Bismillahirrahmanirrahîm
Her an kalplerimizi gözeten Allah-u Zülcelal’e hamd;
Hidayet yolunu bize gösteren Efendimize, Ehl-i Beytine ve Ashab-ı Kiram’a salât ve selâm…
Merhaba Dostlar;
Kâinat nasıl her an yenilenip gidiyorsa insanın da sürekli bir yenilenmeye ihtiyacı vardır.
Yenilenme ihtiyacı her alanda karşımıza çıkar:
Sürekli bilgi, kültür ve görgümüzü yenileriz,
Dünyada ve ülkemizde olup bitenden haberdar olmak için, haberleri ve etrafımızda olup bitenleri izleriz,
Ailemizin fertlerini, yakınlarımızı ve arkadaşlarımızı takip eder, daima ilgilenmeye çalışırız…
Bütün bunlar ve daha başka ilgi alanlarımızda, sürekli bir takip içindeyizdir. Zira insan ve kâinat, biteviye bir devinim içindedir. Nehirden akıp giden su, asla bir daha aynı yerden akmamaktadır…
İşte, bütün bu akıp giden hayat karşısında, sürekli kendini yenileyemeyen insan, kısa zamanda maddi ve manevi anlamda dengesini kaybedecektir. Olan bitenin gerisinde kalacak, görev ve sorumluluklarını yerine getiremeyecektir.
Sevgili dostlar, bu anlatılan alanlar dışında, öyle bir alan daha var ki oradaki yenilenme ihtiyacı daha hayati öneme sahip...
Malumunuz, insan sadece maddeden oluşmuyor. Onun esasını teşkil eden öz, ruhunun derinliklerinde saklı. En hayati fonksiyonlara sahip olan kalbi ve aklı, bu manevi atmosferin tam merkezinde yer alıyor. Bu dünyanın dengede götürülmesi de, öte dünyanın kazanılması da bu hayati fonksiyonlarına bağlı.
Kalp daima çalkantılı bir mana okyanusudur. Duyguların meydana getirdiği dalgalanmalar, dış dünyadan yansıyan görüntüler, telkinler, sözler, müzikler, çeşitli sesler, burada yankılanır durur…
Kalbe açılan manevi menfezlerden birinden şeytani vesveseler akar, diğerinden meleklerin ilhamları.
Kalbe tesir eden şeyler bunlarla da sınırlı değildir; hayaller, anılar, çeşitli tasarımlar vs…
Bütün bunların dışında, bir de nur ve zulmet dengesi vardır ki bu bambaşka bir boyut çıkarır karşımıza. Kalbinizden keçen kötü bir tasarım, -Allah esirgesin- size, Gazab-ı İlahinin bir tecellisi olarak, zulmet olarak geri döner. Kalbinizin üzerine yağar. Harama sürekli bakış, kapkara islerin kalbin tabii fonksiyonlarını, insani hislerini etkisiz hale getirir.
Üstelik, bu zulmetlenme, sadece sizin kötü amel ve düşüncelerinizden kaynaklansa fark etmesi o kadar zor olmazdı. Bir belde içinde olan herkese dağılacak olan Gazab-ı İlahi’den -Allah muhafaza- sizin payınıza düşen de vardır! Veya bir topluluk içindesiniz, orada olup biten, günahlar, isyanlar aynı şekilde size aksedecektir. Yada yanına umarsızca oturduğunuz fasık bir insanın kalbinde biriken, onca zehir zemberek fikirler ve duygular atmosferi, sizin kalbinize hücum edecektir.
Tabii olarak, bunun tersi de doğrudur. Bir toplumda hayır hasenat yapılıyor, Allah’a itaat ediliyorsa bundan sizin de nasibiniz vardır. Allah-u Teala’nın razı olduğu şekilde yaşayan bir topluma, oluk oluk rahmet-i ilahi yağacak ve sizin -manevi kanallarınız buna açıksa- nasibiniz de sizi bulacaktır.
Bunlardan başka; aldığınız abdest, kıldığınız namaz, tuttuğunuz oruç, sürekli sizi olumsuz kirlerden arındıracak, pür ü pak edecektir. Her “Allah” dediğinizde, her “subhanellah” dediğinizde, özellikle de her Lâilâhe illellah” dediğinizde, gönlünüzün kiri pası dağılacaktır.
