Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

karakoç

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Ağu 2009
Mesajlar
50
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray

Hatim-i Esamm (ra) dan:


Dört şeyi dört şeysiz iddia eden kimsenin davası yalandır:

Allah sevgisi iddia eden ve fakat, Allah tealanın haram kıldığı şeylerden kendisini men'edemeyen kimsenin

davası.

Peygamber (SA)i sevdiğini iddia eden ; fakat fakir ve düşkünlerden hoşlanmayan kimsenin davası.

Cenneti sevdiğini iddia eden ve fakat, sadaka vermekten kaçınan kimsenin davası.

Ateşten koktuğunu iddia eden, fakat günahlardan sakınmayan kimsenin davası…?(
 

karakoç

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Ağu 2009
Mesajlar
50
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Köle mi Hür Mü?

Saz ve eğlence sesi yükselmişti; Evin yanından geçen her kimse evin içinde ne olduğunu tahmin edebilirdi. içki ve eğlence sofrası serilmiş, şarap kadehleri ardardına boşalıyordu. Hizmetçi cariye evin içini süpürmüş, çöpleri toplamış,onları bir kenara dökmek için evin dışına çıkmıştı. Aynı anda yüzünde ibadet izleri görünen ve alnı uzun secdeleri anlatan bir adam, oradan geçiyordu. Cariyeye sordu:

- Bu evin sahibi, köle mi özgür mü?

- Özgür.

Özgür olduğu malum. Köle olsaydı, sahibi ve maliki olan Allah?ından korkar, bu sofrayı sermezdi.

Bu cariyeyle o adam arasındaki konuşmalar, cariyenin evin dışında daha çok beklemesine sebep oldu. Eve döndüğünde sahibi ?Niçin bu kadar geç kaldın?? diye sordu.

Cariye başından geçenleri anlattı. ?Bu durumda bir adam geçiyordu, o sordukça ben cevap verdim? dedi.

Ev sahibi, onun başından geçen, bu şeyleri işitince, bir müddet düşünceye daldı. Özellikle ?Köle olsaydı, sahibinden korkardı? cümlesi ok gibi kalbine saplandı. Farkında olmadan yerinden sıçradı ve ayakkabısını giymeye zaman bulmadan, çıplak ayakla sözü söyleyenin peşinden gitti. Sözün sahibi Musa ibn-i Cafer (k.s)?e ulaşıncaya kadar koştu ve hazretin eline, tövbe etmek için tutundu. O gün çıplak ayakla tövbe şerefine kavuşmuş olduğundan artık ayakkabı giymedi. O güne kadar Boşr bin Harız bin Abdurrahman Mervezi diye tanınıyordu. Ondan sonra El-Hafi yani çıplak ayaklı lakabını aldı ve Bişr-i Hafi diye tanındı ve meşhur oldu. Yaşadığı müddetçe kendi sözüne sadık kaldı. O güne kadar ayyaşlar takımından olan Hafi ondan sonra dindar adamlar arasına girdi.
 

karakoç

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Ağu 2009
Mesajlar
50
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
ADALET VE TAVAZU ÖRNEĞİ

Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.

Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:

- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu:

- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife cevap verdi:

- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:

- Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:

- Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

- Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

- Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

- Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:

- Ben kalkıp iş yaparken de Ömer'dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer'im.

İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
Rabbaim razi ve hosnut olsun ebeden çok güzel di hepsi yalniz 2. paylaşiminizda Bişr i HAFİ içinAlim ve hak dostları içk i içen biri kötü bir durumu oldugunu kabul etmeyerek o dönenimde uygun olmadiğini savunurlar ayyas tabiri ne bileyim hos olmasa gerek gene de

rabbim razi ve hosnut olsun selametle kalin ebeden
 

karakoç

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Ağu 2009
Mesajlar
50
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Rabbaim razi ve hosnut olsun ebeden çok güzel di hepsi yalniz 2. paylaşiminizda Bişr i HAFİ içinAlim ve hak dostları içk i içen biri kötü bir durumu oldugunu kabul etmeyerek o dönenimde uygun olmadiğini savunurlar ayyas tabiri ne bileyim hos olmasa gerek gene de

rabbim razi ve hosnut olsun selametle kalin ebeden
Allah razı olsun katkılarınız ve eleştirilerinizi memnuniyetle değerlendiriyorum.
 
Üst Alt