve rızana uygun işler istiyoruz. Allah'ım! Bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır. Uzağı yakın eyle. Allah'ım! Yolculukta sahibimiz, ailemize vekilimiz ancak Sensin. Allah'ım! Yolculuğun sıkıntılarından, kötü duruma düşmekten, dönüşte malımızı, ailemizi ve çocuklarımızı kötü bir durumda bulmaktan Sana sığınırız."
Tevhid diyarı olan Mekke'de bol bol tekbir getiriliyor... Tevhidin ve ibadetin dışına çıkanlar burada pek tutunamazlar. O, bir körük gibi kir ve pasları temizler.
Rehberimiz bize bunları hatırlattıktan sonra "Benim öğrenciliğim buralarda geçti... Çok enteresandır. Buraya okumaya gelen arkadaşlardan namaz kılmayanlar zamanla herhangi bir sebeple ya kendileri ayrılmak zorunda kaldılar veya buranın idaresi tarafından ülkelerine geri gönderildiler." dedi.
Burada yaşamak isteyenlerin kendilerini bu hususta sık sık kontrol etmeleri gerekiyor. Ta ki, yanlışlarını görüp, düzeltsinler... İhlas ile sırat-ı müstakimde yollarına burada devam edebilsinler...
Rehberimiz bir soruya cevap olarak; "Suudi Arabistan'da şehir içi ve şehir dışı taşımacılığı SAPTCO şirketi tarafından yapılmaktadır. Benzin ülkemizden otuz kat daha ucuzdur. Mazot ise çok daha ucuzdur." dedi sonra da bize; "Mekke'de umre ibadeti bitti... Medine'ye ziyaretlere gidiyoruz... Türkiye'ye döndüğümüzde, buralarda karşılaştığımız olumsuzlukları değil; güzellikleri anlatalım. Gül dururken niçin dikenlerden bahsedeceğiz ki?.. Size olmuş bir olay anlatayım; İstanbul'dan bir hadis profesörü hacca gitmeye karar veriyor. Konya'daki hocasının ziyaretine gidip tavsiyelerini istirham ediyor. O da 'Sen oralara hac ibadeti için gidiyorsun. İbadetten başka bir şey düşünme... Hataları görme. Türkiye'deki görgü kuralları, adab-ı muaşeret oralarda farklı olabilir. Mezheb farklılıkları dolayısıyla sana çok ters gelecek şeyler olabilir. Asla bunlara takılıp kalma... Dünyanın farklı yerlerinden farklı kültürlerin insanlarının hareketleri seni yanlışa sevk etmesin.' diyor. Bizim hoca hacca geliyor. Ka'be'de uzanıp yatanları ve adaba uygunsuz vaziyette bulunanları gördükçe yüzünü çeviriyor ve görmemeye çalışıyordu. Ama bir gün yaşlı birisinin ayaklarını Ka'be'ye uzatıp oturduğunu, ağzından ve burnundan akıntılar geldiğini ve Hanefi mezhebine göre açılmaması gereken bazı yerlerin de açık şekilde olduğunu görüyor ve içinden kendi kendine 'Bu kadar da olmaz ama' diyor.
Tam o kişinin yanına gelince o adam bizimkine 'Konya'da hocan ne demişti evladım, ne çabuk unuttun!..' diyerek ikaz ediyor. Bu kerametli ikaz karşısında karşısındaki zatın değerini anlayan hocamız, onun ellerine sarılıp kendisini bağışlamasını istiyor." diyerek bu mukaddes yerlerden hep güzel hatıralar taşımamızı istedi.
Evet, olumsuzluklara, dikenlere takılmayalım. Arı gibi sadece çiçeklere dikkat edip onlara uğrayalım ve insanlara sadece yaptığımız balları takdim edelim.
ABDULLAH AYMAZ