Vakte bağlı olmayan nafile namazlar
Niçin önemli?
Özellikle ülkemizde, müslümanların büyük bir kısmı, farz olan namazların dışında, vakit namazları ile birlikte kılınan sünnet namazlarını eda etmekle beraber, vakte bağlı olmayan nafile namazları pek önemsememektedir. Daha doğrusu, bu namazların önemi konusunda bilgi sahibi değillerdir. Bu yüzden, bu yazımızda bu tür namazlar hakkında bilgi vermek istedik.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellemin hayatı, Allâh'a ibâdetin ve en güzel kulluğun binbir çeşitiyle doludur. Günün hemen her ânına tekâbül eden bir nâfile namazı mevcuttur. Nâfile ibadetler, kulu Allah'a daha çok yaklaştırır ve cennetteki mertebesini de yükseltir. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem:
“Müslüman bir kimse, farzların dışında nâfile olarak her gün, Allah rızası için on iki rek’at namaz kılarsa Allah Teâlâ ona cennette bir köşk yapar.” (Müslim, Müsâfirîn 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 1) buyurmuştur. Nâfile namazların, kıyâmet gününün dehşetli anında hesap verirken zor durumda kalan sahibinin imdadına yetişeceğini de yine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem haber vermiştir:
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i: ‘Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız?’ Der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” (Tirmizî, Salât, 188)
Farz namazları cemaatle kılmaya âzamî derecede gayret eden Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, nâfile namazlarını daha çok evinde kılmayı tercih eder ve şöyle buyururdu:
“Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbulü, insanın evinde kıldığı namazdır.” (Buhârî, Ezân 81; Müslim, Müsâfirîn 213)
‘Nafile namaz’ nedir?
Nafile; bağış, hibe, ganimet malı, zorunlu olmaksızın yapılan iş anlamlarına gelir. Fıkıhta ise nafile, farz ve vacib olan ibadet yerine getirildikten sonra, onlar dışında, daha fazla sevap elde etme amacıyla fazladan yapılan ibadetleri ifade eder.
Nafile ibadetler de “sünnet” olan nafileler ve “mendup” olan nafileler olmak üzere ikiye ayrılır. Sünnet olan nafile, Allah Resulünün yapmaya devam ettiği ve ancak nadir olarak yapmadığı “kuvvetli” sünnetlerdir. Kimi zaman bu işleri yapmamasının sebebi olarak, “İnsanlara farz olmadığını göstermek içindir” denilmiştir.
Mendup olan nafile ise Hz. Peygamber'in bazen yapıp bazen yapmadığı, “kuvvetli olmayan” sünnetlerdir. Mendub’a “müstehap” da denir.
Fıkıh usulünde; nafile, sünnet, tatavvu, müstehap ve ihsan terimleri mendub ile eş anlamda kullanılır.
Belirli bir vakti bulunan nafile namazlara “revâtib sünnetler” denir. Bunlar, belirli bir düzen ve tertip içinde, beş vakit farz namazlarla birlikte kılındığı için bu şekilde adlandırılmıştır. Bunlardan bazıları müekked (kuvvetli), bazıları gayr-i müekked sünnettir. Hanefî literatüründe, “sünnet-i müekkede” olan nafile namazlar kısaca “sünnet” diye, gayr-i müekked olanlar ise “müstehap” veya “mendub” diye adlandırılmıştır.
Ramazan ayında, yatsı namazından sonra kılınan Teravih Namazı da sünnet-i müekkede türündendir ve ramazan ayına mahsus olmak üzere, teravihten sonra düzenli olarak kılındığı için aynı zamanda revâtib kapsamında yer alır.
Beş vakit namaza ve Cuma namazına bağlı olarak kılınan namazların bir bölümü, müekked sünnettir. Bir hadiste, bu nitelikteki sünnetler şöyle belirlenmiştir:
“Her kim, bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekât namaz kılarsa Allah Teâlâ ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekât, öğleden önce dört rekât, öğleden sonra iki rekât, akşamdan sonra iki rekât ve yatsıdan sonra iki rekât…” (Tirmizi, Nesâî, İbn Mâce)
Revâtib sünnetler dışındaki nafile namazlar ise “sünen-i regaib” adını alır. Bunlar, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin uygulamalarına dayanılarak, belirli zamanlarda veya bazı vesilelerle yada kişinin kendi isteğiyle, herhangi bir zamanda Allah'a yakınlaşmak ve sevap kazanmak amacıyla kılınan namazlardır. Bunlar, gönüllü olarak kendiliğinden kılındığı için “gönüllü (tatavvu) namazlar veya arzuya bağlı namazlar” olarak da adlandırılır.
