Ne kadar yaşlısın, ne kadar yorgun!
Derelerin çağlar, suların durgun!
Maceralar dolu, tükenmez kurgun!
Çekip gidiyorsun, vay hasta dünya! ! !
Derelerin çağlar, suların durgun!
Maceralar dolu, tükenmez kurgun!
Çekip gidiyorsun, vay hasta dünya! ! !
Belkıs tahtına Süleyman’ı koydu!
İbrahim Peygamber ne yüce soydu?
Söyler misin bana sana kim doydu?
Ne vefasız yârsin, vay hasta dünya! ! !
İbrahim Peygamber ne yüce soydu?
Söyler misin bana sana kim doydu?
Ne vefasız yârsin, vay hasta dünya! ! !
Enginlerin ova, dağların taşlı!
Gece ve gündüzün var, iki başlı!
Ormanların sıra sıra nakışlı;
Yinede yorgunsun, vay hasta dünya! !
Gece ve gündüzün var, iki başlı!
Ormanların sıra sıra nakışlı;
Yinede yorgunsun, vay hasta dünya! !
Arzı dengeliyor; sıralı dağlar!
Üstünde yeşerir; bahçeler bağlar!
Hepsi sende durur; ölüler sağlar!
Ne kadar obursun, vay hasta dünya!
Üstünde yeşerir; bahçeler bağlar!
Hepsi sende durur; ölüler sağlar!
Ne kadar obursun, vay hasta dünya!
Barınır bünyende; cümle mahlûkat!
Şahit olur sana, görür sema vat!
Nuh tufanı yaşadın, büyük afet!
Ahiri yaşarsın, vay hasta dünya! ! !
Şahit olur sana, görür sema vat!
Nuh tufanı yaşadın, büyük afet!
Ahiri yaşarsın, vay hasta dünya! ! !
Sevgili Peygamber Muhammed Ahmet;
Onunla yaşadın, en büyük rahmet!
Gidişiyle oldu, sonun kıyamet!
Çağları aşarsın, vay hasta dünya! !
Onunla yaşadın, en büyük rahmet!
Gidişiyle oldu, sonun kıyamet!
Çağları aşarsın, vay hasta dünya! !