Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

cihatensar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
20 Şub 2007
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Bişeyler üretiyor ama yavaş yavaş ürettiklerini tüketiyorsun... Bittiğini eridiğini hissediyorsun, yerinden oynamış veya hiçbir zaman kendi yerini bulamamış taşları yerlerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Olmuyormu, yoksa olmasını mı istemiyorsun?..

Tükendiğini hissediyorsun ama nasıl dirilmen ve ayağa kalkıp mücadele etmen gerektiği konusunda hiç bir çaba sarfetmiyorsun... Bildiklerinin seni yanlış yollara sürüklediğini düşünüyorsun.. Üretmiyorsun tükettiğinin yerine üretemedikçe ne kadar kısır,boş olduğunu ve içinde su olmayan havuzda yüzdüğünü hissediyorsun... Geceleri kendinle nefsinle yüzleşiyorsun gerçeklerden kaçmak mümkün değil onun içinde kararlar alıyorsun yaşamınla ilgili gecenin geç saatlerinde;o dinamizimle birdaha yanlış yapmama adına verdiğin sözlerin sana verdiği huzur ve cesareti ile sabaha ulaşıyorsun peki sabah evet sabah neler oluyor gecenin cesareti yerini ürkekliğe nefsin heva isteklerine bırakıyor gecenin duygusal sorgulamasında hatırladığın yanlışlar ve korkuların yerini dünyanın geçici metaına bırakıyor ve bir hayalperest miyim acaba diyorsun kendi kendine ve bu ikilemden kurtulmak adına çözümler bulmaya çalışıyorsun. Yitirdiklerinin yerine geçebilecek olanları görmek istiyorsun, ama senden o kadar uzak oluyorlar ki, onları yakalamak için yıldızlara ulaşmak gerektiğini düşünüyorsun.O yıldızlardan biri olabileceğini bildiğin halde nefsinin bencil tutkularına yenik düşüyor ve dünya metaının cazibesi ne aldanıveriyorsun. Yüregin,beynin ve dilinin üçgeninde devamedip giden bu çelişkiden kurtula bilmek için sadece bir olan allaha teslim olman gerektiğini bildiğin halde kendin için hiç bişey yapmıyorsun..

Yalnız kalmak istiyorsun ve bazen keyifde veriyor yanlızlık kendinle ,yüreğinle , yaptıklarınla başbaşa kalıyor ve belkide hayaller kuruyorsun, kendini bu anlarda öyle duygusal hissediyorsun ki gerçeklerle karşılaşmaktan korkuyorsun.. Keşkelerle geçen yalnızlık anları,halbuki geçen anın geri gelmiyeceğini bildiğin halde ve keşkelerin anlamsız ve saçmalığına rağmen; soyut ifadelerle anlam kazandırmaya çalışıyorsun yaşamına ama hayallerle gerçekleri karıştırıyorsun somut olarak yaşamın için ahiretin için hiç birşey yapmıyorsun gerçekte hayallerle yaşanmıyacağını bildiğin halde... Gündüzün karmaşası ve yaşamın yükünü taşıyamayacağını düşünüyorsun ve kendinden kaçmaya çalışıyorsun halbuki neden vaya nereye! cevabını vermek istemediğin bu soruları hep arkana atıyorsun gerçeklerin üzerini hayallerinle örtmeye çalışıyorsun...

Sana sunulana sitem ediyorsun ama sonrada bunu kabul etme zorunluluğu duyuyorsun evet sen üretmiyor tüketimide bilinçsiz yapıyorsun,düşünmüyor kendin için birşey yapmıyor birilerinin düşüncelerini kendine hayat tarzı ediniyorsun bazen birşeyler yapman gerektiğini düşünüyor ve ahiret ölüm korkusuyla kapısından girenlere cennet vaadeden fikir yerine zehirli atık üreten cemaatlar,hoca,haham,şeyh,papazların peşinden gidiyorsun...Rüyalarındaki seni bulmaya çalışırken altından çıkan başka senlere rastlayınca şaşırıyorsun,başkası mı yoksa soruyorsun kendi kendine çünkü sen kendini ruyalarında hayallerinde arıyorsun.Gerçekten uzak yaşamınla sana cennet vaadeden insanların ve ayak uydurmak durumunda kaldığın düşüncelerinin sürekli aynı kalacağını zannettiğin zamanları düşünüyor ve gülüyorsun kendi kendine ...Kendini anlamaya çalıştığın yaşamını,yaşantını sorguladığın ve gerçekte allaha vereceğin hesabında yanlış olduğunu düşündüğün gecenin duygusal anlarında aldığın kararlarınla bağdaşmayan bir yaşam sürdüğün anlarda düştüğün çelişkiler öyle içinden çıkılmaz bir hale giriyorki çelişkilerden kaçmak ve bir çıkar yol bulmak istemiyorsun artık