Sünen-i Regaib olan nafile namazlardan bazıları şunlardır:
Tahiyyetü'l-Mescid namazı
Camiye saygı anlamındaki Tahiyyetü'l-Mescid namazı; hangi gaye ile olursa olsun, camiiye girildiği zaman kılınan iki rekâtlık bir namazdır.
Hanefi mezhebine göre, tahiyyetü'l-mescid namazı mendub olup kerahet vakitlerinde kılmak mekruhtur. Şafii mezhebine göre ise sünnettir ve ayrıca kerahet vakitlerinde de kılınabilir.
Camiye giren müslüman ister ziyaret için, isterse ibadet veya dinlenmek için girmiş olsun, oturmadan önce iki rekât namaz kılması uygun olur.
Camiye ilk girildiği zaman, farz veya sünnet, başka her hangi bir namazın kılınması halinde, tahiyyetü'l-mescid namazı kılmaya gerek kalmaz. Kılınan farz veya sünnet namazlar, bu namazın sevabını almaya vesile olur. Çünkü önemli olan, camiye girildiği zaman namaz kılmaktır. Zira camiiler, ibadet için yapılmıştır. Bunun için camiye girildiği zaman, şayet başka bir namaz kılınmayacaksa Tahiyyetü'l-Mescid namazını kılmak uygun olur.
Duhâ namazı
Duhâ namazı; güneş doğduktan yaklaşık kırk dakika sonrasından itibaren başlayıp zeval vaktine kadarki zaman içinde kılınan nafile bir namaz olup mendubtur.
Duhâ namazı, en az iki, en çok on iki rekât olarak kılınır. Sekiz rekât kılınması daha faziletlidir.
Teheccüd namazı
Teheccüd namazı, genel olarak gece vakti kılınan namazdır. Normal şekliyle teheccüd namazı, gece belirli bir süre uyuduktan sonra kalkıp sabah namazı vakti girmeden önce kılınan bir namazdır.
Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, teheccüd namazı mendubtur.
Hanefi mezhebine göre, teheccüd namazı, en az iki, en çok sekiz rekât olarak kılınır.
Şafii mezhebine göre ise en azı iki rekâttır, fakat en çoğu için bir sınır yoktur.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hemen her gece teheccüd namazına devam etmiş, bu konuda da özel tavsiyede bulunmuştur. Zira gösterişsiz yapılabilen en önemli ibadetlerden birisi de bu namazdır.
Tesbih namazı
Tesbih namazı, diğer namazlardan farklı olarak, kıraatle birlikte, tesbih duasının da tekrarlanması suretiyle kılınan dört rekâtlık bir namazdır. Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, tesbih namazı, mendub olan nafile namazlardandır.
Tesbih namazının belirli bir vakti yoktur. Kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Hayatta en az bir defa da olsa tesbih namazı kılmak tavsiye edilmiştir.
Tesbih namazının cemaatle kılınması, her ne kadar caiz ise de münferid olarak kılınması daha faziletlidir. (Tesbih namazının kılınışı için İlmihal kitaplarına bakınız.)
Tevbe namazı
Tevbe namazı, işlenen her hangi bir suç ve günahtan dolayı, pişman olup Allah rızası için kılınan iki rekâtlık nafile bir namazdır.
Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, tevbe namazı menduptur.
Tevbe namazının belirli bir vakti yoktur. Kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir.
Tevbe namazı evde, camide ve namaz kılınabilecek bütün yerlerde kılınabilir. Ancak, bu namazı kılacak kimsenin, işlediği günahtan bağışlanması için abdest alıp açık bir alana çıkarak, orada iki rekât namaz kılması ve günahının bağışlanmasını Allah-u Zülcelal’den dilemesi menduptur. Tevbe namazı, diğer nafile namazlar gibi kılınır.
