Hayatin GerÇeĞİ
Ey dünyaperest insan!
Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde yansıyıp, göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi darken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi yok ve gayr-ı mevcut oldukları halde, birbiri içinde yansıyıp gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır; yok olan bir dünyayı mevcut zannedersin.
Nasıl bir hat, sür'at-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikatte ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin hareketiyle kımıldansan, başını, çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki, O GENİŞ DÜNYAN KABİRDEN DAHA DAR, KÖPRÜDEN DAHA MÜSAADESİZ..
SENİN ZAMANIN VE ÖMRÜN, ŞİMŞEKTEN DAHA ÇABUK GEÇER; HAYATIN, ÇAYDAN DAHA SÜRATLİ AKAR..
Madem dünya hayatı ve cismânî yaşayış ve hayvânî hayat böyledir. Hayvâniyetten çık, cismâniyeti bırak, kalb ve ruhun derece-i hayatına gir. Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir hayat dairesi, bir NUR ALEMİ bulursun.
İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdâniyet sırlarını ifade eden Lâ ilâhe illâllah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir
Ey dünyaperest insan!
Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde yansıyıp, göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi darken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi yok ve gayr-ı mevcut oldukları halde, birbiri içinde yansıyıp gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır; yok olan bir dünyayı mevcut zannedersin.
Nasıl bir hat, sür'at-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikatte ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin hareketiyle kımıldansan, başını, çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki, O GENİŞ DÜNYAN KABİRDEN DAHA DAR, KÖPRÜDEN DAHA MÜSAADESİZ..
SENİN ZAMANIN VE ÖMRÜN, ŞİMŞEKTEN DAHA ÇABUK GEÇER; HAYATIN, ÇAYDAN DAHA SÜRATLİ AKAR..
Madem dünya hayatı ve cismânî yaşayış ve hayvânî hayat böyledir. Hayvâniyetten çık, cismâniyeti bırak, kalb ve ruhun derece-i hayatına gir. Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir hayat dairesi, bir NUR ALEMİ bulursun.
İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdâniyet sırlarını ifade eden Lâ ilâhe illâllah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir