- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
-Hatırlamak da ihanettir.
-Herkes gibi benim içimde de hiçbir yere kaydedilmemiş bir günlük var.
-Biliyorum ki insan,ölünceye kadar kendi cevapsız sorusunun çengelinde asılır,ölünceye kadar kendine mağlup olur.
-Yani nasıl söyleyeyim;içi boşaltılmış tenha bir akşamda,gidilebilecek en iyi yer çocukluğun bahçesidir.Çünkü en tanıdık korkular orada…
-Dünyanın mı ölümde yoksa ölümün mü dünyada konakladığını birbirine karıştırdık kimi zamanlar.
-Her bir tarafını eşyalarla tahkim ettiğimiz çerden çöpten bir ruhumuz var çünkü!
-Dünyadan el etek çekmek istediğimizde, karşımıza ilk çıkan yine dünya olur.Muzipçe, “nereye gidiyorsun?” diye sorar bize.
Oysa hayat işini iyi bilen bir tüccardır;kendisine karşı duyduğumuz hevessizliğin bir kopmayla sonuçlanmaması için hemencecik başka bir rafın önüne çeker bizi.
-Biraz önce güneşle bakışmaktan vazgeçtik.Onun kaderi bu, hep batıya gidiyor.
-İstanbul’a yukarıdan bakınca nasıl kanına giriyor insanın size anlatamam.
-Kimse bir dünyanın bir tek “ân”ını içine sığdırmayı başaramıyor.Aşka düşenler hariç…
-Anlıyoruz ki, helak olmak için ille de gökten büyük bir cezanın inmesine gerek yokmuş.Hiç belli etmeden, küçük küçük de gelebilirmiş helak.Anlıyoruz ki, bizim helakimiz, kendimizden başkası değilmiş…
-İnsan daha başlangıçtan itibaren, kendinde durmayı bilmeli.Çünkü kendinde durmayanın adresi yoktur.Ve eğer insan kendisini bir adres olarak göstermiyorsa, ona postalanacak bütün mektuplar, bir kere bile açılmadan gönderenine geri dönerler.
-Bana öyle geliyor ki, insanlar içerisinde en talihsiz yazgı yazarın yazgısıdır.Herkesin hayatını, herkesin aşkını, herkesin gülüşünü uzaktan seyreden, ama bir türlü insan oyununa katılamayan gerçek bir beceriksizdir o.
-Ruhumun bütün çarşılara sergi olacak kadar genişlemesi neden acaba ?
-Bir kuşun kanadını taşıyacak gücüm bile yok bugün.Öyleyse hayat niye inatla , boş bulduğu tek yer benmişim gibi, gelip ruhuma kuruluyor ?
Ali Ayçil
-Herkes gibi benim içimde de hiçbir yere kaydedilmemiş bir günlük var.
-Biliyorum ki insan,ölünceye kadar kendi cevapsız sorusunun çengelinde asılır,ölünceye kadar kendine mağlup olur.
-Yani nasıl söyleyeyim;içi boşaltılmış tenha bir akşamda,gidilebilecek en iyi yer çocukluğun bahçesidir.Çünkü en tanıdık korkular orada…
-Dünyanın mı ölümde yoksa ölümün mü dünyada konakladığını birbirine karıştırdık kimi zamanlar.
-Her bir tarafını eşyalarla tahkim ettiğimiz çerden çöpten bir ruhumuz var çünkü!
-Dünyadan el etek çekmek istediğimizde, karşımıza ilk çıkan yine dünya olur.Muzipçe, “nereye gidiyorsun?” diye sorar bize.
Oysa hayat işini iyi bilen bir tüccardır;kendisine karşı duyduğumuz hevessizliğin bir kopmayla sonuçlanmaması için hemencecik başka bir rafın önüne çeker bizi.
-Biraz önce güneşle bakışmaktan vazgeçtik.Onun kaderi bu, hep batıya gidiyor.
-İstanbul’a yukarıdan bakınca nasıl kanına giriyor insanın size anlatamam.
-Kimse bir dünyanın bir tek “ân”ını içine sığdırmayı başaramıyor.Aşka düşenler hariç…
-Anlıyoruz ki, helak olmak için ille de gökten büyük bir cezanın inmesine gerek yokmuş.Hiç belli etmeden, küçük küçük de gelebilirmiş helak.Anlıyoruz ki, bizim helakimiz, kendimizden başkası değilmiş…
-İnsan daha başlangıçtan itibaren, kendinde durmayı bilmeli.Çünkü kendinde durmayanın adresi yoktur.Ve eğer insan kendisini bir adres olarak göstermiyorsa, ona postalanacak bütün mektuplar, bir kere bile açılmadan gönderenine geri dönerler.
-Bana öyle geliyor ki, insanlar içerisinde en talihsiz yazgı yazarın yazgısıdır.Herkesin hayatını, herkesin aşkını, herkesin gülüşünü uzaktan seyreden, ama bir türlü insan oyununa katılamayan gerçek bir beceriksizdir o.
-Ruhumun bütün çarşılara sergi olacak kadar genişlemesi neden acaba ?
-Bir kuşun kanadını taşıyacak gücüm bile yok bugün.Öyleyse hayat niye inatla , boş bulduğu tek yer benmişim gibi, gelip ruhuma kuruluyor ?
Ali Ayçil
