Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Cuma Hutbesi-1
ALLAH'A İMANIN FERT VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ



Değerli Müminler!

İman, Yüce Allahın varlık ve birliğini, Onun sevgili elçisi Hz. Muhammedin peygamberliğini ve o Seçkin Elçinin Allah Taâlâdan getirdiği her şeyi kalp ile tasdik ve dil ile ikrar etmektir. İman, insanın iç dünyasında doğuştan getirdiği temizlik ve berraklığın, ergenlik sonrasında da bütün hayatı kuşatması ve bu sayede mümin kişinin gönül dünyasında Yaratıcısına tarifi imkânsız bir sevgiyle bağlanmasıdır. Allaha olan bu sevgi ve bağlılık, kişiyi dar kalıplara sıkışmış fikir buhranlarından, niyet bozukluklarından, ruhi dengesizliklerden kurtarıp, basit dünya hesaplarının dışına çekerek onu dünya ve ebedi âlem için büyük hesapların, ulvi davaların, engin düşüncelerin insanı haline getirir.

Muhterem Kardeşlerim!

İmanın temelinde büyük bir sevda yatar. Sevgiliye ulaştıran bu sevda yolunda insan birçok çile ve sıkıntılarla karşılaşabilir. Kişi bunların Yüce Sevgili tarafından kendisine lutfedilmiş birer imtihan olduğunu kabul edip, hiçbir şüpheye düşmeden ve ümitsizliğe kapılmadan, Eşref oğlu Rûminin dediği gibi;  Hoştur bana senden gelen? Ya hilat-ü yahut kefen? Ya gonca gül yahut diken/Lütfun da hoş kahrın da hoş diyebilme ve Yüce Allahın Secde et, yaklaş[1] emri gereği, daha bir gönülden secde etmeye ve dua etmeye sevk eden bir teslimiyettir iman...

Konuşmanın hikmet; sükûtun tefekkür, çalışmanın ibadet, bakışın feraset, hayatın nezaket ve nezafetle yaşandığı; dostlukların vefalı, arkadaşlıkların çıkarsız ve içten olduğu; yüzlerde tatlı tebessümlerin hâkim olduğu, dertlerin paylaşıldığı, sevinçlerin ortaklaşa yaşandığı ve simalarda secde izlerinin taşındığı, Allah için birbirini seven, birbirine gönül açan, bağışlayan ve bazen mümin kardeşini kendisine tercih ettiren bir hayattır iman...

Nerede benim için birbirini sevenler?.. Gelsinler; Arşımın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bugün onları gölgelendireyim[2] çağrısı, Yüce Allah tarafından işte bu iman sevdalılarına yapılmaktadır. Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü mısralarını Yunusun dilinden döktüren de işte bu imandır.

Benim bu gecem şeb-i arustur (düğün gecesidir) diyen Mevlananın, ölüm gecesini düğün gecesi gibi karşılamış olması da imanın sağlamış olduğu sadakat, teslimiyet ve muhabbettendir. Yine Mevlananın, insanlığın tümüne kucak açarak Ne olursan ol yine gel çağrısı ile O En Sevgiliye doğru yola çıkma, inanma, teslim olma, vefakâr olma çağrısı ve yaşayışıdır iman...

Aziz Müminler!

İman bizim kalbimizde bu anlayış ve teslimiyetle okyanuslar gibi dalgalandığı gün; iç dünyamızda, ailemizde, çevremizde, mahallemizde, hatta bütün bir cemiyette huzur ve sevgi içerisinde yaşarız. Sevgili peygamberimiz bir duasında, Alahım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, beni sana yaklaştıracak amellerin sevgisini nasip et3 derken imanın Yaratıcı ile kulları arasında bir sevgi kaynaşması olduğunu açık bir dille haber vermiştir. Bunu başaranlar, imanlarında samimi, ibadetlerinde devamlılık olan müminler, Allahın dostluğunu da kazanmış olurlar.

