- Üyelik Tarihi
- 22 Şub 2021
- Mesajlar
- 1,553
- Aldığı Beğeniler
- 3,761
Hayvanlar Hem Akıl Hem Ruh Sahibidirler!
حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
"Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: 'Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Suleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin' dedi." (Neml 18)
وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ
لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ
إِنِّي وَجَدتُّ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ
أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ
اذْهَب بِّكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
قَالَتْ يَا أَيُّهَا المَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ
"(Suleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: «Hudhud'u niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?" (20) - "Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!” (21) - Çok geçmeden (Hudhud) gelip: «Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.
(22) - Çünkü ben, orada onlara hükümdarlık eden, kendisine herşey verilmiş, yüce bir tahtı olan bir kadın buldum. (23) - "Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar" (24) - (Suleyman Hudhud'e) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız." (27) - "Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak." (28)- (Suleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi) "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektub bırakıldı" dedi. (Neml Suresi 29)
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاء
Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şubhesiz Allah dilediği şeyi yapar. (Hacc 18)
وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. (Nahl 68)
"Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir." (Maide 4)
وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ
“Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında” (Tekvir 5)
Abdullah bin Ömer, Ebu Hurayra ve İmam Mucahid'in bu ayetin tefsirlerine göre, Cenabı Hak mahşer gününde hayvanları alıp ödeştirecek, sonra da onlara, "Toprak olun." buyuracak, sonunda onların hepsinin bedenleri toprak olacak, ruhları ise bakı kalacaktır. Hayvanların cehennem azabından kurtulmalarına gıpta ile bakan kafirler, kendilerinin de toprak olmalarını arzu edeceklerdir.
Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki :
“Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas sûretiyle hakkı alınacaktır.”
(Muslim, Birr 15, 60; Tirmizî, Kıyâmet, 2; R. Salihin, 204; Elmalılı Hamdi Yazır. Hak Dini Kur'an Dili, 8:5599)
Nitekim hayvanların ruhları bâki kalacağını ve Suleyman Aleyhisselamın Hudhud'u ve Karıncası, Salih Aleyhisselamın devesi, Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi (Alûsî, Ruhu’l-Beyân, 5/226; Kurtubî, 1/372) bazı özel hayvanların hem ruhu, hem cesediyle baki aleme gideceği ve herbir hayvan nevinin arasıra istimâl için birtek cesedi bulunacağı, rivâyetlerden anlaşılmakla beraber; hikmet, hakikat, rahmet ve rububiyet öyle iktiza ederler.
Allah (c.c.) hayvanları, İns ve cin gibi teklifle mukellef kılmamıştır. İnsanlarda ayrıca aklın dışında şuur da verilmiştir. Hayvanları yaratmasındaki asli hikmet kulluk da değildir. Buna rağmen yerde ve gökte bulunanlar (hayvanlar dahil) bütün mahlukat kendi hal ve lisaniyla secde/zikr ederler.
Hayvanlarıda cuz’i irade de vardır. Fakat teklifi iktiza edecek kadar değildir. Yani insanların taşıdığı “ibadet ve Allah’a itaat hususunda isterse yapar istemezse yapmaz” iradesi cinsinden değildir.
Şeriat kanunlarını ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri şeri kanunlardır. Bunlardan insanlar sorumludur.
Diğeri ise fıtri kanunlardır. Yer çekimi kanunu, ateşin yakma kanunu gibi. Kendini boşluğa bırakan yere düşer ve acıyla peşinen cezasını çeker.
Yaratılışından gelen bir his ile onlara bildirilmiştir. Nasıl ki bir kuş yaşamının gereklerini ilham ile öğrenir. Onun gibi yaşamında yapması gerekli şeyler de fıtri olarak ilhamen bildirilir.
Allah (c.c.) hayvanları yaratmasındaki hikmetlerden biri de kullarına hizmet (bedeni, rızk vs) etmeleridir .
"Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz." (Mu'minun 21)
"Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz"
"Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şubhesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir." (Nahl 6-7)
İlim adamlarına göre bütün hayvanların kavrayışları ve akılları vardır. Bunda görüş ayrılığı yoktur.
İmam Şafiî de: "Güvercin kuşların en akıllılarıdır" demiştir.