Sevgili dostlar, işte insan, bütün bu manevi etkileşimlerin odağındaki mahlûktur. İster farkında olun, ister olmayın. Bütün bu oluş gidişler, sizi çepeçevre kuşatmış durumdadır.
Eğer siz, bütün bu olanlar karşısında sürekli kendinizi yenilemiyorsanız. Kalbi, manevi temizliğinizi sürekli takip etmiyorsanız. Kısa zamanda kalbiniz pas tutacak, -Allah muhafaza- gaflet sarmalında boğulacaksınız. Şefkat ve merhamet gibi insani ve İslami duygularınız pörsüyecek; ibadet, taat ve hayır işlerinde sürekli bir isteksizlik hali içinde kıvranacaksınız.
Kıvranacaksınız diyorum çünkü imanı olan herkes, yanlış duygulara sahip olduğunda, kötü davranışlar sergilediğinde, günah ve isyana düştüğünde, mutlaka vicdan azabı çeker, pişmanlık duyar. Bu pişmanlığı bile duyamayan bir insan ise artık manevi fonksiyonlarını icra edemeyen bir kalbe sahip demektir. Yani, yürüyen ölü!...
Sevgili dostlarım, kardeşlerim, işte bu yüzdendir ki insanoğlu madem sürekli değişimlerin etkisindedir, o halde sürekli kendini yenilemek zorundadır, diyoruz.
Bundandır ki “Her daim Hakk ile beraber olmak” müminlerin daimi hedefi olmalıdır. Çünkü insan, ancak O’nunla birlikte olduğunda, yanlış duygu ve davranışların manevi tesirinden kendini koruyabilecektir.
Tasavvuf ehli, işte böyle bir zirveyi kendilerine hedef olarak seçmiş ve bizlere de bunun yolunu göstermeye çalışmaktadırlar.
Müjdeler olsun!
Her daim temiz kalanlara,
Her nefeslerinde Hakk ile olanlara…
SÜLEYMAN KARAKAŞ
Her an kalplerimizi gözeten Allah-u Zülcelal’e hamd;
Hidayet yolunu bize gösteren Efendimize, Ehl-i Beytine ve Ashab-ı Kiram’a salât ve selâm…
Merhaba Dostlar;
Kâinat nasıl her an yenilenip gidiyorsa insanın da sürekli bir yenilenmeye ihtiyacı vardır.
Yenilenme ihtiyacı her alanda karşımıza çıkar:
Sürekli bilgi, kültür ve görgümüzü yenileriz,
Dünyada ve ülkemizde olup bitenden haberdar olmak için, haberleri ve etrafımızda olup bitenleri izleriz,
Ailemizin fertlerini, yakınlarımızı ve arkadaşlarımızı takip eder, daima ilgilenmeye çalışırız…
Bütün bunlar ve daha başka ilgi alanlarımızda, sürekli bir takip içindeyizdir. Zira insan ve kâinat, biteviye bir devinim içindedir. Nehirden akıp giden su, asla bir daha aynı yerden akmamaktadır…
İşte, bütün bu akıp giden hayat karşısında, sürekli kendini yenileyemeyen insan, kısa zamanda maddi ve manevi anlamda dengesini kaybedecektir. Olan bitenin gerisinde kalacak, görev ve sorumluluklarını yerine getiremeyecektir.
Sevgili dostlar, bu anlatılan alanlar dışında, öyle bir alan daha var ki oradaki yenilenme ihtiyacı daha hayati öneme sahip...
Malumunuz, insan sadece maddeden oluşmuyor. Onun esasını teşkil eden öz, ruhunun derinliklerinde saklı. En hayati fonksiyonlara sahip olan kalbi ve aklı, bu manevi atmosferin tam merkezinde yer alıyor. Bu dünyanın dengede götürülmesi de, öte dünyanın kazanılması da bu hayati fonksiyonlarına bağlı.
Kalp daima çalkantılı bir mana okyanusudur. Duyguların meydana getirdiği dalgalanmalar, dış dünyadan yansıyan görüntüler, telkinler, sözler, müzikler, çeşitli sesler, burada yankılanır durur…
Kalbe açılan manevi menfezlerden birinden şeytani vesveseler akar, diğerinden meleklerin ilhamları.