Hutbeme bir ayet-i kerime mealiyle bitiriyorum: İnsanlar arasında Allahı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allahı severcesine severler. Müminlerin Allaha olan sevgisi ise daha güçlüdür& [4]

_____________________

[1] Alak 96/19

[2] Müslim, Birr, 37

[3] Hutbe, Ocak 1992,s3

[4] Bakara 2/165
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
:allahuakbar:

Ne aci'dir ki Rabbini unutupta Dünyaligi sevene... X( :( :(O sevdigi sey onu yer, bitirir....
Rabbim razi olsun...Cok tesekkürler abi paylasimin icin...
Tüm Ümmet-i müslümain cumasi mübarek olsun...Hayirlara vesile olur ins....
 

sbetül

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2005
Mesajlar
923
Aldığı Beğeniler
1
cümle ümmeti muhammede hayırlı cumalar
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
cümle islam alemin cuması mubarek olsun


YUNUS EMRE NİN SEVGİ ANLAYIŞI


Aşk, muhabbet, sevgi kavramları, tasavvufun ve bu disipline bağlı olarak oluşan edebiyatın en temel kavramlarıdır. Bunun en önemli sebebi ise tasavvuf düşüncesinin, dini, aşk perspektifinden yorumlamasıdır. Bu düşünce tarzına göre, kâinat, en başta Hz. Peygamber ve kâinattaki bütün varlıklar aşk üzre yaratılmışlardır. lemde var olan her şey, sevginin tecellisidir.
Bu anlayıştan hareketle bütün tasavvuf edebiyatı, baştan sona aşkı terennüm eden bir edebiyattır. Ne var ki, kimi mutasavvıf şairler, bu konuda diğerlerinden daha önce aklımıza gelirler. Çünkü onlar bu kavramı daha içten, yalın ve coşkulu söyleyerek şairliklerini aşkla özdeş hale getirmiş şairlerdir.
Bu şairlerden aklımıza ilk gelen ise şüphesiz Yunus Emredir. Onun bütün mısraları aşktan doğar, aşkla söylenir. Bundan dolayıdır ki, Yunus, edebiyatımızda en büyük aşk şairi olarak ele alınır. Yunustaki Allah sevgisi, insan sevgisi, diğer varlıklara yönelik sevgi pek çok inceleme yazısının ana konusunu teşkil eder.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, Yunus Emrenin bu kavramla NEYİ anlatmak istediği meselesidir. Zira, aşk kavramı istismara çok açık bir kavramdır. Bundan dolayıdır ki, zaman içerisinde Yunusun aşk anlayışının çok farklı muhtevalarda ele alındığını görmekteyiz. Bu durum, hem gerçeğin örtülmesine ve çarptırılmasına yol açmakta hem de aşkın bir yaşama üslubu olarak anlaşılmasını güçleştirmektedir. Bu bakımdan Yunusun düşünce dünyasındaki aşkın gerçek tanımlamasını yapmak bir zaruret halini almıştır.
Yunusta aşk, her şeyden önce bir iman meselesidir. Dolayısıyla sevilmesi gereken asıl varlık Cenab-ı Allah, daha sonra Hz. Peygamber, ardından da insan ve diğer varlıklardır. Dolayısıyla Allah ve peygamber sevgisi, kelime-i tevhidin şair dilindeki ifade şeklidir. Diğer varlıkların ve özellikle insanın sevilmesi ise bu iman ilkesinin tabii bir gereği ve sonucudur. Zira, Yunusun ifadesiyle, yaratılanı sevmek Yaradandan dolayıdır. Başka bir ifadeyle Yunusun sevgi anlayışında aşk, iman; aşk eri ise mümini ifade eder.
Sevgiyi, böylesi bir ilahi temelden uzaklaştırırsak ne aşkı anlayabiliriz ne de aşkın bereketinden faydalanabiliriz. Her şey Allahtandır. Bizi yarattığı gibi, gönlümüze aşk dediğimiz ilahi cevheri de yerleştiren Odur. Yunusun da bundan başka türlü bir aşkı dile getirdiğini söylemek en başta onu anlayamamak olur.
