- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Nefessiz kalıyor adımlarında kırık kaldırımların bağırık kinayeleri
Sesleniyor görüşülmemiş bir emelin bağrından yanık çatırtıları
Aldırma bir bahardır kelebekler uçuşsun saçlarında
Kaldırma kırıntıların vebaline çarpılır her ateş böceği
Sonra açılır şafak ve söner daimlik peşinden sürüklenir acı
Durulur son duraktır bu ve kırmızı bir yorgunlukta
Mavice dirilir bağrı yanık çöllerin yolsuz esleri.
Hayata küsen ateşine üflüyor
Harlandırıyor narında kızılcık ki barizce bir yoldur
Ahında eflatuni suretlerin renklerden arınık tümleçlerce
Adına ad oluyor kaldırımlara uzanan deliklerle
Sonra yoruluyor bitesiye bir kıyamın son rükûsunda
Bitmeyen duaların kıpırdanan halleriyle
Serçelere katık oluyor gökten boşalan sessizlikler
Eflatun bir rüzgâr ve dilenciler geçit töreninde gözlerimde
Ellerimde boş bir tas yudumluyorum sonsuz susuzluğu
Kaldır ki yokluktan sağanak boşalıyor üzerimize
Yayılmış yelkovanın keyfine çatılmış bir akrep düşse de
Altından kayıyor topraklar kırık hatlar boyunca
Ey hüznümün alfabesi
kadimi kırık bir elifba edindim geceleri
Ardından çiziktireceğim boş sayfalar ki kırık bir kalemin
Canhıraş feryatları boşandı
sayfalara ağu düştü ardından Kıkıldı
Sayfalar yandı ki kelimeler ak kor tanecikleri gibi
Yağdı sağanaktan bir yağmurun gözüme değen anında
Gelsin yoluna rüzgar adadığım kırmızı güllerin yoncası
Bağrım deliktir sözlerin kinayeden yoksun hemzelerinde
Vurguyu unuttum virgülü de
noktayla koyuldum yola
Yolunda şarabi bir kızıllık bürüdü göğümü
Çaldı mahur bestesin en eflatun rengi
Şimdi kızıl bir kıyamet ki gözlerimde
Ağrıyor yüreğim
Gitmenin hakkına mezar taşları dikiyorum
Şu büyük şehrin kaldırımlarına
Bilal Can...
Sesleniyor görüşülmemiş bir emelin bağrından yanık çatırtıları
Aldırma bir bahardır kelebekler uçuşsun saçlarında
Kaldırma kırıntıların vebaline çarpılır her ateş böceği
Sonra açılır şafak ve söner daimlik peşinden sürüklenir acı
Durulur son duraktır bu ve kırmızı bir yorgunlukta
Mavice dirilir bağrı yanık çöllerin yolsuz esleri.
Hayata küsen ateşine üflüyor
Harlandırıyor narında kızılcık ki barizce bir yoldur
Ahında eflatuni suretlerin renklerden arınık tümleçlerce
Adına ad oluyor kaldırımlara uzanan deliklerle
Sonra yoruluyor bitesiye bir kıyamın son rükûsunda
Bitmeyen duaların kıpırdanan halleriyle
Serçelere katık oluyor gökten boşalan sessizlikler
Eflatun bir rüzgâr ve dilenciler geçit töreninde gözlerimde
Ellerimde boş bir tas yudumluyorum sonsuz susuzluğu
Kaldır ki yokluktan sağanak boşalıyor üzerimize
Yayılmış yelkovanın keyfine çatılmış bir akrep düşse de
Altından kayıyor topraklar kırık hatlar boyunca
Ey hüznümün alfabesi
kadimi kırık bir elifba edindim geceleri
Ardından çiziktireceğim boş sayfalar ki kırık bir kalemin
Canhıraş feryatları boşandı
sayfalara ağu düştü ardından Kıkıldı
Sayfalar yandı ki kelimeler ak kor tanecikleri gibi
Yağdı sağanaktan bir yağmurun gözüme değen anında
Gelsin yoluna rüzgar adadığım kırmızı güllerin yoncası
Bağrım deliktir sözlerin kinayeden yoksun hemzelerinde
Vurguyu unuttum virgülü de
noktayla koyuldum yola
Yolunda şarabi bir kızıllık bürüdü göğümü
Çaldı mahur bestesin en eflatun rengi
Şimdi kızıl bir kıyamet ki gözlerimde
Ağrıyor yüreğim
Gitmenin hakkına mezar taşları dikiyorum
Şu büyük şehrin kaldırımlarına
Bilal Can...