ENES AHMEDOĞLU
Niçin önemli?
Özellikle ülkemizde, müslümanların büyük bir kısmı, farz olan namazların dışında, vakit namazları ile birlikte kılınan sünnet namazlarını eda etmekle beraber, vakte bağlı olmayan nafile namazları pek önemsememektedir. Daha doğrusu, bu namazların önemi konusunda bilgi sahibi değillerdir. Bu yüzden, bu yazımızda bu tür namazlar hakkında bilgi vermek istedik.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellemin hayatı, Allâh'a ibâdetin ve en güzel kulluğun binbir çeşitiyle doludur. Günün hemen her ânına tekâbül eden bir nâfile namazı mevcuttur. Nâfile ibadetler, kulu Allah'a daha çok yaklaştırır ve cennetteki mertebesini de yükseltir. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem:
“Müslüman bir kimse, farzların dışında nâfile olarak her gün, Allah rızası için on iki rek’at namaz kılarsa Allah Teâlâ ona cennette bir köşk yapar.” (Müslim, Müsâfirîn 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 1) buyurmuştur. Nâfile namazların, kıyâmet gününün dehşetli anında hesap verirken zor durumda kalan sahibinin imdadına yetişeceğini de yine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem haber vermiştir:
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i: ‘Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız?’ Der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” (Tirmizî, Salât, 188)
Farz namazları cemaatle kılmaya âzamî derecede gayret eden Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, nâfile namazlarını daha çok evinde kılmayı tercih eder ve şöyle buyururdu:
“Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbulü, insanın evinde kıldığı namazdır.” (Buhârî, Ezân 81; Müslim, Müsâfirîn 213)
‘Nafile namaz’ nedir?
Nafile; bağış, hibe, ganimet malı, zorunlu olmaksızın yapılan iş anlamlarına gelir. Fıkıhta ise nafile, farz ve vacib olan ibadet yerine getirildikten sonra, onlar dışında, daha fazla sevap elde etme amacıyla fazladan yapılan ibadetleri ifade eder.
Nafile ibadetler de “sünnet” olan nafileler ve “mendup” olan nafileler olmak üzere ikiye ayrılır. Sünnet olan nafile, Allah Resulünün yapmaya devam ettiği ve ancak nadir olarak yapmadığı “kuvvetli” sünnetlerdir. Kimi zaman bu işleri yapmamasının sebebi olarak, “İnsanlara farz olmadığını göstermek içindir” denilmiştir.
Mendup olan nafile ise Hz. Peygamber'in bazen yapıp bazen yapmadığı, “kuvvetli olmayan” sünnetlerdir. Mendub’a “müstehap” da denir.
Fıkıh usulünde; nafile, sünnet, tatavvu, müstehap ve ihsan terimleri mendub ile eş anlamda kullanılır.
Belirli bir vakti bulunan nafile namazlara “revâtib sünnetler” denir. Bunlar, belirli bir düzen ve tertip içinde, beş vakit farz namazlarla birlikte kılındığı için bu şekilde adlandırılmıştır. Bunlardan bazıları müekked (kuvvetli), bazıları gayr-i müekked sünnettir. Hanefî literatüründe, “sünnet-i müekkede” olan nafile namazlar kısaca “sünnet” diye, gayr-i müekked olanlar ise “müstehap” veya “mendub” diye adlandırılmıştır.
Ramazan ayında, yatsı namazından sonra kılınan Teravih Namazı da sünnet-i müekkede türündendir ve ramazan ayına mahsus olmak üzere, teravihten sonra düzenli olarak kılındığı için aynı zamanda revâtib kapsamında yer alır.
Beş vakit namaza ve Cuma namazına bağlı olarak kılınan namazların bir bölümü, müekked sünnettir. Bir hadiste, bu nitelikteki sünnetler şöyle belirlenmiştir:
“Her kim, bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekât namaz kılarsa Allah Teâlâ ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekât, öğleden önce dört rekât, öğleden sonra iki rekât, akşamdan sonra iki rekât ve yatsıdan sonra iki rekât…” (Tirmizi, Nesâî, İbn Mâce)
Revâtib sünnetler dışındaki nafile namazlar ise “sünen-i regaib” adını alır. Bunlar, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin uygulamalarına dayanılarak, belirli zamanlarda veya bazı vesilelerle yada kişinin kendi isteğiyle, herhangi bir zamanda Allah'a yakınlaşmak ve sevap kazanmak amacıyla kılınan namazlardır. Bunlar, gönüllü olarak kendiliğinden kılındığı için “gönüllü (tatavvu) namazlar veya arzuya bağlı namazlar” olarak da adlandırılır.
