Hayatı ertelemeye çok alıştık. En çok kullandığımız kelime, “yarın” oldu: “Yarın yaparım…”, “yarın yazarım…”, “yarın giderim…”, “yarın severim…”, “yarın söylerim…” diye diye “yarın” olmadan hayatımızı tamamlıyoruz.
Artık gelsin “keşke”ler: “Keşke” şöyle yapsaydım, “keşke” böyle yaşasaydım!
Peşinden “eğer”li cümleler sökün ediyor:
“Eğer bir daha dünyaya gelseydim…”
“Eğer bir daha genç olsaydım…”
“Eğer bir fırsat daha yakalasaydım…”
Her günü “son gün”, her fırsatı “son fırsat” olarak yaşamak, bütün bunların önüne geçebilir. Hayattan “keyif” alma limitimizi de artırır.
Yapılması gerekeni yarına ertelemek, hayatı ertelemek, yaşanmamışlığı çoğaltmaktır. Yaşayamadıklarımız zamanla koca bir dağ olup yüreğimize abanır. Sonunda hiçbir pişmanlığın kâr etmeyeceği “an”a tıkanırız.
Yavuz Bahadıroğlu