Mantığını gerektirdiği gibi çalıştırıyorsun olması gerektiği şekilde düşünüyorsun bazen, ama bu düşünüşün gerektirdiği olması gereken ve senin nefsinin bencil tutkularına dur deyip gerçeklere dönemeyişin bir Allahcı bir kulcu yaşamınla bazen cemaatin ,bazen şeyh,hoca bazende duygusal anlarda aldığın kararlarla örtmeye çalıştığın gerçeklerle yüzleşmek seni öyle kanatıyor ki bazen bu gerçekler karşısında düşüncelerinden kaçışına bile tanık oluyorsun. Düşündüklerinin değişmesi seni "kendim olmaktan çıktım artık" konumuna sokuyor...Polyannacılık oyununa başlıyorsun.. Oyunun biricik kahramanı sensin ve rolünü başardıkça mutlu oluyorsun. Çelişkiler içinde yüzerken yanılgılarının farkına varıyorsun..Kalbinle konuştuğun zaman düştüğün yanılgıların ne kadar derin izler biraktiğini anlıyorsun bir an..Kendi kendine gecenin o keşkelerinden birini çekiyor ve "keşke kalbimden çok beynimle konuşsaydım" diyorsun...

Yanılgılarınla yüzleştikçe bu yanılgıların üstüne ne kadar gittiğinin farkına da varıyorsun..Gitmiş miydin acaba...Bunu da görmek istiyorsun ama gitmemiş oldugunu göreceğin için bundan korkuyorsun...Saklı kalan bir şeyler oldugunu biliyorsun ama bunları itiraf edememenin saklamış olmanın sende bıraktığı derin izleri de silmek istemiyorsun.Gerçekten doğruları ortaya koyduğunda Sığındığın yerlerin dışardan çırıl çıplak görünmesinden yani kral çıplak denmesinden korkuyorsun ve tüm bu kargaşaya ahlar ,vahlarla geçen yaşamına son verip yeni bir sen yeni bir ben oluşturmak ve sadece bir olan allaha teslim olarak onun istediği gibi bir hayat sürmek yerine çelişkilerle dolu hayatının yanlışlarını örtmeye çalışarak cennet hesabı yapıyorsun kolay olan dururken ikiyüzlülüğü zoru seçiyorsun ve kendini kandırmaya devamediyorsun çelişkiler içinde bunalan benliğini rahatlatma adına aslında herkez maske takar anlıkta olsa diyorsun ama kendinde öyle maskeli olduğun için ne o maskeleri indirecek gücü buluyorsun kendinde nede o maskenin altındaki gerçekleri görme cesaretini...Anlamamak adına karşılaştığın doğruları çelişkilerinle örtmeye çalıştığın anlarda gerçeklerle karşılaştığında belirsizliğin içine düşüyorsun...Belirsizlik denizinde attığın kulaçların seni bir yerlere götürdüğünü düşünürken hep aynı yerde olduğunu göremeyeceksin...Belirsizlik sadece heyecan verecek sana....


O halde kendinle nefsinle yüzleşmekten kaçmamalı ve hala yaşıyorken tüm çelişkilerden uzaklaşarak doğruların üzerini örtemiyeceğinin bilinci ile , peşine düştüğün hoca,şeyh,haham ve papazları ya da bu beleş cennet pazarlamacılarının kaynaklarını karşına alarak "Bu ne hal ve bu bilgi beni niye kurtarmıyor niye ben böyle çelişkilerle doluyum?" sorusunu sormadıkça ve cevabını aramadıkça dünya rezaletinden kurtulamadığın gibi Ahiret azabından da kurtulamıyacaksın.İnsanın dünyası ve ahireti, ancak inandığı ve bu inancına bağlı olarak yaptığı davranışlarla şekillenir. Bunun zorlama götürmez bir gerçek olması teslimiyetin gereğidir. Ucuz bir tercihle yapılacak batıl sığıntılarla dolu tekrarlar oluşturmadan önce iki kere ikinin fasılasız herkes için dört ettiği gerçeğini kabullenmek gerekir. Bu, eşyayı yerinde ve asli kimliğiyle tanımlamaktır. Tanımlamanın belirsizleştiği yerde yorumlama da felç olacaktır. Aklı olan her insan bir şekilde taraftardır. Eğer iradesi kendi ellerinde değil de başkaları tarafından kumanda ediliyorsa birilerinin hesapları uğruna bu vazifeyi yürütür. Bu işin hiçbir zaman sıfır noktası yoktur.vede olmuyacaktır.
 
Üst Alt