Hatm-i Hâcegân Zikri
SORU:
Yukarıda kısmen anlatılan mahzûrlar dikkate alınarak, Nakş-bendiyye'nin Hâlidiyye koluna mensûb tekelerde, Hatm-i Hâce zikri yapılırken, kapıların sıkı sıkıya kapatılması ve intisâbı olmayanların bu halkaya alınmaması şer'-i şerife uygun bir hareket midir?
CEVAP:
Evet sünnet-i seniyyeye uygun ve meşrû bir davranıştır.
Toplu zikir sırasında böyle bir usûlü benimsemeleri yukarıdaki hadis-i şerife istinâd etmektedir. Ancak, Hâlidiyye tarikatına müntesib olan müridler bir bütün olarak kabûl edildiğinden, hangi Hâlidi şeyhine bağlı olursa olsun Hâlidi her müridin Hatm-i Hâce'- ye iştirâki uygun görülmüştür. Ne var ki, mezkûr merâsime karşı itirazlarının bulunduğu hissedilen mürid, intisâbını yenilemedikçe zikir halkasına dâhil edilemez.
Yabancıların Hatm-i Hâce halkasına katılmalarının mahzûrlarından biri de: İlmen yetersiz olduğu ve hakikatini bilmediği halde zikre iştirâk edenin halkada yapılan ve okunanlara itiraz etmesi ve karşı çıkmasındandır. Hattâ bu konuda mutaassıp olanlardan bazıları, zikir esnâsında kelime-i tevhidin okunuş şeklini beğenmiyor ve: «Lâ ilâhe illâllah» deki «İlâhe» kelimesinin «lâm»'ını uzatmanın, «Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli muhammed» cümlesinde bulunan «Allâhümme» 'deki «lâm» ile «Âli muhammed»'- deki «Âl»'in hemzesini bir elif miktarından fazla çekmenin tecvid kâidelerine göre câiz olmadığını iddia ediyorlar. Bu düşünceler, karşı çıkanların cehâlet ve bilgisizliğinden ve tecvid ilmine vukûflarının kıtlığından kaynaklanmaktadır. Tecvid âlimlerine göre, bu hemzelerin çekilmesinin sebebi, ikisi lâfzı, ikisi de ma'nevi olmak üzere dört sebebe mebnîdir. Lâfzi olanı: hemze ve sükûn, ma'nevi olanı da: «Allâhü ekber», «Âlini», «Allâhümme salli» gibi ilâhî isimlere ziyâdesiyle ta'zîm ve hürmet; ikincisi de: «Lâ raybe, lâ şerikeleh,
lâ şübhe» gibi cümlelerdeki lâm-ı tebri'e'yi mübalâğa ile göstermek içindir. Bu lâfzî ve ma'nevi sebepler nerede bulunursa o hemze ve sükûnun beş elif miktarı çekilmesi câizdir ve bu husûsta ihtilâf yoktur.
Geniş bilgi için Tecvîd-i Ömeri ile Cezeri'nin Aliyyü' 1-kâri Şerhi'ne mürâcaat ediniz. «Âl» kelimesindeki hemzenin beş elif miktarı çekilmesinin sebebi, Verş kırâatına göre medd-i bedel'den dolayıdır. Âmenû, Âl-i İmrân derken olduğu gibi. «Allâhümme salli alâ ınuhammedin ve alâ âli muhammed» derken sözü «ve alâ»'da kesip «Âli muhammed» diye devam etmek ise, Hamza kırâatına göre ve harf-i medden sonra nekre bir hemze gelmesi sebebiyledir. «Alâ ebsârihim »'de olduğu gibi. Bu ve benzeri mahzûrlar gözönünde
bulundurularak Hâlidiyye ricâli «Hatm-i Hâcegân »'ın icrâsı esnâsında kapıların kapatılmasını uygun görmüşlerdir. Bu hükme vesile olan hadis sahihtir.
Sahihi Buhâri'nin Kâ'be ve mescidlerin kapatılması ile ilgili bölümünde şöyle bir nakil yer almaktadır:
Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem, Hz. Bilâl, Üsâme ve Osman radıyallahü anh olduğu halde Kâ'be'ye geldiler. Sonra kapısını kapattılar ve içinde bir süre kaldıktan sonra çıktılar. Abdullah İbn-i Ömer radıyallahü anh Kâ'be'den çıkan Hz. Bilâl radıyallahü anh'e yaklaşarak sordum. O da «namaz kılındığını söyledi dedi.
