Rızasını kazanmaya çalıştığımız Allah Tealâ’nın, nerede olursak olalım bizi gördüğünü unutmadan her dem ilâhi ölçüleri gözetmek, bütün güzelliklerin kaynağıdır. Bununla beraber ayet ve hadislerde sahiplenmemiz yahut yapmamız gereken güzellikler birer “hasene” olarak da sayılmıştır.
Hasenatın bir kısmı mahiyeti sebebiyle bizzat güzeldir. İman, takva, ihlâs, ilim, ibadet, böyle mutlak bir güzelliği taşır mesela. Zikir güzeldir, şükür güzeldir, hayâ güzeldir, tevbe güzeldir. Kanaat güzeldir, itidal güzeldir, sabır güzeldir, cömertlik güzeldir, infak ve ikramda bulunmak güzeldir. Her hususta edebe riayet güzeldir. İnsanlarla ilişkilerimizde doğruluk, sözünde durmak, yardımlaşma, güleryüz, şefkat, sevgi, saygı, hilm, tevazu, selamlaşma güzeldir. Eşya ve tabiat da dahil, sahip olduğumuz her imkânı emanet şuuruyla zarar vermeden, israf etmeden kullanmak güzeldir. Kötülüğe iyilikle, münkere marufla, kusurlara af ile, günaha tevbe ile mukabele etmek güzeldir. Senden esirgeyene vermen, senden ilgiyi kesene ilgi göstermen güzeldir. Her şeyin, herkesin hukukunu gözetmek, çalışmak, helâlinden kazanmak, temiz ve tertipli olmak, az yemek, az uyumak güzeldir.
Bazı tutum ve davranışlar da vardır ki bunlar niyet ve tarza göre güzel de olabilir, çirkin de. Yani bizatihi hasene değildir ama ilâhi ölçülere riayetle hasene haline getirilebilir.
Mesela meşru bir işte aracılık etmek Kur’an’ın ifadesiyle “şefaat-i hasene”dir de (Nisa, 4), kötü ve yanlış işler için aracı olmak çirkin bir davranıştır. Kötü örnek olmak da mümkündür, güzel ve iyi örnek olmak da. Hz. İbrahim a.s. (Mümtehine, 4) ve Rasul-i Ekrem s.a.v. gibi davranmaya çalışmak “güzel örnek” (Ahzab, 21) olmaktır. İhtiyaç sahibine borç vermek (karz), faiz gibi haramlarla kâr etmek maksadı taşıyorsa çirkindir. Sadece misli ile ödenmek şartıyla ve maddi bir menfaat amacı güdülmeden, yardım duygusuyla verilmişse güzeldir. Buna “karz-ı hasen” denilmiş ve sadakadan daha faziletli olduğu ifade edilmiştir. Sözün de güzeli söylenirse hasene olur. Güzel söz; doğru, faydalı ve hayırlı sözdür. Allah’a davet eder. Malâyâniden uzaktır, hikmetler içerir. Tatlılıkla, yumuşaklıkla, muhatabın seviyesine uygun şekilde söylenir.
Uzatmaya gerek yok. Kâfirlerle, müşriklerle, zalimlerle mücadele ederken bile “güzel davranmayı” tenbih eder Kur’an (Nahl, 125).
Hasenatın bir kısmı mahiyeti sebebiyle bizzat güzeldir. İman, takva, ihlâs, ilim, ibadet, böyle mutlak bir güzelliği taşır mesela. Zikir güzeldir, şükür güzeldir, hayâ güzeldir, tevbe güzeldir. Kanaat güzeldir, itidal güzeldir, sabır güzeldir, cömertlik güzeldir, infak ve ikramda bulunmak güzeldir. Her hususta edebe riayet güzeldir. İnsanlarla ilişkilerimizde doğruluk, sözünde durmak, yardımlaşma, güleryüz, şefkat, sevgi, saygı, hilm, tevazu, selamlaşma güzeldir. Eşya ve tabiat da dahil, sahip olduğumuz her imkânı emanet şuuruyla zarar vermeden, israf etmeden kullanmak güzeldir. Kötülüğe iyilikle, münkere marufla, kusurlara af ile, günaha tevbe ile mukabele etmek güzeldir. Senden esirgeyene vermen, senden ilgiyi kesene ilgi göstermen güzeldir. Her şeyin, herkesin hukukunu gözetmek, çalışmak, helâlinden kazanmak, temiz ve tertipli olmak, az yemek, az uyumak güzeldir.
Bazı tutum ve davranışlar da vardır ki bunlar niyet ve tarza göre güzel de olabilir, çirkin de. Yani bizatihi hasene değildir ama ilâhi ölçülere riayetle hasene haline getirilebilir.
Mesela meşru bir işte aracılık etmek Kur’an’ın ifadesiyle “şefaat-i hasene”dir de (Nisa, 4), kötü ve yanlış işler için aracı olmak çirkin bir davranıştır. Kötü örnek olmak da mümkündür, güzel ve iyi örnek olmak da. Hz. İbrahim a.s. (Mümtehine, 4) ve Rasul-i Ekrem s.a.v. gibi davranmaya çalışmak “güzel örnek” (Ahzab, 21) olmaktır. İhtiyaç sahibine borç vermek (karz), faiz gibi haramlarla kâr etmek maksadı taşıyorsa çirkindir. Sadece misli ile ödenmek şartıyla ve maddi bir menfaat amacı güdülmeden, yardım duygusuyla verilmişse güzeldir. Buna “karz-ı hasen” denilmiş ve sadakadan daha faziletli olduğu ifade edilmiştir. Sözün de güzeli söylenirse hasene olur. Güzel söz; doğru, faydalı ve hayırlı sözdür. Allah’a davet eder. Malâyâniden uzaktır, hikmetler içerir. Tatlılıkla, yumuşaklıkla, muhatabın seviyesine uygun şekilde söylenir.
Uzatmaya gerek yok. Kâfirlerle, müşriklerle, zalimlerle mücadele ederken bile “güzel davranmayı” tenbih eder Kur’an (Nahl, 125).
Son düzenleme: