Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Peygamber (S.A.V.), ona gözüm demişti(Hazret-i Ömer (radıyallahu anh)

Kâğıtta onun ismi yazılıydı. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh) istemişti o ismi. Bu ismi görenler Bilirsin ki Ömer sert mizaçlıdır.
Rabbin, Ömeri halife tayin ettiğin için seni sorgularsa ne cevap vereceksin?
diyecek olmuşlardı da, Allahın kullarının en iyisini onlara halife yaptım, derim. diye cevaplamıştı

Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh). Ve sonunda emr-i Hak vaki olmuş, minberde yükselme sırası Hazret-i Ömere (radıyallahu anh) gelmişti. İşte ilk sözleri : Allahım! Ben sert, şiddetli biriyim, beni yumuşat. Zayıf biriyim, beni güçlü kıl! Cimriyim, beni cömert eyle!

Yöneticilerimden biri haksızlık eder de düzeltmezsem bu haksızlığı yapan ben olmuş olurum! diyerek bilgi sahibi olmaya çalıştı hep yapılan işlerden. Zira ona göre Allahın en sevmediği bilgisizlik, devlet başkanının bilgisizliğiydi.
Bu yüzdendi Fırat kenarındaki koyunun öte dünyada bir soru işaretine dönüşeceğinden korkması.

Fetih, fethedilen topraklardaki insanların üstüne adaletin gölgesini düşürmek içindi, adalete gölge düşürmek için değil. Zamanın iki büyük gücü Bizans ve İranın Müslümanlar karşısındaki başarısızlıklarının arkasında kendi halklarına yaptıkları zulüm vardı.

Art arda düşüyordu şehirler. Önce Suriye Bizans hakimiyetinden çıktı, sonra Mısır. Öte yandan İran, Kadisiye zaferiyle sarsıldı ve Horasana kadar bütün İran topraklarında Mecusilerin ateşi söndü.

Suriyenin fethi tamamlandıktan sonra Müslümanlar harekatı batıya kaydırarak Efendilerinin mirac basamaklarından olan Kudüse yöneldiler. Kuşatma sonuç verdi;
ancak Hıristiyanlar teslim olmak için bir istekte bulundular: Şehri bizzat Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) teslim alacaktı. Bir mektupla durum Hazret-i Ömere (radıyallahu anh) bildirilmiş, yamalı elbiselerle ordunun başında Kudüse giren Hazret-i Ömer (radıyallahu anh), kendi önderlerinin debdebeli yaşantısına aşina halkı şaşkına çevirmişti.

Tıpkı Şama devesiyle girdiği gün, Ey müminlerin halifesi! Şayet asil bir ata binmiş olsaydın, seni halkın ileri gelenleri karşılardı! diyenlerin şaşkınlığı gibi. Ne demişti Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) onlara eliyle göğü işaret ederek : Sizi orada göremiyorum! Bana emirler ancak oradan gelir. Devemin önünden çekilin!

Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) İsteseydim, içinizde en güzel giyinen, en hoş şeyler yiyen ve en rahat yaşayan biri olurdum. diyordu. Bir kişi cehenneme girecek! dense korkuyla ürperen, Bir kişi cennete girecek! dense ümitle titreyen bir insanın istekleri de kuşkusuz farklı olacaktı :

Mesela ailesinden kurallara öncelikle kendilerinin uymasını istemiş, İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gözetlediği gibi gözetlerler. Emirleri çiğnerseniz, sizin cezanız daha ağır olur. diyerek uyarmıştı. Mesela bir deveyi yakalamaya çalışırken kendisini gören Ahnef bin Kaystan kovalamaya katılmasını istemiş, Gel birlikte yakalayalım. Devlete ait bir deve kaçtı. Bu malda kaç kişinin hakkı olduğunu biliyorsun! diye yükseltmişti sesini.

Neden bu işi bir köleye yaptırmıyor da eziyet çekiyorsun! diyenlere ise şu tarihî cevabı vermişti : Benden iyi köle kimmiş!

Hazret-i Ömerin (radıyallahu anh) başka istekleri de vardı. Mesela Bizans ve Sasani toplumundan bulaşan şaşaalı hayata direnmelerini istedi valilerinden ve onlara saray yapmayı yasakladı. Ordunun halkla karışıp bozulmasını önlemek için özel ordugah şehirleri kurulmasını emretti. Yöneticilerin mal ve servetlerinin kayıt altına alınmasını istedi. Yabancı paraların İslam topraklarındaki hakimiyetine, para bastırarak son verdi.

Müslümanların bir takvime olan acil ihtiyaçlarını dikkate alarak hicrî takvimi başlattı. Hayırlı işlerde acele edilmesini isteyerek, Her şeyin bir şerefi vardır; iyiliğin şerefi ise hemen yapılmasıdır ilkesini koydu.
Ona göre kötülükle yenen aslında mağluptu, günahla zafer elde eden muzaffer değil.

Hazret-i Ömeri (radıyallahu anh) kötülük bir sabah namazı vurdu. Beni bir köpek vurdu! diye inledi Hazret-i Ömer (radıyallahu anh). Kan kaybederken katilini öğrendi ve sevindi ; zira katil Müslüman değildi. Katilini öğrendi ve üzüldü ; zira katil iyilik yaptığı biriydi.

Ve Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) ölmeden önce son bir şey istedi : Hazret-i Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına defnedilmek... Hazret-i Aişeye (radıyallahu anha) gidilip Ömer, arkadaşı Muhammedin yanına gömülmek için iznini bekliyor denilmesini istedi. Hazret-i Aişe (radıyallahu anha) hıçkırarak verdi izni. Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) müjde ulaşana kadar ölmedi. Son sözü şuydu : Allaha hamdolsun! Benim için bundan daha mühim bir şey olamaz! Hazret-i Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) Gözüm! dediği heybetli adam, işte böyle ayrıldı dünyadan.
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Rabbim razı olsun ablam yüreğine sağlık sağolasın ömrüne bereket..
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH cc razı olsun..yüreğine sağlık..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik abla degerli bir paylasim tesekkürler
Allah(c.c)razi olsun insaAllah
Selam ve Dua ile.....
 

fatsalı

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2005
Mesajlar
1,831
Aldığı Beğeniler
796
Konum
fatsa
Takım
Trabzonspor
ablam elelrinzie sağlık çok gzüel paylaşım emeğinzie sağlık...
 
Üst Alt