- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
HAYATIN İŞLEYİŞİ. . . .
“Yaşadığımız hayat nasıl işliyor?” sorusunu kendimize sormalı, doğru cevapları bulmalıyız. Hayatın içindeki yerimiz nedir, ne değildir tayin etmeliyiz. Yaşadığımız müddetçe yapacağımız işlerin doğrusunu öğrenmeliyiz, öğrendiklerimizle amel etmeliyiz.
İnsan önce kendini öğrenmeli, tanımalı. Kendini tanımayan Rabbini tanıyamaz. İnsanın en büyük düşmanı da kendi, dostu da kendisidir. İnsan bilmediklerine düşmandır. Bildikleriyle dost olabilir. Bilmedikleri hep düşman kalır. Öyle ise önce kendimizi tanımalıyız.
Hayatımız için her şeyi hazırlayan, bize sonsuz nimetler ihsan eden bir yaratıcıyı tanımamak büyük eblehliktir, akılsızlıktır. Halbuki insan akıl sahibidir. Akıl sahibi olan insan bütün varlığın kendisiyle ilgili olduğunu bilir. Allah, insanı hayatın merkezine koymuş; merkezden muhite doğru bir talep, muhitten merkeze bir arz devam ediyor.
Allah, kainatta ve dünyada ne varsa onları birbirine entegre etmiş, bağlamış ve her şey birbiriyle yardımlaşıyor. Bütün icraatın tamamı insan için. Faraza insanı yeryüzünden kaldırsanız hiçbir şeyin manası ve değeri kalmayacak. Demek ki her şeyin mana ve değeri insan iledir. İnsansız hiçbir şeyin değeri yoktur.
Dünyaya geldiğimizde her şeyi hazır bulduk. Bizi halk eden ve dünyaya gönderen ihtiyaçlarımızı bildiği için her şeyi bizim için hazırlamış. Dünyaya geldiğimizde havayı, suyu, gıdayı hazır bulduk. Onların bir kısmını anında kullanmaya başladık. Biz doğmadan annemizin sütü yoktu. Biz doğar doğmaz annemizin göğsünden süt akmaya başladı. Sütün özellikleri de tam midemize göre ayarlanmış. Hava hemen burnumuzun ucunda bitivermiş. Her an aldığımız nefesle hayatımız devam ediyor. Havaya ihtiyacımızı bilen, ciğerlerimize uygun hava hazırlamış. Nefes aldığımızda ve verdiğimizde hayat buluyoruz. Bu muazzam sistemin kuruluş ve işletilmesinde zerre kadar bir dahlimiz yok. Ama buna rağmen, kurulmuş bu sistemi bozmakta çok da mahiriz. Bize hayat veren havayı kirleterek hayatımıza zarar veriyor, bir nevi hayatımıza hayatımızla tuzak kuruyoruz. Necip Fazıl Kısakürek bir şiirinde: “İnsan üç-beş damla kan, ırmak üç-beş damla su / Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu” diyerek yıllarca önce bu tehlikeleri terennüm etmiş. Üretilen temizlik ve kozmetik maddeleri hayatımıza tuzak olmadı mı? Çevreyi kirletip kendimize zarar vermiyor muyuz?
Bugün dünya üzerinde insanların kullandığı deterjan atıklarının suya, toprağa karışmasıyla insanlara ve canlılara zarar verdiğini, kozmetik sektöründe kullanılan pek çok ürünlerin atmosfere karışıp, teneffüs ettiğimiz havanın bozulduğunu yapılan araştırmalar gösteriyor. Bütün bunlar baştan aşağı, insanın kendi kendine kurduğu tuzak değil mi?
Bugün insan, hayatının maddi-manevi kontrolünü kaçırmıştır. Evet, hayat baş döndürücü bir hızla değişmiştir. Bu değişimle birlikte hayatımız da değişik yönlerden olumsuz etkilenmiştir. Mesela; sağlığımız daha fazla bozuldu. Toplumda dejenerasyon başladı. Maddiyunluk sebebiyle haksızlıklar çoğaldı. Ahlaki değerlerde erozyon arttı. Bu vaveyla içinde insan yaratılış gayesini unuttu. Görünen o ki dünya hayatı geçici. İnsan isterse hayatını saadet-i dareyne, iki cihan saadetine çevirebilir.