Sünen-i Regaib olan nafile namazlardan bazıları şunlardır:
Tahiyyetü'l-Mescid namazı
Camiye saygı anlamındaki Tahiyyetü'l-Mescid namazı; hangi gaye ile olursa olsun, camiiye girildiği zaman kılınan iki rekâtlık bir namazdır.
Hanefi mezhebine göre, tahiyyetü'l-mescid namazı mendub olup kerahet vakitlerinde kılmak mekruhtur. Şafii mezhebine göre ise sünnettir ve ayrıca kerahet vakitlerinde de kılınabilir.
Camiye giren müslüman ister ziyaret için, isterse ibadet veya dinlenmek için girmiş olsun, oturmadan önce iki rekât namaz kılması uygun olur.
Camiye ilk girildiği zaman, farz veya sünnet, başka her hangi bir namazın kılınması halinde, tahiyyetü'l-mescid namazı kılmaya gerek kalmaz. Kılınan farz veya sünnet namazlar, bu namazın sevabını almaya vesile olur. Çünkü önemli olan, camiye girildiği zaman namaz kılmaktır. Zira camiiler, ibadet için yapılmıştır. Bunun için camiye girildiği zaman, şayet başka bir namaz kılınmayacaksa Tahiyyetü'l-Mescid namazını kılmak uygun olur.
Duhâ namazı
Duhâ namazı; güneş doğduktan yaklaşık kırk dakika sonrasından itibaren başlayıp zeval vaktine kadarki zaman içinde kılınan nafile bir namaz olup mendubtur.
Duhâ namazı, en az iki, en çok on iki rekât olarak kılınır. Sekiz rekât kılınması daha faziletlidir.
Teheccüd namazı
Teheccüd namazı, genel olarak gece vakti kılınan namazdır. Normal şekliyle teheccüd namazı, gece belirli bir süre uyuduktan sonra kalkıp sabah namazı vakti girmeden önce kılınan bir namazdır.
Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, teheccüd namazı mendubtur.
Hanefi mezhebine göre, teheccüd namazı, en az iki, en çok sekiz rekât olarak kılınır.
Şafii mezhebine göre ise en azı iki rekâttır, fakat en çoğu için bir sınır yoktur.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hemen her gece teheccüd namazına devam etmiş, bu konuda da özel tavsiyede bulunmuştur. Zira gösterişsiz yapılabilen en önemli ibadetlerden birisi de bu namazdır.
Tesbih namazı
Tesbih namazı, diğer namazlardan farklı olarak, kıraatle birlikte, tesbih duasının da tekrarlanması suretiyle kılınan dört rekâtlık bir namazdır. Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, tesbih namazı, mendub olan nafile namazlardandır.
Tesbih namazının belirli bir vakti yoktur. Kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Hayatta en az bir defa da olsa tesbih namazı kılmak tavsiye edilmiştir.
Tesbih namazının cemaatle kılınması, her ne kadar caiz ise de münferid olarak kılınması daha faziletlidir. (Tesbih namazının kılınışı için İlmihal kitaplarına bakınız.)
Tevbe namazı
Tevbe namazı, işlenen her hangi bir suç ve günahtan dolayı, pişman olup Allah rızası için kılınan iki rekâtlık nafile bir namazdır.
Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, tevbe namazı menduptur.
Tevbe namazının belirli bir vakti yoktur. Kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir.
Tevbe namazı evde, camide ve namaz kılınabilecek bütün yerlerde kılınabilir. Ancak, bu namazı kılacak kimsenin, işlediği günahtan bağışlanması için abdest alıp açık bir alana çıkarak, orada iki rekât namaz kılması ve günahının bağışlanmasını Allah-u Zülcelal’den dilemesi menduptur. Tevbe namazı, diğer nafile namazlar gibi kılınır.
ENES AHMEDOĞLU
Son düzenleme: