- Üyelik Tarihi
- 24 Eki 2005
- Mesajlar
- 2,864
- Aldığı Beğeniler
- 20
Hayırlı bir komşu musunuz?
Evlerimiz duvar duvara, sefertası gibi üst üstedir. Komşumuzla aramızda el kalınlığında bir duvardan başka perde yoktur. Öyle ise çok dikkatli olmaya mecburuz. Ne biz onu rahatsız etmeliyiz ne de o bizi rahatsız etmelidir. Madem bir evin muhtelif odaları hükmündeki dairelerde yan yana, üst üste yaşamaya mecburuz, öyle ise birbirimizi incitmekten çekinmeli, rahatsızlık vermekten korkmalıyız. Şayet komşu hakkını biliyor, komşuyu rahatsız etmenin vebalini idrak etmiş bulunuyorsak... Komşu hakkı çok mu mühim? Komşuyu rahatsız etmenin vebali pek mi ağır? İsterseniz bu konuda bazı hadislerin ikazına bir göz atalım. Bakalım Efendimiz (sas) komşunun komşusunu rahatsız etmesini nasıl nazara veriyor, kaba saba komşulara, çevresini incitmekten çekinmeyen anlayışsızlara ne türlü ihtarda bulunuyor Buhari ve Müslimin naklettiği hadisin ikazı:
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna eziyet etmesin!
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin!
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin, yahut da sükut eylesin!
Efendimiz (sas) Hazretleri bir defasında komşu hakkından bahsediyordu. Bir ara sesini yükselterek şöyle buyurduğu duyuldu:
- Vallahi iman etmiş olmaz! Vallahi iman etmiş olmaz! Vallahi iman etmiş olmaz! Dinleyenler heyecanlanmışlardı. İman etmiş olmayanın kim olduğunu merak ederek sordular:
- Ya Resûlallah, kim iman etmiş olmaz? Buyurdu ki:
- Komşusu kendisinden emin olmayan kimse (tam) iman etmiş olmaz!
Evet, gerçek müminden konu komşu emin olur, haksız yere rahatsızlık görmezler, zulmüne, sıkıntısına maruz kalmazlar. Çünkü mümin bilir ki, imanda kemale eren kimse, komşusuna eziyet etmekten çekinir, rahatsızlık vermekten korkar. Nitekim Efendimiz komşusunu rahatsız edip, eziyet veren kimsenin bunu bizzat kendisine yapmış olacağını haber verdiği hadisinde şöyle buyurmuştur:
- Kim komşusuna eziyet ederse bilsin ki bana eziyet etmiştir!
- Kim bana eziyet ederse bilsin ki Allaha (cc) eziyet etmiştir.
Bir defasında Efendimiz savaşa çıkmıştı. Düşmanla karşılaşmak üzere iken durdu ve çevresine buyurdu ki: - Komşusuna eziyet edip, rahatsızlık veren bizimle savaşa katılmasın. Ayrılıp çıksın! Muhtemeldir ki, onun bu günahı savaşı kaybetmeye sebep olur. Evet, komşuya haksızlık etmek, rahatsızlık verip zulümde bulunmak öylesine ağır günahtır ki, bu günahı yüzünden içinde bulunduğu ordu savaşı kaybedip, mağlubiyete bile düşebilir.
* * *
Komşunun komşuya ilgi göstermeyip onu derdiyle, sıkıntısıyla baş başa bırakmasını uygun görmeyen Efendimiz bir hadisinde de şöyle buyurdu:
- Tam iman etmiş olmaz, kendisi tok olarak uyurken komşusunun aç olarak yattığını bilen kimse.
Bu konudaki ikazını tekrarlayan Efendimiz bir diğer hadisinde de şöyle buyurmuştur:
- Yanı başında aç, bîilaç yaşayan komşusuna ilgi göstermeyen kimse (kâmil) mümin sayılmaz! Bahsi bir hadis mealiyle bağlayalım:
- Arkadaşın hayırlısı arkadaşını terk etmeyendir. Komşunun hayırlısı da komşusunu terk etmeyendir! Ne dersiniz? Hayırlı arkadaş, hayırlı komşu musunuz?