Yunus, elbette Müslüman kültür coğrafyalarında hep böyle anlaşılmış, "ilahi aşk" motifinin en önemli temsilcisi olarak görülmüştür. Öyle ki, Yunusun ardından takipçileri yetişmiş ve edebiyatımızda bir "Yunus Emre mektebi" oluşmuştur. Ne var ki, hakikati örtmeye, çarpıtmaya temayüllü kimi kafa yapıları bilgisizlik yahut kasıt sonucu karşımıza farklı Yunus portreleri de çıkarmışlardır. Yunus, samimi bağlısı olduğu İslam ve tasavvuf dairesinden çıkarılmış ve batılı bir kavram olan ve sadece sözlük anlamı itibariyle bir benzerliği söz konusu olan "hümanist" bir bakış açısıyla ele alınmak istenmiştir. Bundan bir ölçüde başarılı olunduğu da bir gerçektir.
Böyle bir yaklaşımın neticesi olarak Yunus Emre, kimilerince bir filozof, kimilerince bir halk ozanı olarak görülmüştür. Bu yüzden olacak ki Yunus, dünyayı sevginin ardına sığınarak sevgisizliğe boğmak isteyen zihniyetlerin sözcülüğüne soyundurulmuştur. Bilindiği üzere, hümanizm her ne kadar kavramsal olarak sevgiyle alakalı görünse bile hümanistçe bir sevgide ilahi bir boyut yoktur. Tam aksine insanın, "kul"luktan çıkarılıp adeta ilahlaştırılması söz konusudur. Böyle bir sevgide ilahi bir boyut olmadığı gibi aslında insani bir boyut da yoktur. Bu anlayışta esas olan, kitleleri sevgi ve hoşgörü kavramıyla uyuşturmaktır. Bu anlayışa göre insan, üstün olacak, bütün ilahi kayıtlardan kurtulacak, tabiatı, hayvanları, bitkileri dilediğince tasarruf edecektir. Hatta, insanın üstünlüğü bütün insanları da içine alan bir yaklaşım değildir. Belli bir kavmi yahut topluluğu üstün, diğerlerini kendilerine köle olarak görme eğilimi vardır.
Yeni bir din asrına doğru giden dünyamızda bu meselenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dikkat edilirse Yunus ve onun gibi olan sevgi kahramanları en çok batılı araştırmacıların konusu haline gelmiştir. Tarih boyunca bilim ve teknik adamları yetiştirmiş fakat gönül insanları yetiştirememiş olan batı, yeni bir yüzyılın önünde çaresizdir. İnsanlığa sunacağı bir değerler manzumesi yoktur. Ama saltanatını da sürdürmek istemektedir. Bu yüzden özellikle doğu-İslam toplumlarının geçmişte olduğu gibi yeni bir çağın önünde yeniden ayağa kalkmalarını engellemek için değerlerin istismarına yönelmiştir. İyi niyetli ve samimi çabaları elbette bu tutumdan ayrı bir yerde görmeliyiz. Ama ortada bir samimiyetsizliğin olduğu da bir gerçektir.
Burada asıl görev, Yunusla aynı inancı, aynı medeniyeti paylaşan Müslümanlara düşmektedir. Yunus, yeni çalışmalarla, yeni eserlerle insanlığın gündemine asli hüviyeti ile taşınmalıdır. Dolayısıyla tasavvuf, yeni bir üslupla modern insanın ilgi ve bilgi alanına sokulmalıdır. Kan ve gözyaşının, inkârın, zulmün zirvede olduğu ve bir kıyamete doğru gittiğimiz böyle bir zamanda insanlığın kurtuluşu buna bağlıdır. İşin özü Yunusça sevgidir. Bu sevgiyi bir iman meselesi olarak görmeyi ve göstermeyi başarmamız halinde nasıl Yunus çağında Haçlı ve Moğol yıkımlarından sonra bir Selçuklu şafağı bir Osmanlı güneşi doğup bütün dünyayı aydınlatmışsa şimdi de böyle bir medeniyetin doğumu bu şekilde gerçekleştirilebilir.
Ne ekonomik ne siyasi istikrasızlık& İnsanın asıl problemi hilkatten, dolayısıyla hak ve hakikatten uzaklaşmasıdır. Yunus Emre, dolayısıyla bağlısı olduğu tasavvuf düşüncesi bu anlamda önümüzdeki en önemli imkândır. Yunus Emre, dün nasıl bir hakikat sözcüsü olarak çağdaşı diğer gönül erleriyle bunu başarmışsa bugün de eserlerinden çıkarılacak yeni bir yaşama projesiyle aynı başarı tekrarlanabilir. Çünkü Yunus, hâlâ çağdaştır ve içimizdedir. Şiirleriyle konuşmaya devam etmektedir. Yeter ki biz sadece ten kulağımızı değil can kulağımızı da bu çağrıya açalım. O zaman gönül aynasında dolayısıyla hayatta tecelli edecek olan Haktan başkası olmayacaktır. Hakkın tecellisi hakikatin tecellisi olacak ve insanlık yeni bir iman ve aşk medeniyetinin mensubiyetiyle hilkate ve hikmete yeniden dönecektir.