İbn Atiyye dedi ki; Karınca da uyanık, güçlü, koku alma duyusu son derece kuvvetli, bir takım şeyleri saklayan, yuvalar yapan, yeşermesin diye taneyi iki parçaya, kişnişi dördü bölen bir hayvandır. Çünkü kişniş iki parçaya bölündü mü yeşerir. Bir yıl boyunca topladıklarının yarısını yer, geri kalanını ise yedek olarak bırakır. (Kurtubî, Neml, 27/16-35. ayetlerin tefsiri)
Hayvanların birbirleri üzerindeki hak ve haksızlıktan dolayı sorguya çekileceklerdir.
İbn Abbas'ın naklettiğine göre Rasulullah (s.a.v.), Hudhud, göçeğen kuşu, karınca ve arının öldürülmesini yasaklamıştır. Hudhud'la ilgili yasaklamanın sebebi olarak Suleyman (a.s.)'a su bulması ve elçilik görevi yapması gösterilir. (Kurtubî, Neml, 27/16-35. ayetlerin tefsiri)
İbn Mâce ise, Muhammed b. Yahya en-Neysaburi ez-Zuhlî'den, O, Ebu Hurayra'den şöylece rivayet etmektedir: Ebu Hurayra dedi ki: Rasulullah (s.a.v.), göçeğen kuşunun, kurbağanın, karıncanın ve hudhud kuşunun öldürülmesini yasaklamıştır.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 164 ; İbn Mûce, Saya 10; Dârimî, Ednlıî 26; Musned, I, 332, 347)
İbn Abbas (r.anh)'tan nakle göre, Suleyman (a.s.)’ın özellikle hava yolculuklarında kendisi ve ordusu için su lâzım olduğunda Hudhud'u çağırırdı. Suleyman’ın su muhendisi olan bu kuş, insanların yeryüzünde olan bir cismi gördükleri gibi arzın derinliklerinde bulunan suyu görür ve onun ne kadar derinlikte olduğunu da anlardı. Suyun yer ve derinliği böylece keşfedildikten sonra Suleyman (a.s.) görevlilere emreder, orası kazılır ve su çıkarılırdı (İbn Kesir, Tefsir 5/227-228; Taberî, Tefsir 19/143)
Sahibini Rasulullah (s.a.v.)'e Şikayet Eden Deve
Mehdî b. Meymûn anlatıyor; Muhammed b. Abdillah b. Ebî Yâ’kûb, Hasen b. Ali’nin kölesi Hasen b. Sad aracılığıyla Abdullah b. Ca’fer’in şöyle dediğini anlattı:
-Bir gün Rasûlullah (s.a.v) beni terikesine bindirdi ve kimseye anlatmamam şartıyla bana gizlice bir şey söyledi. Onun (yolculukta tuvalet için) en hoşuna giden şey kendini gizleyebilecek bir hedef ya da dalları yerlere sarkmış yabanî hurma fundalığı olurdu. Bir kere Ensar’dan birinin bahçesine girmişti. Orada bir deve vardı. Deve Rasûlullah’ı görünce inleyerek gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Nebî (s.a.v) yanına gidib kulak dibini eliyle sıvazladı deve de sakinleşti.
Efendimiz: Bu devenin sahibi kim?” diye sordu.
Ensar’dan genç biri gelip, “benim” dedi.
Efendimiz de: “Allah’ın sana bahşettiği bu hayvan hususunda Allah’tan korman gerekmez mi idi! Çünkü, o senin kendisini aç bırakıb yorduğunu bana şikayet etti.” buyurdu.
(Muslim hadisi “yabani hurma” kelimesine kadar nakletti. Diğer kısmı da Muslim’in şartına uygundur.)
(Muslim 342 ve 2429; Ebû Dâvûd 2549; Musned 1/205; Beyhakî, Delâil 6/26; İbni Mâce 340; Kadı Ebû Yâvla, Musned 12/6787,6788; Beyhakî, Sunen-i Kubra 8/13, 1/94; Hakim 2/100; Ebû Avane Musned 1/176, 117; İbni Ebî Şeybe, Musannef 11/493 no 11805; Halebî, İnsanu’l-Uyûn, c. 2, s. 289)
Kur'an-ı Kerim'de Adı Geçen Hayvanlar
DEVE- “Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete
حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
"Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: 'Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Suleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin' dedi." (Neml 18)
وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ
لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ
إِنِّي وَجَدتُّ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ
أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ
اذْهَب بِّكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
قَالَتْ يَا أَيُّهَا المَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ
"(Suleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: «Hudhud'u niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?" (20) - "Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!” (21) - Çok geçmeden (Hudhud) gelip: «Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.