Evlerimiz duvar duvara, sefertası gibi üst üstedir. Komşumuzla aramızda el kalınlığında bir duvardan başka perde yoktur. Öyle ise çok dikkatli olmaya mecburuz. Ne biz onu rahatsız etmeliyiz ne de o bizi rahatsız etmelidir. Madem bir evin muhtelif odaları hükmündeki dairelerde yan yana, üst üste yaşamaya mecburuz, öyle ise birbirimizi incitmekten çekinmeli, rahatsızlık vermekten korkmalıyız. Şayet komşu hakkını biliyor, komşuyu rahatsız etmenin vebalini idrak etmiş bulunuyorsak... Komşu hakkı çok mu mühim? Komşuyu rahatsız etmenin vebali pek mi ağır? İsterseniz bu konuda bazı hadislerin ikazına bir göz atalım. Bakalım Efendimiz (sas) komşunun komşusunu rahatsız etmesini nasıl nazara veriyor, kaba saba komşulara, çevresini incitmekten çekinmeyen anlayışsızlara ne türlü ihtarda bulunuyor Buhari ve Müslimin naklettiği hadisin ikazı:
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna eziyet etmesin!
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin!
- Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin, yahut da sükut eylesin!
Efendimiz (sas) Hazretleri bir defasında komşu hakkından bahsediyordu. Bir ara sesini yükselterek şöyle buyurduğu duyuldu:
- Vallahi iman etmiş olmaz! Vallahi iman etmiş olmaz! Vallahi iman etmiş olmaz! Dinleyenler heyecanlanmışlardı. İman etmiş olmayanın kim olduğunu merak ederek sordular:
- Ya Resûlallah, kim iman etmiş olmaz? Buyurdu ki:
- Komşusu kendisinden emin olmayan kimse (tam) iman etmiş olmaz!
Evet, gerçek müminden konu komşu emin olur, haksız yere rahatsızlık görmezler, zulmüne, sıkıntısına maruz kalmazlar. Çünkü mümin bilir ki, imanda kemale eren kimse, komşusuna eziyet etmekten çekinir, rahatsızlık vermekten korkar. Nitekim Efendimiz komşusunu rahatsız edip, eziyet veren kimsenin bunu bizzat kendisine yapmış olacağını haber verdiği hadisinde şöyle buyurmuştur:
- Kim komşusuna eziyet ederse bilsin ki bana eziyet etmiştir!
- Kim bana eziyet ederse bilsin ki Allaha (cc) eziyet etmiştir.
Bir defasında Efendimiz savaşa çıkmıştı. Düşmanla karşılaşmak üzere iken durdu ve çevresine buyurdu ki: - Komşusuna eziyet edip, rahatsızlık veren bizimle savaşa katılmasın. Ayrılıp çıksın! Muhtemeldir ki, onun bu günahı savaşı kaybetmeye sebep olur. Evet, komşuya haksızlık etmek, rahatsızlık verip zulümde bulunmak öylesine ağır günahtır ki, bu günahı yüzünden içinde bulunduğu ordu savaşı kaybedip, mağlubiyete bile düşebilir.
* * *
Komşunun komşuya ilgi göstermeyip onu derdiyle, sıkıntısıyla baş başa bırakmasını uygun görmeyen Efendimiz bir hadisinde de şöyle buyurdu:
- Tam iman etmiş olmaz, kendisi tok olarak uyurken komşusunun aç olarak yattığını bilen kimse.
Bu konudaki ikazını tekrarlayan Efendimiz bir diğer hadisinde de şöyle buyurmuştur:
- Yanı başında aç, bîilaç yaşayan komşusuna ilgi göstermeyen kimse (kâmil) mümin sayılmaz! Bahsi bir hadis mealiyle bağlayalım:
- Arkadaşın hayırlısı arkadaşını terk etmeyendir. Komşunun hayırlısı da komşusunu terk etmeyendir! Ne dersiniz? Hayırlı arkadaş, hayırlı komşu musunuz?