Yazar: Mustafa ÖZÇELİK
 

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
ALLAH RAZI OLSUN!ALLAH BU GÜZEL GÜNÜN BEREKETİNDEN VE İHSANLARINDAN FAYDALALANMAYI NASİP ETSİN!
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
[span=indigo][GLOW=orangered]TÜM İSLAM ALEMİNİN CUMASI MÜBAREK OLSUN[/GLOW][/span]
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
herkezin mubarek cumasi kutlu ve mutlu olsun ..

hayirli gunler diliyorum herkeze..
cumaniz hayirli ve bol kazancli gecsin ..
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
[GLOW=royalblue]TÜM İSLAM ALEMİNE HAYIRLI CUMALAR[/GLOW]
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Cuma hutbesi için teşekkürler... Eklemeniz çok faydalı oluyor kanısındayım.. Allah cc Razı olsun..

Ben de tüm site sakinlerimizin cum'a'larını tebrik ediyorum.. Rabbim hepimize hayırlı ve razı olduğu cumalar geçirsin :insaallah:
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Gökyüzünden berrak ve saf bir tane beyaz bir karanfil ayrıldı.

O kadar tatlı ve güzeldi ki yere süzülüp inene kadar gözlerim onu takip etti.

Ve artık yere çökmüştü&

Kirlerden siyahlaşmış olan yer, gökyüzünden inen

beyaz karanfil ve arkadaşları ile beyazlaşmış, parlamış, ve beyaz güller gibi olmuştu&

Birden kirli ellerimiz dokundu beyaz karanfillere&

Ağlıyordu karanfiller, üzülüyorlardı, hüzün bürüyordu karanfillerimin kalbini&

Ama ne çare beşerin bozuk eli değiyordu.

Bembeyaz karanfillerim kalbim gibi soluyordu...

Biliyorum kalbime de aynı eller değmişti.

Arıyordu kalbim beyaz karanfillerini&

Yavaş yavaş kalbim berraklaşacak ve beyaz gül gibi saflaşacaktı.

Evet evet, yavaş yavaş gözlerimden akan yaşlar kalbimin kirlerini temizleyecek ve berraklaştıracaktı.

Ama artık istemiyordum beşerin eli değmesin kalbime !

Beşer beni yıkmasın ! Kalbim artık kararmasın !



Gelin dostlar karlar yeryüzünü yıkadığı gibi yıkayalım kalbimizi.

Arayalım Cumanın berrak ve saf karanfilini&
 
Üst Alt