Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

hakan_48

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Eyl 2005
Mesajlar
580
Aldığı Beğeniler
5
Hata ve Sır


Bir adam bir gün samimi bir dostuna şöyle söyledi. Sevgili kardeşim, sana bir sırrımı fâş edeceğim. Ben hatalarımın yüzüme vurulmasından korku içindeyim. Sen arada bana bazı hatalarımı söyle ki ben tedricen hata ve kusurlarımın ortaya çıkma korkumu yenmiş olayım. Yalnız hatalarımı söylerken öyle bir ölçülü söyle ki doktorun hastaya ilaç verişi gibi olsun. Belirli bir dozu aşmasın ki ben de büsbütün senden kaçmayayım. Dostu önceleri bunu bir şaka olduğunu sandı ama adam çok ciddi idi. Hatalarının yüze vurulması fobisini yaşıyordu. Bu onda psikolojik durumunu bozacak kadar ciddi bir korku idi. Kendisinden yardım isteyen arkadaşına anlayışla yaklaştı, onu anlamaya çalıştı. Yalnız şöyle bir sorun ortaya çıktı. Ne tür hatalarını söyleyecekti. Sordu arkadaşına ne tür hatalarını söyleyeyim diye. Arkadaşı ona dedi ki: Allah insanları çeşit çeşit yaratmıştır. Her insanın ayrı hususiyetleri vardır. Bazı karakterler bazı karakterlere itici gelir. Benim karakter yapım içinde sana itici gelen ne varsa söyleyebilirsin.

Bunun üzerine arkadaşı gözlemeye başladı. Onun karakterinde itici gelen bazı noktalar buldu ve bunları belirli dozlarda arkadaşına söylemeye başladı. Mesela dedi ki çok konuşuyorsun. Bir mecliste sözü aldın mı kimseye söz vermiyorsun. Bu yaptığın yanlış. Bir mecliste kaç kişi varsa her birinin söz hakkı vardır. Arkadaşının lafını ağzına tıkayarak sürekli söz alırsan yanlış yapmış olursun.

Aradan bir süre geçti bir hatasını daha buldu. Bir mevzuyu müzakere edip tartışırken sadece kendi açından bakıyorsun. Karşındaki arkadaşlarının fikrine hiç hayat hakkı tanımıyorsun. Kendi görüşlerin hususunda da çok katı olma, biraz esnek ol. Bir de her konuyu tartışma zemininde ele alma. Her konuyu illâki tartışma masasına yatırma mecburiyetinde hissetme kendini. Birbirimizden fikren nasıl ayrılırız diye çırpınış içinde olmamalıyız.

Arkadaşı dostunun bu nasihatını da kabul etti. Hatalarını böyle azar azar söylemesi iyi oluyordu. Bu tenkidlerin hepsini bir arada söyleseydi tahammül edemezdi. Ne de olsa o da o da bir nefis taşıyordu.

Derken bir başka gün bir başka hatasını buldu. Gıybet etmiyor görünüyorsun ama gıybete çok yaklaşıyorsun. Gıybete çok "teşne" bir tabiatın var dedi. Gıybeti bir tarlaya benzetirsek bu tarlanın hep yanından yürüyorsun hatta bazen giriyorsun. Arkadaşı bunu da kabul etti. Ne yapayım dedi, benim gıybet ettiğim kişiler bana çok acı çektirdi dayanamıyorum ama inşallah bundan sonra yapmayacağım dedi.

Aradan bir süre daha geçti arkadaşı bir başka hatasını daha buldu. Sende gizli bir tekebbür var dedi. Kibirli bir yanın var. Kendi dışında herkese tepeden bakıyorsun. Kendini hep mükemmel görüyorsun, sık söylediğin cümlelerden biri şu: Ben bunu hep söylemişimdir zaten. Bu tür cümleleri bir daha kullanma. Ben demeyi bir kenara bırak artık.

Arkadaşı dedi ki: Bunu yapmam çok zor ama yapacağım inşallah. Teşekkür ederim. Bu hatamı da buldun. Derken arkadaşı bir başka hatasını daha buldu. Çocuğuna karşı aşırı mükemmeliyetçisin. Güya onu mükemmel yetiştirmek istiyorsun. Şunu unutma kendimiz mükemmel değil iken çocuğumuzu mükemmel yapmaya çalışmak en büyük ahmaklıktır. Çocuğumuzun terbiyesi için elimizden geleni yapalım ama hidayetin Allah'ın elinde olduğunu unutmayalım. Çocuk terbiyesi için yaptığımız bütün eylemler kendimize lütfedilen hidayeti çocuğumuzun da yakalamasına hizmet edici yönde olmalıdır. Allah'dan çocuğumuz için hidayet istemek bunun için dua etmek de bir eğitimdir. Bizim terbiyeciliğimiz elbette ki çok önemli. Ama çocuğumuzun hidayeti son tahlilde bizim elimizde değil, Mürebbi-i hakiki'nin elinde. Mürebbi-i hakiki'ye atıf yapılmayan bir eğitim, eğitim değildir.

Arkadaşı dayanamadı, sen dedi benim ne kadar eksiğim varsa buldun. Şimdi ben bunları nasıl değiştireceğim, bunlar benim özümde var. Hatalarını bulan dostu dedi ki: Senin bu hatalarını düzelteceğin konusunda kanaatım olmasaydı bunları söylemezdim. Şimdi sana soruyorum. Hatalarının yüzüne vurulması korkunu atabildin mi?Elbette attım çok şükür diye cevap verdi. Dostu dedi ki : Bu korkuyu atmakla düzelme yönünde ilk ve önemli adımı attın. Şu an inan ben sana gıpta ediyorum. Çünkü sen benden daha rahatsın, korkularını yendin. Ben de hatalarım yüzüme vurulur korkusu yaşıyorum. Ne olur sen de bana aynı şekilde yaklaş ve hatalarımı söyle. Ben seni tedavi ettim sen de beni tedavi et ve beni rahatlat. Arkadaşı memnuniyetle kabul etti, kendisine bu kadar büyük iyiliği olan dostunun bu teklifini reddedemezdi. Kucaklaştılar, tanıdık ve helal lokmasına güvenilir bir lokantada öyle yemeğine gittiler.

 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
eline sağlık kardeşim

çok güzel ikazlarmış zaman zaman hepimizin işlediği hatalar

RABBİM amil olmayı nasip etsin
 
Üst Alt