Hazret-i Ali ve Köylü
Muhtaç oldu u halinden belli olan fakir bir köylü, Hazret-i Ali'nin yanına gidip oturur.
Hayret-i Ali (Bir iste in mi var?) buyurur.
Köylü utancından diliyle bir şey söylemez.
Muhtaç oldu unu işaretle bildirir.
Hazret-i Ali, yanında bulunan iki giyece inin ikisini de köylüye verir.
Köylü sevinerek güzel bir beyit okur.
Beyit Hazret-i Ali'nin çok hoşuna gider.
Çocukları için ayırdı ı üç altının hepsini köylüye verir.
Köylü,(Ey Emir-el mü'minin, beni kendi diyarımın en büyük zengini ettin) der.
Hazret-i Ali de, sevgili Peygamberimizden işitti i şu hadîs-i şerîfi nakleder
Herkesin de eri, söyledi i güzel sözlere, yaptı ı iyi işlere göre ölçülür.)
Ziyaretine Gelmediler
Kays bin Sa'd, herkese çok ihsanda bulunan, isteyenlere borç para veren cömert bir kimseydi. Bir gün hastalandı. Tanıdıkları ziyaretine gelmedi. Sonunda ö rendi ki,kendisine borçlu olanlar utandıkları için gelemiyorlar.Bunun üzerine dedi ki:
-Arkadaşlarımı, tanıdıklarımı ziyaretten men eden malı Allah kahretsin. Daha sonra bir tellal ça ırtıp,Kays bin Sa'd kimden alaca ı varsa hepsini ba ışlamıştır,hakkını helâl etmiştir diye her yere duyurmasını istedi. Tellalın ilânından sonra Kays bin Sa'dın ziyaretine o kadar çok insan geldi ki, kalabalıktan evinin merdivenleri kırıldı.
Sultanın İhsanı Böyle Olursa
Sultan Mahmud Gaznevi (967-1030) zamanında, Hasan isminde bir ihtiyar, hastalanmıştı. Karnı sancıyordu.Doktora gitti ve hastalı ını anlattı.Muayenesini yapan doktor:
-Yediyüzelli gram balı ısıtıp, kahvaltıda yiyeceksin, dedi. İhtiyar parası olmadı ı için düşünceye daldı. O sırada oradan geçmekte olan Sultan Mahmud Gaznevi'yi gördü. Sultan'dan yediyüzelli gram bal istedi. Sultan güldü:
-Hasan Efendiye yetmişbeş kilo bal verin, dedi.
-İhtiyar, yediyüzelli gram istedi. Siz yetmişbeş veriyorsunuz, diyen vezirine:
-İhtiyar, kendine göre en azını istedi. Ben de, bana göre en azından veriyorum, dedi.
Ey kardeşim! Bu sözden ümit kokusu geliyor. Sultan Mahmud Gaznevi, bu kadar kerem eder, yediyüzelli gram isteyene, yetmişbeş kilo verirse, cömertlerin en cömerdi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allahü teâlâ,zayıf kullarına zâtına lâyık, keremine uygun ihsanda bulunması hiç şaşılacak bir şey olmaz. Biz istemesini bilelim. O herşeyi verir. O'ndan hiç olmazsa, birazcık isteyelim. O'nun için yok, yoktur.
Muhtaç oldu u halinden belli olan fakir bir köylü, Hazret-i Ali'nin yanına gidip oturur.
Hayret-i Ali (Bir iste in mi var?) buyurur.
Köylü utancından diliyle bir şey söylemez.
Muhtaç oldu unu işaretle bildirir.
Hazret-i Ali, yanında bulunan iki giyece inin ikisini de köylüye verir.
Köylü sevinerek güzel bir beyit okur.
Beyit Hazret-i Ali'nin çok hoşuna gider.
Çocukları için ayırdı ı üç altının hepsini köylüye verir.
Köylü,(Ey Emir-el mü'minin, beni kendi diyarımın en büyük zengini ettin) der.
Hazret-i Ali de, sevgili Peygamberimizden işitti i şu hadîs-i şerîfi nakleder
Ziyaretine Gelmediler
Kays bin Sa'd, herkese çok ihsanda bulunan, isteyenlere borç para veren cömert bir kimseydi. Bir gün hastalandı. Tanıdıkları ziyaretine gelmedi. Sonunda ö rendi ki,kendisine borçlu olanlar utandıkları için gelemiyorlar.Bunun üzerine dedi ki:
-Arkadaşlarımı, tanıdıklarımı ziyaretten men eden malı Allah kahretsin. Daha sonra bir tellal ça ırtıp,Kays bin Sa'd kimden alaca ı varsa hepsini ba ışlamıştır,hakkını helâl etmiştir diye her yere duyurmasını istedi. Tellalın ilânından sonra Kays bin Sa'dın ziyaretine o kadar çok insan geldi ki, kalabalıktan evinin merdivenleri kırıldı.
Sultanın İhsanı Böyle Olursa
Sultan Mahmud Gaznevi (967-1030) zamanında, Hasan isminde bir ihtiyar, hastalanmıştı. Karnı sancıyordu.Doktora gitti ve hastalı ını anlattı.Muayenesini yapan doktor:
-Yediyüzelli gram balı ısıtıp, kahvaltıda yiyeceksin, dedi. İhtiyar parası olmadı ı için düşünceye daldı. O sırada oradan geçmekte olan Sultan Mahmud Gaznevi'yi gördü. Sultan'dan yediyüzelli gram bal istedi. Sultan güldü:
-Hasan Efendiye yetmişbeş kilo bal verin, dedi.
-İhtiyar, yediyüzelli gram istedi. Siz yetmişbeş veriyorsunuz, diyen vezirine:
-İhtiyar, kendine göre en azını istedi. Ben de, bana göre en azından veriyorum, dedi.
Ey kardeşim! Bu sözden ümit kokusu geliyor. Sultan Mahmud Gaznevi, bu kadar kerem eder, yediyüzelli gram isteyene, yetmişbeş kilo verirse, cömertlerin en cömerdi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allahü teâlâ,zayıf kullarına zâtına lâyık, keremine uygun ihsanda bulunması hiç şaşılacak bir şey olmaz. Biz istemesini bilelim. O herşeyi verir. O'ndan hiç olmazsa, birazcık isteyelim. O'nun için yok, yoktur.