Kalbe tesir eden şeyler bunlarla da sınırlı değildir; hayaller, anılar, çeşitli tasarımlar vs…
Bütün bunların dışında, bir de nur ve zulmet dengesi vardır ki bu bambaşka bir boyut çıkarır karşımıza. Kalbinizden keçen kötü bir tasarım, -Allah esirgesin- size, Gazab-ı İlahinin bir tecellisi olarak, zulmet olarak geri döner. Kalbinizin üzerine yağar. Harama sürekli bakış, kapkara islerin kalbin tabii fonksiyonlarını, insani hislerini etkisiz hale getirir.
Üstelik, bu zulmetlenme, sadece sizin kötü amel ve düşüncelerinizden kaynaklansa fark etmesi o kadar zor olmazdı. Bir belde içinde olan herkese dağılacak olan Gazab-ı İlahi’den -Allah muhafaza- sizin payınıza düşen de vardır! Veya bir topluluk içindesiniz, orada olup biten, günahlar, isyanlar aynı şekilde size aksedecektir. Yada yanına umarsızca oturduğunuz fasık bir insanın kalbinde biriken, onca zehir zemberek fikirler ve duygular atmosferi, sizin kalbinize hücum edecektir.
Tabii olarak, bunun tersi de doğrudur. Bir toplumda hayır hasenat yapılıyor, Allah’a itaat ediliyorsa bundan sizin de nasibiniz vardır. Allah-u Teala’nın razı olduğu şekilde yaşayan bir topluma, oluk oluk rahmet-i ilahi yağacak ve sizin -manevi kanallarınız buna açıksa- nasibiniz de sizi bulacaktır.
Bunlardan başka; aldığınız abdest, kıldığınız namaz, tuttuğunuz oruç, sürekli sizi olumsuz kirlerden arındıracak, pür ü pak edecektir. Her “Allah” dediğinizde, her “subhanellah” dediğinizde, özellikle de her Lâilâhe illellah” dediğinizde, gönlünüzün kiri pası dağılacaktır.
Sevgili dostlar, işte insan, bütün bu manevi etkileşimlerin odağındaki mahlûktur. İster farkında olun, ister olmayın. Bütün bu oluş gidişler, sizi çepeçevre kuşatmış durumdadır.
Eğer siz, bütün bu olanlar karşısında sürekli kendinizi yenilemiyorsanız. Kalbi, manevi temizliğinizi sürekli takip etmiyorsanız. Kısa zamanda kalbiniz pas tutacak, -Allah muhafaza- gaflet sarmalında boğulacaksınız. Şefkat ve merhamet gibi insani ve İslami duygularınız pörsüyecek; ibadet, taat ve hayır işlerinde sürekli bir isteksizlik hali içinde kıvranacaksınız.
Kıvranacaksınız diyorum çünkü imanı olan herkes, yanlış duygulara sahip olduğunda, kötü davranışlar sergilediğinde, günah ve isyana düştüğünde, mutlaka vicdan azabı çeker, pişmanlık duyar. Bu pişmanlığı bile duyamayan bir insan ise artık manevi fonksiyonlarını icra edemeyen bir kalbe sahip demektir. Yani, yürüyen ölü!...
Sevgili dostlarım, kardeşlerim, işte bu yüzdendir ki insanoğlu madem sürekli değişimlerin etkisindedir, o halde sürekli kendini yenilemek zorundadır, diyoruz.
Bundandır ki “Her daim Hakk ile beraber olmak” müminlerin daimi hedefi olmalıdır. Çünkü insan, ancak O’nunla birlikte olduğunda, yanlış duygu ve davranışların manevi tesirinden kendini koruyabilecektir.
Tasavvuf ehli, işte böyle bir zirveyi kendilerine hedef olarak seçmiş ve bizlere de bunun yolunu göstermeye çalışmaktadırlar.
Müjdeler olsun!
Her daim temiz kalanlara,
Her nefeslerinde Hakk ile olanlara…
SÜLEYMAN KARAKAŞ
Son düzenleme:
abi