- Üyelik Tarihi
- 4 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,198
- Aldığı Beğeniler
- 6
Geleceği için yaptığı planların her zaman kendi tasarladığı şekilde gelişmesini bekleyen, başka ihtimallari hiç göz önünde bulundurmayan bir kişiyi düşünelim. Bir hastalıkta veya bir kazada bu düşüncedeki kişinin bir anda tüm yaşamı alt üst olacaktır. Çünkü yaptığı planlar içinde bu kişi hastalık veya kaza gibi bir olaya hiç yer vermemiştir. Hatta birçoğu, sağlıklı bir bedene sahipken -her gün binlerce kişinin başına gelebilen- bu tarz olaylarla karşı karşıya gelebileceğini düşünmemiştir bile.
Bu gibi kişiler böyle bir durum oluştuğunda hemen isyankar bir tutum içine girebilirler. "Niye benim başıma böyle bir olay geldi?" gibi düşüncelerle kader gerçeğine son derece ters bir davranış gösterebilirler. Bu yanlış mantıkla hareket eden, din ahlakından uzak yaşayan insanlar için bir hastalık veya kaza anında tevekkül etmek ya da karşılaştıkları olaya hayır gözüyle bakmak mümkün değildir.
Oysa insan birçok acizlikle yaratılmıştır. Çok çabuk hasta olabilmekte, küçük bir virüsün etkisiyle günlerce yatakta kalabilmektedir. Kanser, sarılık, tifo gibi hastalıklara oranla "basit" olarak nitelendirilecek bir hastalık olan grip bile, bir insanın vücut direncinin ciddi anlamda güçsüz kalmasına neden olabilmektedir
Hastalıklar Allah'a Yakınlaşmaya Vesiledir
Fiziksel bir rahatsızlıkla karşılaşan insanın güzel ahlak göstermek için bütün bunların birer imtihan olduğunu; hastalığı da şifayı da yaratanın sadece Allah olduğunu düşünmesi gerekir. Eğer kişi hastalığındaki veya uğradığı kazadaki hayırları ve hikmetleri düşünürse, bunları o an için göremese bile sabır gösterirse Allah'ın izniyle- karşılaştığı zorluktan hem dünyada hem de ahirette çok karlı çıkar. Dünyada geçici bir zorluk yaşayabilir ama, Allah'ın izniyle ahirette Rabbimiz'e içten teslim olmuş olmanın sonsuz güzelliği ile mükafatlandırılır.
Hastalıklardaki Bazı Hikmetler
-Hastalık insana acizliğini ve Allah'a muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda acizliğini ve Allah'a ne kadar muhtaç bir durumda olduğunu çok daha iyi kavrar.
-Hastalıkla birlikte sağlıklı olmanın Allah'ın bir lütfu ve nimeti olduğu daha iyi anlaşılır. Uzun süre hasta olmayan, dolayısıyla bir rahatsızlık, ağrı ya da acı hissetmeyen insan bu duruma alışır. Ama ani bir hastalık ile karşılaştığında aslında sağlıklı olmanın Allah'ın bir lütfu olduğunun farkına varır.
-İnsan ciddi bir hastalıkta dünyanın geçiciliğini, ölümü ve ahireti daha çok düşünür hale gelebilir. Bazı insanlar hayati önemi olan bir hastalığa yakalandıklarında ya da bir uzuvlarını kaybettiklerinde bunu kendileri için kötü bir olay olarak değerlendirebilirler. Oysa belki de bu kişinin hastalığı dert olarak, bela olarak değil, ahirette kurtuluş bulması ve yalnızca Allah'a yönelmesi için bir vesile olarak kendisine verilmiş olabilir.
-İnsanın Allah'a olan duası ve yakınlığı artar. Ciddi bir hastalığın vücut üzerindeki belirtileri arttıkça birçok insan düşünmekten kaçtığı ölümü düşünmeye başlar ve bu durumda kişi tüm samimiyetiyle Allah'a dua ederek sağlıklı bir hale gelmeyi ister.
- Hastalığı öncesinde Allah'a tam olarak teslim olmamış bir kişi belki hastalığı sayesinde bu güzel özellikleri kazanabilir; geçici dünya hayatındaki kısa süreli sıkıntılarının karşılığında sonsuz cennet hayatının nimetlerine kavuşmayı umabilir.
Allah dilerse insan hiçbir zaman hasta olmaz, ağrı duymaz veya acı çekmezdi. Ama eğer insan böyle bir zorlukla karşılaşırsa da, bilmelidir ki bu zorluğu yaşamasının, hem dünyanın geçiciliğini hem de Allah'ın sonsuz gücünü anlayabilmesi açısından pek çok hikmeti vardır. Unutulmamalıdır ki, bu gerçeği kalben kavrayabilmek ve asıl olarak böyle bir olayla karşılaştığında güzel ahlak gösterebilmek çok önemlidir.