(22) - Çünkü ben, orada onlara hükümdarlık eden, kendisine herşey verilmiş, yüce bir tahtı olan bir kadın buldum. (23) - "Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar" (24) - (Suleyman Hudhud'e) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız." (27) - "Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak." (28)- (Suleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi) "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektub bırakıldı" dedi. (Neml Suresi 29)
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاء
Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şubhesiz Allah dilediği şeyi yapar. (Hacc 18)
وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. (Nahl 68)
"Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir." (Maide 4)
وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ
“Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında” (Tekvir 5)
Abdullah bin Ömer, Ebu Hurayra ve İmam Mucahid'in bu ayetin tefsirlerine göre, Cenabı Hak mahşer gününde hayvanları alıp ödeştirecek, sonra da onlara, "Toprak olun." buyuracak, sonunda onların hepsinin bedenleri toprak olacak, ruhları ise bakı kalacaktır. Hayvanların cehennem azabından kurtulmalarına gıpta ile bakan kafirler, kendilerinin de toprak olmalarını arzu edeceklerdir.
Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki :
“Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas sûretiyle hakkı alınacaktır.”
(Muslim, Birr 15, 60; Tirmizî, Kıyâmet, 2; R. Salihin, 204; Elmalılı Hamdi Yazır. Hak Dini Kur'an Dili, 8:5599)
Nitekim hayvanların ruhları bâki kalacağını ve Suleyman Aleyhisselamın Hudhud'u ve Karıncası, Salih Aleyhisselamın devesi, Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi (Alûsî, Ruhu’l-Beyân, 5/226; Kurtubî, 1/372) bazı özel hayvanların hem ruhu, hem cesediyle baki aleme gideceği ve herbir hayvan nevinin arasıra istimâl için birtek cesedi bulunacağı, rivâyetlerden anlaşılmakla beraber; hikmet, hakikat, rahmet ve rububiyet öyle iktiza ederler.
Allah (c.c.) hayvanları, İns ve cin gibi teklifle mukellef kılmamıştır. İnsanlarda ayrıca aklın dışında şuur da verilmiştir. Hayvanları yaratmasındaki asli hikmet kulluk da değildir. Buna rağmen yerde ve gökte bulunanlar (hayvanlar dahil) bütün mahlukat kendi hal ve lisaniyla secde/zikr ederler.
Hayvanlarıda cuz’i irade de vardır. Fakat teklifi iktiza edecek kadar değildir. Yani insanların taşıdığı “ibadet ve Allah’a itaat hususunda isterse yapar istemezse yapmaz” iradesi cinsinden değildir.
Şeriat kanunlarını ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri şeri kanunlardır. Bunlardan insanlar sorumludur.
Diğeri ise fıtri kanunlardır. Yer çekimi kanunu, ateşin yakma kanunu gibi. Kendini boşluğa bırakan yere düşer ve acıyla peşinen cezasını çeker.
Yaratılışından gelen bir his ile onlara bildirilmiştir. Nasıl ki bir kuş yaşamının gereklerini ilham ile öğrenir. Onun gibi yaşamında yapması gerekli şeyler de fıtri olarak ilhamen bildirilir.
Allah (c.c.) hayvanları yaratmasındaki hikmetlerden biri de kullarına hizmet (bedeni, rızk vs) etmeleridir .
"Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz." (Mu'minun 21)
"Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz"
"Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şubhesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir." (Nahl 6-7)
İlim adamlarına göre bütün hayvanların kavrayışları ve akılları vardır. Bunda görüş ayrılığı yoktur.
İmam Şafiî de: "Güvercin kuşların en akıllılarıdır" demiştir.