SORU:
Yukarıda kısmen anlatılan mahzûrlar dikkate alınarak, Nakş-bendiyye'nin Hâlidiyye koluna mensûb tekelerde, Hatm-i Hâce zikri yapılırken, kapıların sıkı sıkıya kapatılması ve intisâbı olmayanların bu halkaya alınmaması şer'-i şerife uygun bir hareket midir?
CEVAP:
Evet sünnet-i seniyyeye uygun ve meşrû bir davranıştır.
Toplu zikir sırasında böyle bir usûlü benimsemeleri yukarıdaki hadis-i şerife istinâd etmektedir. Ancak, Hâlidiyye tarikatına müntesib olan müridler bir bütün olarak kabûl edildiğinden, hangi Hâlidi şeyhine bağlı olursa olsun Hâlidi her müridin Hatm-i Hâce'- ye iştirâki uygun görülmüştür. Ne var ki, mezkûr merâsime karşı itirazlarının bulunduğu hissedilen mürid, intisâbını yenilemedikçe zikir halkasına dâhil edilemez.
Yabancıların Hatm-i Hâce halkasına katılmalarının mahzûrlarından biri de: İlmen yetersiz olduğu ve hakikatini bilmediği halde zikre iştirâk edenin halkada yapılan ve okunanlara itiraz etmesi ve karşı çıkmasındandır. Hattâ bu konuda mutaassıp olanlardan bazıları, zikir esnâsında kelime-i tevhidin okunuş şeklini beğenmiyor ve: «Lâ ilâhe illâllah» deki «İlâhe» kelimesinin «lâm»'ını uzatmanın, «Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli muhammed» cümlesinde bulunan «Allâhümme» 'deki «lâm» ile «Âli muhammed»'- deki «Âl»'in hemzesini bir elif miktarından fazla çekmenin tecvid kâidelerine göre câiz olmadığını iddia ediyorlar. Bu düşünceler, karşı çıkanların cehâlet ve bilgisizliğinden ve tecvid ilmine vukûflarının kıtlığından kaynaklanmaktadır. Tecvid âlimlerine göre, bu hemzelerin çekilmesinin sebebi, ikisi lâfzı, ikisi de ma'nevi olmak üzere dört sebebe mebnîdir. Lâfzi olanı: hemze ve sükûn, ma'nevi olanı da: «Allâhü ekber», «Âlini», «Allâhümme salli» gibi ilâhî isimlere ziyâdesiyle ta'zîm ve hürmet; ikincisi de: «Lâ raybe, lâ şerikeleh,
lâ şübhe» gibi cümlelerdeki lâm-ı tebri'e'yi mübalâğa ile göstermek içindir. Bu lâfzî ve ma'nevi sebepler nerede bulunursa o hemze ve sükûnun beş elif miktarı çekilmesi câizdir ve bu husûsta ihtilâf yoktur.
Geniş bilgi için Tecvîd-i Ömeri ile Cezeri'nin Aliyyü' 1-kâri Şerhi'ne mürâcaat ediniz. «Âl» kelimesindeki hemzenin beş elif miktarı çekilmesinin sebebi, Verş kırâatına göre medd-i bedel'den dolayıdır. Âmenû, Âl-i İmrân derken olduğu gibi. «Allâhümme salli alâ ınuhammedin ve alâ âli muhammed» derken sözü «ve alâ»'da kesip «Âli muhammed» diye devam etmek ise, Hamza kırâatına göre ve harf-i medden sonra nekre bir hemze gelmesi sebebiyledir. «Alâ ebsârihim »'de olduğu gibi. Bu ve benzeri mahzûrlar gözönünde
bulundurularak Hâlidiyye ricâli «Hatm-i Hâcegân »'ın icrâsı esnâsında kapıların kapatılmasını uygun görmüşlerdir. Bu hükme vesile olan hadis sahihtir.
Sahihi Buhâri'nin Kâ'be ve mescidlerin kapatılması ile ilgili bölümünde şöyle bir nakil yer almaktadır:
Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem, Hz. Bilâl, Üsâme ve Osman radıyallahü anh olduğu halde Kâ'be'ye geldiler. Sonra kapısını kapattılar ve içinde bir süre kaldıktan sonra çıktılar. Abdullah İbn-i Ömer radıyallahü anh Kâ'be'den çıkan Hz. Bilâl radıyallahü anh'e yaklaşarak sordum. O da «namaz kılındığını söyledi dedi.