16. 12. 2011
Durmuş Göktekin
“Yaşadığımız hayat nasıl işliyor?” sorusunu kendimize sormalı, doğru cevapları bulmalıyız. Hayatın içindeki yerimiz nedir, ne değildir tayin etmeliyiz. Yaşadığımız müddetçe yapacağımız işlerin doğrusunu öğrenmeliyiz, öğrendiklerimizle amel etmeliyiz.
İnsan önce kendini öğrenmeli, tanımalı. Kendini tanımayan Rabbini tanıyamaz. İnsanın en büyük düşmanı da kendi, dostu da kendisidir. İnsan bilmediklerine düşmandır. Bildikleriyle dost olabilir. Bilmedikleri hep düşman kalır. Öyle ise önce kendimizi tanımalıyız.
Hayatımız için her şeyi hazırlayan, bize sonsuz nimetler ihsan eden bir yaratıcıyı tanımamak büyük eblehliktir, akılsızlıktır. Halbuki insan akıl sahibidir. Akıl sahibi olan insan bütün varlığın kendisiyle ilgili olduğunu bilir. Allah, insanı hayatın merkezine koymuş; merkezden muhite doğru bir talep, muhitten merkeze bir arz devam ediyor.
Allah, kainatta ve dünyada ne varsa onları birbirine entegre etmiş, bağlamış ve her şey birbiriyle yardımlaşıyor. Bütün icraatın tamamı insan için. Faraza insanı yeryüzünden kaldırsanız hiçbir şeyin manası ve değeri kalmayacak. Demek ki her şeyin mana ve değeri insan iledir. İnsansız hiçbir şeyin değeri yoktur.
Dünyaya geldiğimizde her şeyi hazır bulduk. Bizi halk eden ve dünyaya gönderen ihtiyaçlarımızı bildiği için her şeyi bizim için hazırlamış. Dünyaya geldiğimizde havayı, suyu, gıdayı hazır bulduk. Onların bir kısmını anında kullanmaya başladık. Biz doğmadan annemizin sütü yoktu. Biz doğar doğmaz annemizin göğsünden süt akmaya başladı. Sütün özellikleri de tam midemize göre ayarlanmış. Hava hemen burnumuzun ucunda bitivermiş. Her an aldığımız nefesle hayatımız devam ediyor. Havaya ihtiyacımızı bilen, ciğerlerimize uygun hava hazırlamış. Nefes aldığımızda ve verdiğimizde hayat buluyoruz. Bu muazzam sistemin kuruluş ve işletilmesinde zerre kadar bir dahlimiz yok. Ama buna rağmen, kurulmuş bu sistemi bozmakta çok da mahiriz. Bize hayat veren havayı kirleterek hayatımıza zarar veriyor, bir nevi hayatımıza hayatımızla tuzak kuruyoruz. Necip Fazıl Kısakürek bir şiirinde: “İnsan üç-beş damla kan, ırmak üç-beş damla su / Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu” diyerek yıllarca önce bu tehlikeleri terennüm etmiş. Üretilen temizlik ve kozmetik maddeleri hayatımıza tuzak olmadı mı? Çevreyi kirletip kendimize zarar vermiyor muyuz?
Bugün dünya üzerinde insanların kullandığı deterjan atıklarının suya, toprağa karışmasıyla insanlara ve canlılara zarar verdiğini, kozmetik sektöründe kullanılan pek çok ürünlerin atmosfere karışıp, teneffüs ettiğimiz havanın bozulduğunu yapılan araştırmalar gösteriyor. Bütün bunlar baştan aşağı, insanın kendi kendine kurduğu tuzak değil mi?
Bugün insan, hayatının maddi-manevi kontrolünü kaçırmıştır. Evet, hayat baş döndürücü bir hızla değişmiştir. Bu değişimle birlikte hayatımız da değişik yönlerden olumsuz etkilenmiştir. Mesela; sağlığımız daha fazla bozuldu. Toplumda dejenerasyon başladı. Maddiyunluk sebebiyle haksızlıklar çoğaldı. Ahlaki değerlerde erozyon arttı. Bu vaveyla içinde insan yaratılış gayesini unuttu. Görünen o ki dünya hayatı geçici. İnsan isterse hayatını saadet-i dareyne, iki cihan saadetine çevirebilir.
16. 12. 2011
Durmuş Göktekin