İbn Atiyye dedi ki; Karınca da uyanık, güçlü, koku alma duyusu son derece kuvvetli, bir takım şeyleri saklayan, yuvalar yapan, yeşermesin diye taneyi iki parçaya, kişnişi dördü bölen bir hayvandır. Çünkü kişniş iki parçaya bölündü mü yeşerir. Bir yıl boyunca topladıklarının yarısını yer, geri kalanını ise yedek olarak bırakır. (Kurtubî, Neml, 27/16-35. ayetlerin tefsiri)
Hayvanların birbirleri üzerindeki hak ve haksızlıktan dolayı sorguya çekileceklerdir.
İbn Abbas'ın naklettiğine göre Rasulullah (s.a.v.), Hudhud, göçeğen kuşu, karınca ve arının öldürülmesini yasaklamıştır. Hudhud'la ilgili yasaklamanın sebebi olarak Suleyman (a.s.)'a su bulması ve elçilik görevi yapması gösterilir. (Kurtubî, Neml, 27/16-35. ayetlerin tefsiri)
İbn Mâce ise, Muhammed b. Yahya en-Neysaburi ez-Zuhlî'den, O, Ebu Hurayra'den şöylece rivayet etmektedir: Ebu Hurayra dedi ki: Rasulullah (s.a.v.), göçeğen kuşunun, kurbağanın, karıncanın ve hudhud kuşunun öldürülmesini yasaklamıştır.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 164 ; İbn Mûce, Saya 10; Dârimî, Ednlıî 26; Musned, I, 332, 347)
İbn Abbas (r.anh)'tan nakle göre, Suleyman (a.s.)’ın özellikle hava yolculuklarında kendisi ve ordusu için su lâzım olduğunda Hudhud'u çağırırdı. Suleyman’ın su muhendisi olan bu kuş, insanların yeryüzünde olan bir cismi gördükleri gibi arzın derinliklerinde bulunan suyu görür ve onun ne kadar derinlikte olduğunu da anlardı. Suyun yer ve derinliği böylece keşfedildikten sonra Suleyman (a.s.) görevlilere emreder, orası kazılır ve su çıkarılırdı (İbn Kesir, Tefsir 5/227-228; Taberî, Tefsir 19/143)
Sahibini Rasulullah (s.a.v.)'e Şikayet Eden Deve
Mehdî b. Meymûn anlatıyor; Muhammed b. Abdillah b. Ebî Yâ’kûb, Hasen b. Ali’nin kölesi Hasen b. Sad aracılığıyla Abdullah b. Ca’fer’in şöyle dediğini anlattı:
-Bir gün Rasûlullah (s.a.v) beni terikesine bindirdi ve kimseye anlatmamam şartıyla bana gizlice bir şey söyledi. Onun (yolculukta tuvalet için) en hoşuna giden şey kendini gizleyebilecek bir hedef ya da dalları yerlere sarkmış yabanî hurma fundalığı olurdu. Bir kere Ensar’dan birinin bahçesine girmişti. Orada bir deve vardı. Deve Rasûlullah’ı görünce inleyerek gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Nebî (s.a.v) yanına gidib kulak dibini eliyle sıvazladı deve de sakinleşti.
Efendimiz: Bu devenin sahibi kim?” diye sordu.
Ensar’dan genç biri gelip, “benim” dedi.
Efendimiz de: “Allah’ın sana bahşettiği bu hayvan hususunda Allah’tan korman gerekmez mi idi! Çünkü, o senin kendisini aç bırakıb yorduğunu bana şikayet etti.” buyurdu.
(Muslim hadisi “yabani hurma” kelimesine kadar nakletti. Diğer kısmı da Muslim’in şartına uygundur.)
(Muslim 342 ve 2429; Ebû Dâvûd 2549; Musned 1/205; Beyhakî, Delâil 6/26; İbni Mâce 340; Kadı Ebû Yâvla, Musned 12/6787,6788; Beyhakî, Sunen-i Kubra 8/13, 1/94; Hakim 2/100; Ebû Avane Musned 1/176, 117; İbni Ebî Şeybe, Musannef 11/493 no 11805; Halebî, İnsanu’l-Uyûn, c. 2, s. 289)
Kur'an-ı Kerim'de Adı Geçen Hayvanlar
DEVE- “Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete